"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Evleniyoruz, mutluyuz, masraflardan muafız!

Ahmet BATTAL
30 Haziran 2026, Salı
Bugün, köşemizin bir kısmını, Ankara’da avukat Ordulu bir dostumuzun yayınlamamız ricasıyla bize gönderdiği bir mektuba ayıracağız.

***

Muhterem Hocam,

Önceki gün, ben ofisimde değilken, PTT tebligat görevlisi, Ordu Büyükşehir Belediyesi Özel Kalem Müdürlüğünden gönderildiği yazılı olan AP05933424251 gönderi numaralı bir APS kurye mektubunun haber kâğıdını kapıma yapıştırmış. 

Ordu Büyükşehir Belediyesi ile bir davam yok ama haber kâğıdını görünce heyecanlandım. Malûm, bizim meslekte süreleri geçirmemek çok mühimdir. Zarfı almak için hemen PTT’ye gittim ve PTT Kargo eliyle adıma gelmiş olan poşeti aldım.

Heyecanla açtım. İçinden sürpriz bir biçimde çok şık bir düğün davetiyesi çıktı. 

Baktım ki Eski Bakan ve şimdinin Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Saygıdeğer Mehmet Hilmi Güler Beyefendi’nin Muhtereme Kerimelerinin 30 Haziran 2026’da Ankara’da ATO Congresium’da yapılacak düğününün davetiyesi.

Ne kadar mutlu olduğumu anlatamam.

“Neden?” diyeceksiniz. 

Sebebi şu: Ben kendilerini tanımam. Bir vatandaş olarak ve bir Ordulu olarak bendenizin adını ve adresini bulup masrafa girip davet etmiş olmaları fevkalade memnuniyet verici.  

Gerçi her bayramda cep telefonuma cevaplanması imkânsız türden SMS’ler gönderiyor ama tanışmayız. 

Ayrıca koskoca Devletin Özel Kalem Müdürlüğü personelinin bu türden resmî işler için bendenizi adam yerine koyup muhatap alması da çok kıymetli elbette.

Bir de daha önemlisi zarfın üzerindeki “(Haberleşme/Sözleşmeli Müşteri)” başlıklı bilgi kâğıdına göre bu gönderinin ücreti 0,00 TL ve ödeme şekli de “MAHSUP” olarak yazılı. Hem bedelsiz olup ve hem de mahsup gerekmesi işini de bir avukat olarak tam anlamadım ama o kadar cahillik de bendenize ait olsun artık. 

Sizden ricam, Sayın Bakanımıza ve Sayın Belediye Başkanımıza davetini memnuniyetle kabul ettiğimi köşenizden bildirmeniz ve duyurmanız. 

Hem -muhtemelen yoktur, resmen davetiye gönderilmedik kimse kalmamıştır ama- sizin yayınınız vesilesiyle belki başka bazı resmî-gayr-ı resmî aile dostları da düğünden haberdar olurlar ve ola ki iştirak etmek isterlerse giderler.

***

Mektup bu kadar. 

Zarf ve davetiye elimizde.

Bu hadise köşe dostumuz İbrahim Aktaşcı’nın aklına şu hikâyeyi getirdi:

Bir zaman bir adamın bir arkadaşından alacağı varmış. Alacağını ne zaman ödeyeceğini sormak için mektup yazmış. Arkadaşının geriye cevap yazabilmesi için zarfa bir pul da koymuş ve rica etmiş: “Bu pulu kullan ve bana borcunu ne zaman ödeyeceğini bildir lütfen.” Arkadaşından cevap da para da gelmemiş. Uzun süre sonra karşılaşmışlar. Neden mektuba cevap vermediğini arkadaşına sormuş. Aldığı cevap şöyle olmuş: “Zaten sen devleti de araya koyup mektup gönderdin ama ben borcumu ödeyemedim, bu sebeple mahcubum, bir de üstüne ben de yeniden devleti araya koyup üstelik bir de pulu israf edip sana ve kamuya daha fazla zarar vermek istemedim!” 

Şimdi soralım:

Kamunun pulunu, imkânını ve nüfuzunu şahsî işleri için “mahsup” etmeyi kendinde hak görenlerin adalet terazisi ne kadar doğru tartar? 

Daha da önemlisi, bu tartı, düğüne davet edilenler ile düğüne davet edilmeyenleri ayrı ayrı mı tartar?

Okunma Sayısı: 244
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı