"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Düşmanın silâhıyla silâhlanmak

Ahmet BATTAL
09 Temmuz 2025, Çarşamba
İnsanlar arası ilişkilerde olduğu gibi devletlerarası ilişkilerde de aslolan düşmanlık değil dostluktur. İnsanlar kanla beslenmezler. Toplumlar da.

Ancak “hazır ol cenge, ister isen sulhu salah” denmiştir. 

Yani dış düşmanlara sahip olmak istemeyiz, ama istemesek de düşman sahibi olabiliriz ve hazırlıklı olmak gereklidir. 

Bunlar coğrafî olarak bize uzak ya da yakın devletler olabilir. 

Bunlar eskiden beri aramızın iyi olmadığı devletler olabileceği gibi eski dostlar da düşman olabilir, yapılabilir. 

Hele 1948’den bu yana bölgemizde bir tür çıban gibi büyüyen ve büyütülen o malum devlete karşı da elbette hazırlıklı olmalıyız. 

Meşhurdur: Cenge hazırlık, düşmanın silâhıyla silâhlanmaktır. Yani ona onun sahip olduğu güç ve kuvvetle mukabele edebilmektir. 

Yanlış anlaşılmasın, elbette o silâh ahlâkî olmak kaydıyla. Zira ahlâksızlıkta düşmana benzemek savaşı baştan kaybetmektir. 

İsrail’in gücü sahip olduğu silâh sanayiinden geliyor gibi görünebilir. Gerçekten, savunma sanayiine harcadığı kaynağın toplam harcamalara oranı itibariyle en yüksek silâh harcaması yapan devletlerden biri İsrail. 

Dolayısıyla bölgede ona kafa tutmaya kalkacak olan her devletin, askerî silâh sanayii açısından en az onun kadar güçlü olması şarttır. Bu durum bu coğrafyanın bu devletlere yüklediği bir vazifedir. 

Bu tamam.

Ancak kanaatimizce İsrail’in bölgesine ve İslâm Dünyasına kafa tutan gücünün paradan ve silâh sanayiinden daha önemli bir kaynağı var: İktidarının bir sülaleye, bir tek adama, bir karizmatik lidere değil halka dayanması yani demokrasisi. 

Halkla yönetimin ayrışmamış, aksine iç içe geçmiş olması. 

O kadar ki İsrail’de başkanlık sistemi yok. Parlamenter demokrasi var. “Güçlü başkan” değil, güçlü bir parlamentosu var. 

İsrail’de parlamentoda %25’lik Arap nüfusu temsil eden Arap milletvekilleri var. Muhalefet meşru. Basın özgürlüğü hayli iyi durumda.

Daha da ilginci ve önemlisi İsrail’de otuz yıldan fazla süredir koalisyon hükümetleri işbaşında.

Yani koalisyon onların güçsüzlüğüne sebep olmuyor. Aksine devletin gücünün kaynağı. Çünkü herkes bilir ki siyasî koalisyonlar toplumları sosyal konsensüslere yakınlaştırıyor. 

İsrail’de yargı bağımsızlığı yerleşmiş. Düşününüz; savaş kabinesi yöneten bir başbakan bir yandan da siyasî ve hukukî sorumluluk davalarıyla baş etmeye çalışıyor. “Siz kim oluyorsunuz da bana hesap sormaya kalkıyorsunuz. Savaştayız. Bunların sırası mı?” demiyor, diyemiyor. 

Bütün bu özellikler onları zayıflatmıyor. Aksine devleti daha güçlü, daha dinamik ve daha dayanıklı hale getiriyor. Bu özelliklerdir ki o devletin ABD kuklası olduğunu zannedenleri bu konuda yeniden düşünmeye sevk ediyor. 

O halde bu coğrafyadaki İslam toplumlarının âkıl adamları ve devlet felsefecileri, “düşmanın silâhıyla silâhlanma” emrini bu yönden de düşünmeli. 

Yani “dış düşmanlar hareketlendi, içeride muhalefetin sırası değil, demokrasinin modası geçti” demek, “dış düşmanın oyuncağı olmak istiyoruz, istemesek de bunu kabul ediyoruz” demek.  

“Haricî düşmanların hücumu zamanında dahilî münakaşaları muvakkaten de olsa terk etmek gerekir” prensibinin anlamı, “muhalefetin sesini kesmek” değildir. 

Aksine, “iktidarıyla ve muhalefetiyle birlikte hareket edelim” demektir. Bunun yolu da “bize tabi olun” demek değildir. “Elbirliği yönetimine geçelim” demektir. 

Toplumu “dıj düjman”la korkuturken bir yandan da iç gerginlikten medet umanlara duyurulur... 

Okunma Sayısı: 1410
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Hüseyin İlhan

    10.7.2025 10:32:11

    Ben diyorum bayram haftası,mübarekler diyor ki ambar tahtası.Yahu demokrasi denilen ülke idaresine gidilen yolda fikren birleşilebildiğidir.Kişinin iki dudağı arasına milyonların hapsedildiği bir sistem sağlıklı,adil ve şeffaf olmaz. Kaldı ki siyonist katil devlete sadece batılı ülkeler,liderler yardım mı ediyor. NETENYAHU ne dedi,açtırmasınlar aağzımı,kimin ne olduğunu söylerim. Hoş bir din kardeşi olarak söylediklerimize hakikat olduğu halde ,hayııır o öyle olmaz,olmadı vs. diye kendilerini aldatıyorlar farkında değiller.

  • HÇeşitcioğlu

    9.7.2025 15:02:42

    Eda Gül Beyaz: 7 maddelik harika hakikatlı tahil ve tesbitinize aynen imza atıyor ve devamını bekliyorum…

  • Osman Yıldırım

    9.7.2025 10:55:14

    Bu anlatılanları bizim topluma anlatabilmek çok zor,zira toplumumuz tekadama odaklanmış hersey o damdan başlar ve o adamdan biter. O adam pkk tehlikelidir derse tehlike kabul ederiz,pkk ile masaya oturursa pkk yı kardeş kabul ederiz. Malum cemaat mübarektir onlarla dindar nesil yetiştireceğiz derse inanır alkışlarız, sonra dönüp bizi aldatmışlar bunlar terör örgütüdür derse bunada inanırız. Ergenekon örgütü darbecidir bunların savcısıyım dediğinde yaşa var ol deriz sonra dönüp bu bir kumpasmış dediginde yine alkışlarız. Bu anlayışla biz hiç bir iç sorunu çözemiyecegimiz gibi dış düşmanlarla da mücadele etmemiz mümkün olmaz. Yani bizim herşeyimiz bir adama ayarlaıdır o adam ne derse o oluyor. O adamında tek değeri iktidarını surdurmektir. İktidarını surdürsunde ülke ve millet ne olursa olsun anlayışı hakimdir. Toplumun bir an önce bu fasit daireden vazgeçip tam demokrasiye dayalı hukukun hakim olduğu bir sisteme kavuşması elzemdir.

  • HASAN DOĞAN

    9.7.2025 10:31:47

    “Haricî düşmanların hücumu zamanında dahilî münakaşaları muvakkaten de olsa terk etmek gerekir” prensibinin anlamı, “muhalefetin sesini kesmek” değildir. İşte tam da burada hiçbir delil veya belge yok iken muhalefet belediyelerini derdest edip kodese tıkmak düşmana adeta altın tepsi içinde birşeyler hediye edilmek isteniyor kanaatindeyim....

  • Demokrat

    9.7.2025 09:50:20

    TEKADAMI intisarı altına alanların dün ne yaptıklarını bilen,ceddini şehadeti ile ilmelyakin bilen biri olarak hep 'tekadam,zorbaliklarina,haydutluklarina,millet ve din düşmanlıkları dün de,bugünde karşıyız. Harici düşmana karşı tedbir almak mümkün,lakin içimize sızan ajan,hain olup bizden mis gibi görünenlerin farketmek kolay değil.Rabbim milletimize,ummet-i Muhammede tuzak kuran,kardeşi kardeşe kırdıktan,düşman eyleyen ve şeytanı lainenin yolunda gidenlerin şerrinden muhafaza eylesin.

  • Abdullah

    9.7.2025 09:36:49

    Bu düşmanlık hissinin kaynağı nedir? Neden devletler birbirine düşman olu yor? Neden birbirlerine güvenmiyor, bir birinden emin olamıyor? Hani mede niyiz, medeniyet yolunda hızla ilerliyo ruz.Kurulan medeniyet unsurlarını tah rip eden, darmadağın eden, tarumar eden, nice canların yanmasına, kaybına sebep olan savaşı seçiyoruz.Bunun ki me ne faydası var?Yıllarca, hatta asırlar a varan bir zaman içinde imar ve inşa edilen şehirler,füzeler, bombalarla yerle bir ediliyor, harabeye, viraneye çevriliyor! Bu vahşetin en büyüyü deği mi? Neden ihtilaflı meseleler diploma tik yollarla çözülmüyor? Aslında bütün devletler, dünya milletleri, istilacı,son son derece zararlı olan savaş fikir ve düşünceleriyle mücadele etmeleri gere kiyor.Galibe tabakatı beşer muharebesi böyle başlayacak ve dünya o noktaya doğru gidiyor...

  • A. AYDIN

    9.7.2025 01:11:03

    HAK İLE BATIL KASTEN KARIŞTIRILSA DA EHL-İ TAHKİK AYRIŞTIRIR. İŞTE: “Haricî düşmanların hücumu zamanında dahilî münakaşaları muvakkaten de olsa terk etmek gerekir” prensibinin anlamı, “muhalefetin sesini kesmek” değildir. Aksine, “iktidarıyla ve muhalefetiyle birlikte hareket edelim” demektir. Bunun yolu da “bize tabi olun” demek değildir. “Elbirliği yönetimine geçelim” demektir.

  • Eda Gül Beyaz

    9.7.2025 01:08:07

    7- İslam dünyası ile İsrail'i kıyaslayıp aradaki farkı "demokrasi" diye tespit etmek doğru teşhis olmasa gerek. Güçlü olmanın tek yolu demokrasi değildir. Çin'de demokrasi mi var?

  • Eda Gül Beyaz

    9.7.2025 01:04:55

    6- İsrail'in islam dünyasına kafa tutan gücünün kaynağı elbette ki ABD desteği ve gayri resmi olarak elinde bulundurduğu nükleer güçtür. Bugün İran nükleer güce sahip olmak istiyor diye başına çöküyorlar. Sen İsrail'e nükleer gücü verip, islam alemine de engellersen tabiki burda muvazenesiz bir durum ortaya çıkacaktır.

  • Eda Gül Beyaz

    9.7.2025 01:01:46

    5- Evet muhalefet meşru, güçlü bir basını var. Ama kendi içinde. Mesela Filistin diye bir devletin varlığını tanıyan bir yazar İsrail de iş bulamaz. Müslümanların da bir devleti olsun diyen bir düşünür İsrail de üniversitelerde çalışamaz, konferanslarda konuşamaz. Bunlar örnekleriyle arşivlerde mevcut.

  • Eda Gül Beyaz

    9.7.2025 00:58:54

    4- İsrail ABD'nin kuklası değil elbette. İsrail ABD ve Batı'nın orta doğudaki bir karakoludur. Petrolün güvenliğini sağlamaktadır. Rusya'ya karşı ABD-Batı bloğunun ileri uç karakolu vazifesindedir. Petrol bittiği gün İsrail bir başına kalacaktır.

  • Eda Gül Beyaz

    9.7.2025 00:55:44

    3- Koalisyon da bir yönetim şeklidir. Merkel yıllarca koalisyonla Almanya'yı yönetti. İsrail'deki durum seçim barajının düşük olmasından kaynaklanıyor. Her parti seçime katılıp bir iki milletvekili çıkarabiliyor. Netenyahu hükumette kalmak için sağcıları kabinesinde topluyor. Sağcıların içerisinde aşırı sağcılar, hahamlar, din adamları, Filistin diye bir devletin tamamen ortadan kaldırılmasını isteyen görüşlere sahip partiler de var. Bu tür koalisyonlarda en aşırıların istekleri dahi dikkate alınmak zorundadır. Zira bir iki milletvekili istifa etse hükumet düşüyor. Hasılı kelam İsrail'deki koalisyon bir birliktelik değil bir parçalanmışlığın resmidir. Bu koalisyon Müslümanlara karşı amansız bir savaşın cazibesi ile ayakta durmaktadır. Savaş bittiği anda koalisyon dağılır. Zira koalisyonu oluşturan partilerden öyleleri var ki, dünya üzerinde nefes alan bir müslümanın kalmasını istemeyenlerden oluşuyor. Savaş olmayınca amaçları da olmuyor.

  • Eda Gül Beyaz

    9.7.2025 00:46:00

    2- İsrail gücünü Amerikanın askeri ve ekonomik varlığından almaktadır. Avrupa'nın da ekonomik ve askeri yardımları hatırı sayılır yekun teşkil eder. İsrail ekonomisi ve askerisi elinde olan imkanlarla Araplara karşı savaş ve işgal politikasını yürütemez. İsrail ekonomik verilerine bir göz atarsanız görürsünüz ki dış yardımlar milyar dolarlar seviyesindedir.

  • Eda Gül Beyaz

    9.7.2025 00:41:33

    1- İsrail kendi içinde demokrasiye sahip gibi görünüyor. Ancak kendilerinden başkalarını insan olarak bile görmüyorlar. Balfur'dan beri Filistin'de neler yaptıkları dünya arşivinde belgeli duruyor. Bu hastalıklı bir demokrasi örneğidir. İsrail'in diğerlerine karşı üstünlüğünü ve başarısını! açıklayacak bir olgu değildir.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı