"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Fikrinin fakrinin hürriyeti

Ahmet BATTAL
06 Ocak 2021, Çarşamba
Fikri Sağlar geçen hafta katıldığı bir TV tartışma programında, -aslında bizce gerekmez ama- ikisini birbirinden nasıl ayırdığını da açıklamadan, “Sorun başörtüsü değil, sorun türbandır. Türban irticaî faaliyetlerin, şeriat isteyenlerin üniformasıdır. Başörtüsü yüzyıllar boyunca Anadolu’da bir geleneksel giysidir. Arada fark var.” diyerek “saçmalama hürriyeti”ni kullanmıştı.

Ama devamında hepimizi korkutan bir şeyler daha söylemişti: “Ben kendimden söylüyorum, yargılandığım zaman türbanlı bir hâkimin karşısına gittiğimde, benim haklarımı koruyacağına, adaleti yerine getirebileceği doğrultusunda kuşkum var. Nitekim de başıma geldi.”

Öncelikle hepimizin korkması gereken şey “başörtülü hâkim”in imajının düzgünlüğü meselesi olmalıydı. 

Gerçekten, bugün, “başörtülü hâkim”, “başörtülü bürokrat” veya “başörtülü siyasetçi” şeklinde ortaya çıkan bir kimlik katmanının içinde bulunduğu imaj düşkünlüğü, aklı başında bütün dindarları, “ne olacak halimiz” diye derinden düşündürüyor. 

Ama iktidar beslemesi basın beklendiği gibi davrandı ve meseleyi “yasakları hortlatmak isteyenler var” korkusu olarak pompaladı. 

Allah’tan Kemal Kılıçdaroğlu net bir biçimde “ben de biz de değiştik, başörtüsü yasakları geride kaldı, o işten size ‘muhalefete muhalefet etme’ ekmeği çıkmaz, AKP’yi eleştirmenin yolu bu değil” dedi ve işin yasaklar boyutunu bitirdi. 

Ardından Erdoğan’ın CHP’li başörtülü hakkında söylediği yine talihsiz “vitrin mankeni” isnadından sonra sosyal medyada “başörtülü siyasetçiler AKP’de olunca ‘benim mağdur bacım’, CHP’de olunca ‘vitrin mankeni’ öyle mi, sizi gidi ikiyüzlüler” dalgalanması aldı gitti. 

Ama dün “başörtülü hâkim” meselesinin gerçekten korkmamız gereken başka bir yönü daha ortaya çıktı:  

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Fikri Sağlar hakkında “Türbanlı hâkim karşısına gittiğimde adaleti savunacağı konusunda kuşkum var. Bazıları militanca ve ideolojik takılıyor, bununla mücadele edilmeli” sözleri sebebiyle TCK 216 kapsamında “halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” suçu sebebiyle re’sen soruşturma başlatıldığını duyurdu.

Aynı saatlerde Hâkimler ve Savcılar Kurulu da şöyle bir açıklama yaptı: “Giyim, kuşam, yaşam biçimi, etnik kimlik gibi çoğaltılabilecek nedenlerle hâkim ve savcıların tarafsızlığına gölge düşürecek açıklamalar, 100 yaşına girmeye hazırlanan Cumhuriyetimize ve demokrasi kazanımlarına ters düşecek; birlik olma, beraber olma ve millet olma şiarımıza uygun olmayacaktır.” 

Böylece Başsavcılığın açıklamasındaki “re’sen”in yanlış yazıldığı, doğrusunun “reisen” olduğu anlaşıldı!

Şimdi sırada CHP’li başörtülülere “vitrin mankeni” dediği için Erdoğan hakkında Adana Savcısı merhum Sacit Kayasu tarafından açılacak soruşturma var. Üç vakte kadar…

Bu saçma süreçten ve saçma yorumumuzdan sonra başlıktaki saçmalık size hâlâ saçma mı görünüyor. 

Adaletinin re-formu böyle olan bir ülkede, olacak o kadar…

Okunma Sayısı: 1604
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı