"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Meslek örgütleri, temsil ve kamusallık

Ahmet BATTAL
02 Mayıs 2020, Cumartesi
Diyanet İşleri Başkanı’nın camide okuduğu metin üzerine bizim de üyelerinden olduğumuz Ankara Barosu Başkanlığı adına yapılan açıklamalardan sonra meslek örgütlerinin varlık sebebi hakkında da çeşitli sorgulamalar yapılıyor.

Ancak kanaatimizce konu bu kurumsal yapıların “temsili” ile ilgili. 

Şöyle:

Meslek kuruluşlarının görev ve yetkileri çeşitli Kanunlarda düzenlenmiş. Ama hepsinin üstünde Anayasa var ve 135. madde çerçeveyi çizmiş. 

Özeti şu: 

Meslek kuruluşları da kamu tüzel kişisi. Kuruluş amaçları dışında faaliyette bulunmaları ve bilhassa siyasî parti gibi davranmaları ya da siyasî partilerle ilişki kurmaları yasak. Amaçları “meslek disiplini ve ahlâkını korumak.” 

Bu ana amacın sonuçları da aynı maddede şöyle açıklanmış: 

“Belli bir mesleğe mensup olanların; 

- Müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, 

- Meslekî faaliyetlerini kolaylaştırmak, 

- Mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, 

- Meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak.” 

Ancak Barolar için bu sıkı kurallar Kanunla biraz esnetilmiş. 

Avukatlık Kanunu’nun 76. maddesi şöyle:

“Barolar; avukatlık mesleğini geliştirmek, meslek mensuplarının birbirleri ve iş sahipleri ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni sağlamak; meslek düzenini, ahlâkını, saygınlığını, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak, avukatların ortak ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla tüm çalışmaları yürüten, tüzel kişiliği bulunan, çalışmalarını demokratik ilkelere göre sürdüren kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarıdır. ./. Barolar, kuruluş amaçları dışında faaliyette bulunamazlar.”

Bu maddedeki “hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak” görevi Baroları münhasıran meslek ahlâkını koruma ve meslekî dayanışma kuruluşu olmaktan çıkarıyor ve hukuk ve dolayısıyla siyaset hakkında da en üst perdeden söz söyleme yetkisi ve görevi veriyor.  

Ankara Barosu Başkanı da bu yetkiye dayanarak açıklama yaptıklarını savunuyor. 

Fakat önemli bir problem var. Kanunun 95. maddesine göre “Hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak, korumak ve bu kavramlara işlerlik kazandırmak” Baro Başkanı’nın değil Yönetim Kurulu’nun görevleri arasında. 

Diyanet İşleri Başkanı Cuma günü öğle saatinde konuşuyor ve Baro Başkanlığı adına açıklama internet medyasında Cumartesi günü paylaşılıyor. 

Yani Yönetim Kurulu bir “toplantı” yapmamış. Birileri alelacele ve üstelik hak arayışından ziyade fıtrata, geleneğe ve dine nefret yansıtan bir metin yazmış. Baro Başkanı da her nasılsa ve nedense uygun bulmuş ve yine birileri internet üzerinden “Ankara Barosu adına” diyerek servis etmiş. 

Zaten on kişilik baro yönetim kurulunun böyle netameli bir mevzuda “oybirliği” ile ortak metin oluşturması mümkün de değil. 

Bu durumda, hayli tartışmalı bir konudaki bu açıklama “Baro”nun açıklaması mıdır yoksa Baro Başkanı’nın ya da güvendiği birinin şahsî görüşünün Baronun adı kullanılarak açıklanması mıdır? 

Farkın önemi büyük. Bu fark Başkanın kurumsal geleceğini etkileyecek. Ama asıl, açıklanan fikrin gücünü ve değerini de belirliyor.   

Demek meslek disiplini her şeyden önce meslek örgütlerinin temsili için şart. 

Zira denilmiştir: “Temsil namustur!”

Okunma Sayısı: 1860
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı