"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hürriyet, meşveret ve Bediüzzaman’ın siyaset ölçüsü

Muhammed Yusuf Akbaş
22 Eylül 2026, Salı
Bediüzzaman denildiğinde çoğu insanın aklına ilk olarak iman, Risale-i Nur ve tefekkür gelir. Fakat onun düşünce dünyasında hürriyet, adalet ve meşveret de son derece önemli bir yere sahiptir.

Bu nokta, Bediüzzaman’ın neden basit bir “muhafazakâr düşünür” kalıbına sığmadığını anlamamız açısından önemlidir.

Bediüzzaman istibdada karşı çıkmıştır. Meşrutiyet döneminde meşveret, adalet ve hukukun üstünlüğünü savunmuştur. Onun açısından yönetimin meşruiyeti sadece iktidar sahibi olmaktan değil, adalet ve hukukla kayıtlı olmaktan geçmektedir. II. Meşrutiyet’e verdiği desteğin temelinde adalet, meşveret ve hukukun üstünlüğü anlayışının bulunmasıdır.

Bu anlayışın merkezinde hürriyet vardır.

Bediüzzaman’ın “Hürriyet, imanın bir hassasıdır” yaklaşımı, hürriyeti sadece siyasî bir tercih olmaktan çıkarıp insanın kulluk şuuruyla ilişkilendirir. İnsanın gerçek anlamda hür olması, başıboş olması değil; Allah’tan başka hiçbir şeye kul olmamasıdır. 

Bu bakış, günümüz açısından da son derece önemlidir.

Çünkü toplumların en büyük problemlerinden biri, farklı düşüncelerin birbirini düşman olarak görmesidir.

Bediüzzaman’ın müsbet hareket anlayışı burada devreye girer.

Müsbet hareket; öfkeyle değil hikmetle, tahriple değil inşa ile, tarafgirlikle değil ihlasla hareket etmektir. İttifak ve kardeşlik duygusunu güçlendirmek, toplumsal hayatın temelinde merhamet, hürmet ve emniyeti esas almaktır. 

Bugün siyasî ve sosyal hayatımızın en fazla ihtiyaç duyduğu şeylerden biri de budur.

Farklı düşünen insanlarla konuşabilmek...

Kendi fikrini savunurken başkasının hakkını koruyabilmek...

Haklı olduğunu düşünürken adaletten ayrılmamak...

Ve en önemlisi, dava adına kardeşliği feda etmemek.

Bediüzzaman’ın siyaset anlayışından çıkarılabilecek en önemli derslerden biri belki de budur:

Hürriyet olmadan meşveret, meşveret olmadan adalet, adalet olmadan da gerçek bir toplumsal huzur mümkün değildir.

Bugün Bediüzzaman’ı konuşmak, sadece geçmişi hatırlamak değildir.

Asıl mesele, onun ölçülerini bugünün meselelerine taşıyabilmektir.

Çünkü hakikat eskimez.

Fakat hakikati anlatma ve yaşama biçimimiz, zamanın şartlarını dikkate almak zorundadır.

Okunma Sayısı: 118
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı