"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Meclis-i Nuranî/Şûrâ ve Fihriste-i Kübrâ

Ali Demir
18 Haziran 2021, Cuma
Yirmi Yedinci Mektup-3

Bediüzzaman Hazretleri’nin Yirmi Yedinci Mektub’a giren (abilerin mektupları dahil) lâhikaları okuduğunda kendisine teşvik kamçısı olarak gördüğü yüzlerce lâhikadan birisi olan Hüsrev Abiye hitaben yazdığı bir mektubunda Lâhika Risalesi’nin tamamını “Şu Risale, yani Yirmi Yedinci Mektub’un umumu, bir meclis-i nuranîdir ki, Kur’ân’ın şu münevver, mübarek şakirdleri, içinde birbiriyle manen müzakere ve müdavele-i efkâr ediyorlar.” içinde fikir alış verişi yapılan nuranî bir meclis olarak tarif ediyor.

Ve bu meclisin en önemli vasfı serbest müzakereye uygun olmasıdır. Ki talebeleri, hissettikleri duygularını rahat olarak yazılı ifade etmişlerdir. 

Üstadın zamanımıza ait teceddütlerinden birisi belki en önemlisi; şahıs hâkimiyeti yerine, meclis idaresi/meşvereti ikame etmiş, müellifi olduğu Külliyatın bir parçası, bir bölümü olan Yirmi Yedinci Mektup zemininde fiilen tatbik ederek talebelerine ve insanlığa ders vermiştir. İman ve Kur’ân Hizmetinin her kademesinde talebeleriyle meşveret ile hizmetlerini deruhte ettiğini yine lâhika sayfalarında görmekteyiz.

Hüsrev Abiye yazdığı mektubun devamında Yirmi Yedinci Mektubun tamamını uzmanlık eğitimi alınan Üniversitedeki bir ders salonuna benzeterek “…Ve yüksek bir medrese salonudur ki, Kur’ân’ın şakirdleri onda her biri aldığı dersi arkadaşlarına söylüyor... Her biri aldığı kıymetdar mücevheratı birbirine ve müşterilerine orada gösteriyor.” her bir talebenin Kur’ânî derslerden anladıklarını, sair talebe arkadaşlarıyla yine serbest ve hür bir zeminde paylaştığını beyan etmiştir. Üstadın zamanından istikbale bakan, modern eğitimin ve modern yönetimin temel ölçülerinden olan “ortak akıl”, “beyin fırtınası” gibi manaların fiilî uygulaması da yine bu benzeri lâhikalarda müşahede edilmektedir.

Bundan dolayı olsa gerek ki Üstad Hazretleri Kastamonu Lâhikasında “Yirmi Yedinci Mektubun Medresesi” tabirini kullanmaktadır.

* * *

Yirmi Yedinci Mektubun lâhikalarının bir başka hususiyeti ise, Kur’ân’ın zamanımızdaki manevî bir mu’cizesi olan Risaleler hakkında fihristevari malûmat vermesidir ki, Bediüzzaman Hazretleri tarafından telif edilen On Beşinci Lem’a Fihrist Risalesi’nde Yirmi Yedinci Mektupla alâkalı şöyle özet bir malûmat verilmektedir: “Umum fıkralar muazzam ve mufassal nuranî bir fihriste-i kübradır ki, o fıkralar Risale-i Nur eczalarının parlak bir fihristesi hükmüne geçmiştir.” (Barla Lâhikası / 67. Mektup) Hakikaten Barla Lâhikası tetkik edildiğinde bir çok Risale hakkında fihriste manasında çok tatlı izahatlar görülecektir. Ders okumalarında bu lâhikalardaki kısa bilgilerden istifade edilirse faydalı olacağı kanaatindeyiz.

“...Yirmi Yedinci Mektub’un fıkraları çok faydalıdırlar. Ehemmiyetli, tatlı, hoş, güzel manalar, dersler; teşvik, teşci’ eder hisler vardır. Ben kendim onlardan tatlı istifade ediyorum, tembel olduğum zaman bana ehemmiyetli bir teşvik kamçısı oluyor.” (Barla Lâhikası, 229. Mektup)

Üstadın kendi kaleme aldığı fihristteki tarifin devamında abilerin yazdıkları mektupların lâhikaya dahil edilmesiyle ortaya çıkan ahenk, müzikal aletlere ve seslere benzetilerek şöyle ifade edilmiş: “Ve o fıkra sahipleri güzel istidatlarında ayrı ayrı ve beliğ ifadelerinde renk renk ve lâtif zevklerinde çeşit çeşit olduklarından musıkî tellerinin muhtelif nağamatından gelen tatlı sadâlar gibi gayet şirin bir vaziyette bu mektuba tatlı bir ahenk vermişler.” Farklı mizaç ve kabiliyette abilerin yazdıkları mektupların da bu Risaleye ayrı renk ve ahenk verdiğinden bahsetmiştir.

Bu teşbih ve benzetmeden hizmetlerimizin yürütülmesinde alacağımız orijinal bir ders şudur ki; nasıl ki müzik aletlerinin tek başına çok farklı ses çıkarmalarına rağmen orkestra şefinin sevk idaresinde ortak hareketle, bütün bu farklılıklardan muhteşem “tatlı sadâlar” çıktığını söylemekle, meşveret ve şûrâ zeminlerinde de çok farklı fikir ve mizaç sahibi insanların müzakereleri sonrası “tatlı sadâlar” mesabesinde ortak kararların çıkabileceği dersini vermektedir.

Yaşasın sıdk! Ölsün Yeis! Muhabbet devam etsin! Şûrâ kuvvet bulsun! 

Farklı fikir ve düşüncelerden korkmadan meşveret zeminlerinde haklı şûrâlarla tatlı kararlar alabilmek duâsıyla…

Okunma Sayısı: 642
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı