"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bazı kardeşlerimize acıyoruz

Ali FERŞADOĞLU
23 Eylül 2021, Perşembe
Müslümanlar olarak şefkat duygusu sapması da yaşıyoruz. Yani, şefkat nedir, kime, ne kadar şefkat edip acımamız gerektiğini bilmiyoruz.

Evet, İslâm literatüründe, nezih kelimelerden birisi de “şefkat.” Bu kelime sırrını, Allah’ın kuşatıcı ve merhamet edici olan sonsuz “Rahman, Rahîm ve Vedûd” isimlerinden alıyor. Şefkat, insânî bir haslet. Risale-i Nur’un dört esasından birisi şefkattir ki, ism-i Rahimin mazhariyetinden gelmiş. (Emirdağ Lâhikası, s. 40) Dolayısıyla “Milletine karşı şer’an, aklen, hikmeten (fayda, maslahatça) mükellef olduğu hiss-i şefkat”i göstermeliyiz. (Bediüzzaman Sünûhat, internet, s. 80) 

Hakikî şefkattaki fedâkârlık, ihlâstan kaynaklanır. Ayrıca, Esma-i Hüsna’dan Rahman ve Rahim isimleri, yaratılanlara şefkat ve merhamet gerektirir. Hakikî şefkat, ebedî/sonsuz hayatlarının kurtulmasına vesile olmaktır. Çünkü, “Hayat-ı uhreviye, bütün kâinatın neticesidir. Eğer bu hayat olmasa, kâinatta hakikat denilen herşey, zıddına inkılâp eder. Meselâ nimet nikmet olur, akıl belâ olur, şefkat yılan olur.” (İşaratü’l-İ’caz, Enstitü/internet, s. 230) 

İdareciler suçlu da olsalar şefkatle muamele etmeli! Suçunun cezasını da adaletle vermeli, şefkatsizlikle değil! “Acaba bir şeriat, ‘Karıncaya bilerek ayak basmayınız’ dese, tazibinden menetse, nasıl benî ademin hukûkunu ihmal eder? Kella!” (Bediüzzaman, Münâzarât, s. 66) 

Bunun gereği, sadece masumlara değil, zulmedenlere de acıyoruz! İdarecileri de, “Yanlış yapmayın, zulmetmeyin, hak yemeyin!” diye acıdığımızdan uyarıyor, men etmeye çalışıyoruz. Zira, biliyoruz ki, Hak, Adil, Cebbar, Kahhar olan Allah (cellecelaluhu) hayatımızın nefes nefes, adım adım, zerre zerre hesabını soracak!  

Evet, onlara da acıyoruz. Çünkü, “Risale-i Nur’un dört esasından birisi şefkattir ki, ism-i Rahim in mazhariyetinden gelmiş.” (Bediüzzaman, Emirdağ Lâhikası, s. 40) 

Acıyoruz, zira, “Zulme kalben taraf olmak zulme şerik (ortak)” olmaktır. Zalimlere “iltizamen, iltihaken ve fiilen” katılıp destek verip müdafaa etmelerinden dolayı acıyoruz. Ve şöyle duâ ediyoruz: “Allah kimseyi şaşırtmasın, şaşırtırsa süründürmesin, süründürürse çektirmesin, çektirirse rezil etmesin, rezil ederse perişan etmesin, perişan ederse sersem âvâre etmesin.” (Bediüzzaman, Hutuvat-ı Sitte, internet, s. 104) 

Okunma Sayısı: 1772
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Nuray Serim Hasbaş

    23.9.2021 07:45:45

    Abi birde Küs kalmak kin nefret vs bunlar olmayacak evet ama bir müslüman aynı delikten iki defa sokulmaz sokulmamalı kaidesince görüşmelerde sınır seviye nasıl konulmalı nasıl olmalı ? mesela Akrabalarla görüşmek mühim ama bu minvalde sıkıntılar yüzünden bunu nasıl ayarlamalı ?

  • Nuray Serim Hasbaş

    23.9.2021 07:37:54

    Öncelikle Allah cc razı olsun Kaleminize emeğinize sağlık birde Şefkât'in sınırı nasıl olmalı "Zarara rızası ile gidene merhamet edilmez" düsturuna göre kaleme alırsanız memnun olurum Teşekkür ederim 🤲🏻

  • Abdullah Tunç

    23.9.2021 00:15:17

    Risale-i Nur'u sadeleştirme adı altında tahrip ve tahrif edenkerde zalimdir,altıyüzalmışaltı gün basılmasına izin ver meyenler de zalimdirler. Bu iki zalim cereyandan birine en küçük bir meyil göstermek; zulme ortak ol mak demektir. Çünkü her iki akım da Risale-i Nur'a, Nur mesleğine karşıdırlar.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı