"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bediüzzaman neden hürriyetçi demokratları destekledi?

Ali FERŞADOĞLU
18 Haziran 2022, Cumartesi
Nur hareketinin ana gövdesi Yeni Asya, Risale-i Nur’un içtimai, siyasi meslek ve meşrebine de hüvesi hüvesine tam bağlı. 1960, 1970’den beri hiç zikzak çizmeden, sağa-sola inhiraf etmeden Ahrar/hürriyetçi, demokrat, yani, DP-AP-DYP ve DP çizgisini destekleye geliyor! Neden?

Bediüzzaman hürriyete aşık tam bir hürriyetçidir. Şöyle ki: “Yirmi seneden beri onu (hürriyeti), hattâ rüyalarda takip eden ve o sevda ile herşeyi terk eden...” (Münazarat, s. 55.) cümlesini 1910 yılında sarf etmiş! 1893’te Tillo’daki kubbede yaşarken, yemeğinin tanelerini, “Hayat-ı içtimaiyeye malikiyet ve fevkalâde vazifeşinaslık ve çalışma bulunduğunu müşahede ettiğim için, cumhuriyetperverliklerine mükâfaten...” (Tarihçe-i Hayatı, s. 35.) veriyorum diyordu. O, “Nâzenin hürriyet, âdâb-ı şeriatla müteeddibe ve mütezeyyine olmak lâzımdır” dediği hürriyete âşıktır ve mâşûkası olan hürriyeti; İslam terbiyesi almış, yüksek ahlaki değerlere sahip” birisine benzetir. Ve ona göre “İnsana karşı hürriyet, Allah’a karşı ubudiyeti intaç eder (Allah’a ubudiyeti netice verir).” (Münazarat, s. 58.)

Hürriyet aşkı, Ahrarlar/hürriyetçiler, demokratları desteklemesi parti ve şahıslarıyla değil, “imtihan,iman” ve hürriyetçi zihniyetleri sırrıyla ilgili. Yüce Rabbimiz bizi bu dünyaya imtihan için göndermiştir: “Hanginiz daha güzel işler yapacaksınız diye sizi imtihan etmek için ölümü de, hayatı da yaratan Odur.” (Mülk Sûresi, 2.) Ve, “…Dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin. (Kehf Suresi, 29) mealindeki onlarca ayet gibi bu dünyanın “imtihan ve hürriyet” üzerine kurulduğuna delil. Kadere iman, hür iradeyi gerektirir. Bunlardan ötürüdür ki, “Hürriyet, imânın bir hassasıdır/özelliğidir.” (Hutbe-i Şâmiye, s. 67.) Yani, insanlık, “imtihan, iman ve hürriyetle” ortaya çıkar. Hür irade yoksa yoksa, insan da imtihan da yoktur!

Bir diğer önemli nokta da, insanlık tarihi bir bakıma hak ve hürriyetler mücadelesidir. Sosyoloji tarih insanlığın beş devir geçirip hürriyet devriyle hitam bulacağını söyler: Vahşet/bedevîlik, kölelik, esirlik, ücretlilik, mâlikiyet ve serbestiyet devri… Sonra, Büyük İhtilal gibi çok inkılâplarla, o devir de ecîr (sanayi devrimiyle ücretlilik) devrine inkılâp etmiş. Yani, zenginler halkı ve zayıfları ücret mukâbilinde hizmetkâr etmiş. Yani sermaye sahipleri emek sahiplerini, ameleyi küçük bir ücrete mukâbil istihdam etmeleridir. Bu devirde sû-i istimâlât o dereceye vardı ki, bir sermâyedar, kendi yerinde oturup, bankalar vâsıtasıyla bir günde bir milyon kazandığı halde; bir bîçare amele, sabahtan akşama kadar, tahte’l-arz mâdenlerde çalışıp, kùt-u lâyemût (ölmeyecek kadar gıda) derecesinde on kuruşluk bir ücret kazanıyor… (Mektûbât, s. 353.) İşte İslâm âlemi ve Türkiye, dördüncü devri atlatmanın ve “serbestiyet ile malikiyet/hürriyet ve mal sahibi olma” devrine ulaşmanın mücadelesini veriyor ve sancılarını yaşıyor! Zafer hürriyetçilerin! 

Okunma Sayısı: 1008
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Bülent Bektaş

    18.6.2022 08:23:07

    Teşekkürler Ali bey Çok güzel bir yazı olmuş Emeğinize sağlık

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı