"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Dârü’l-harpçilere” selâm verilir mi?

Ali FERŞADOĞLU
06 Şubat 2020, Perşembe
Bir okuyucumuz, “Dârülharpçiler oy kullananları ‘Allah’a şirk koşanlar’ olarak nitelendiriyor. Bunlara selâm verilir mi?”

Bunlara göre “Türkiye “Dârü’l-harp yeridir…” Halbuki, bir yer “Dârü’l-harp” kabul edilirse, bir kısım mükellefiyetler düşse de, çok büyük sorumluluklar, mükellefiyetler gelmektedir. Ülkeyi böyle kabul edenler, devamlı savaş halinde olacaklarından eğlenemezler, evlenemezler (!), gezemezler, hatta bu sisteme göre çalışamazlar. Ve gerektiğinde göç edip ülkeyi terk etmeleri gerekir!

Ancak biz şöyle düşünmeliyiz: İman ve Kur’ân hakikatlerinden birisini inkâr etmedikçe, “Oy kullananlar şirke girdi!” diye düşünmek, küfre düşürmez! Dolayısıyla, Türkiye dârü’l-harptir düşüncesinde olanlar Müslüman-ama, hatalı-olduklarından onlara selâm vermek caizdir.

Fakat, onlara şu hususu da kavl-i leyyin ile hatırlatmak ve lütuf ile ıslah etmeye çalışmak gerekir:

“Ey aziz kardeşim! Mealini vereceğimiz şu Nebevi (asm) ikazlar bizi yeterince tekfirden men etmeye kâfi değil mi?

“Hiç kimse, başka bir kişiye fasık (yoldan çıkmış sapmış) diye söz atamaz, kâfir diyemez. Eğer fasık dediği kimse fasık, kâfir dediği kimse de kâfir değilse, bu sıfatlar muhakkak onları söyleyen kimseye döner.” 1

“Bir kimse din kardeşine kâfir derse, bu söz ikisinden birine döner.” 2

 “Her kim bir adama: Ey kâfir veya Allah’ın düşmanı der de o adam dediği gibi değilse, o sözler bunları söyleyene döner.” 3

Kıyamete kadar bütün asırlara model olacak Asr-ı Saadet’te “tekfir” meselesiyle ilgili şöyle muhteşem bir ders ve ölçü verilir.

Usame bin Zeyd, “Lâ ilahe illâllah” diyeni öldürür. Peygamberimize (asm) durumu anlatır.

 “Kıyamet gününde, o adamın söylediği bu tevhid kelimesinin kıymet ve büyüklüğünden dolayı sana kim yardımcı olacak?”

 “Ey Allah’ın Resûlü, o adam, bunu ölümden korktuğu için söyledi,” diye cevap verdim.

 “Kalbini yarıp baktın mı ki, bunu başka bir sebepten dolayı söylemiş olduğunu bilesin! Kıyamet gününde ‘Lâ ilâhe illallah’ kelimesinin karşısında kim senin yardımcın olacak?’ buyurdu. Bu sözü o kadar çok tekrar etti ki, ‘keşke Müslümanlığa o günden sonra girmiş olsaydım,’ dedim.” 4

Dipnotlar:

1- Nisa Sûresi, 94.

2- Mü’min Sûresi, 28.

3- Buhari, Edeb, 44, Müslim, 1/319.

4- Buhari, Edeb, 73/Müslim, İman, 111.

Okunma Sayısı: 1252
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ali Kiren

    6.2.2020 17:52:12

    Selamün aleyküm. 1984 yılı mayısında Kastamonu'da Rahmetli Mehmet Feyzi Abi'yi ziyaret etmiştim. Sohbet sırasında Rahmetli Mustafa Sungur Ağabey ve ismini bilmediğim başka bir ağabey geldiler. Sungur Abi : Molla Sadrettin Yüksel ( Türkiye bir darül harp ülkesidir. Dolayısı ile böyle bir ülkede cuma namazı farz değildir.) diyor. Ne dersiniz? diye sordu. Mehmet Feyzi Ağabey çok celallendi. Böyle iddiaların ve müslümaları cumadan uzklaştırmanın ne faydası olacaktır diye sert bir karşılık verdi. Sohbet devam ediyordu. Ben ayrıldım. Selam ve dualar. Ali Kiren İzmit

  • Abdurrahman AYDIN

    6.2.2020 01:22:27

    HAŞİYE: Eskişehir'de Şeyh Akif denen bir zatın etrafında toplanmış "Âkifîler" diye bir gurup vardı. Kendilerinden başka kimseye selam vermezlerdi. Ben Şeyh Akif'e rastladığımda selam verirdim. Fakat o da almazdı. Onun bu tavrı benim canımı çok sıkıyordu. Birgün doğruca Üstad'a gidip onları şikayet ettim: "Burada bir şeyh var. Ne kendisi, ne de talebeleri kendilerinden başkasının selamını almıyorlar" dedim. Üstad Hazretleri hiddetle: "Bu zat, namazı emrediyor mu, yoksa nehyediyor mu?" diye sordu. Ben de: "Emrediyor. Hem de tadil-i erkan üzere kıldırıyor" deyince Üstad: "İman, Uhud Dağı gibidir. Kusurları ise çakıl taşları gibidir. İnsanın kusuru ne olursa olsun, imanı varsa başka kusurlarına bakılarak medar-ı tenkid yapılmaz" dedi. (Saatçi Muhiddin YÜRÜTEN'den naklen, S. Şahitler, III/202)

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı