"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kur’ân tefsiri okurken kelime öğreniriz

Ali FERŞADOĞLU
08 Ocak 2020, Çarşamba
Bediüzzaman, Bakara Sûresi’nin ilk 32 âyetini tefsir edersen, tefsir ederken çok ince noktalara, nüktelere, yani, derin ve ince manalara da işaret eder.

Biz burada, sadece tefsiri yaparken, aynı zamanda kelime manalarını da nasıl öğrettiğine dikkat çekeceğiz:

● Elif-Lam-Mim (E-L-M): İ’cazın esaslarından, icazın en yüksek ve en ince derecesine bir misaldir. Bunda da birkaç letaif vardır.

“Evet, nasıl ki Kur’ân’ın hükümleri uzun bir sûrede, uzun bir sûre kısa bir sûrede, kısa bir sûre bir âyette, bir âyet bir cümlede, bir cümle bir kelimede, o kelime de sin, lam, mim gibi huruf-u mukattaada irtisam eder, görünür; kezalik, E-L-Mim’in herbir harfinde mezkûr hükümlerden biri temessül etmiş görünüyor. 1 

● Zalikel kitap: Kitap ma’lum. Yüzlerce yerde kâinatı, kitab-ı kebir diye tavsif eder ve zihnimize nakşeder.

● La raybe: Hiçbir dalâlet, hiçbir şüphe ve rayb, hiçbir hile, içine girmeyen… 2

Evet, siz hakkı talep ederken rayb, şüphe kuyusuna düşmediniz. Ancak rayb, şek ve şüphelere koşarken içine düşmüş… 3 Onların (münafıkların) şek ve raybları, Kur’ân hakkında kat’idir. Binaenaleyh, makamın iktizası hilâfına kelimesinin kelimesine tercihan zikrinde ne gibi bir işaret vardır?

Cevap: Evet, onların “şek” ve “rayblarını” izale edecek esbabın zuhurundan dolayı, o gibi şüphelerin vücuduna kat’iyetle hükmedilemeyeceğine, ancak o şeklerin vücuduna yine şek ve şüphe ile hükmedilebileceğine işarettir.

İhtar: “Rayb” kelimesinin ifade ettiği “şek ve tereddüd”, üslûbun iktizasına göredir, haşa, Mütekellime ait değildir.

● Hude-llilmuttakıın: “Bizi İslâmiyetle serfiraz ve şeriat-ı garrâyla sırat-ı müstakîme hidayet etmiştir. 5

● Yu’minun: Mü’min, mu’minun; iman eden zaten yüzlerce kez geçer Risale-i Nur’da.

● Gaybi: Gayet büyük ve garip ve gayetle yayılmış acîb bir ağaç farz edelim ki, o ağaç geniş bir perde-i gayb altında bir tabaka-i mestûriyet içinde saklanmıştır. Mâlûmdur ki, bir ağacın, insanın âzâları gibi, onun dalları, meyveleri, yaprakları, çiçekleri gibi bütün uzuvları arasında bir münâsebet, bir tenâsüb, bir muvâzenet lâzımdır. 6

● Yukımune’ssalate: “Baktım, umum mevcudat, bir salât-ı kübrâda, bir tesbihât-ı uzmâda, her taife kendine mahsus salâvat ve tesbihatla meşgul bir cemaat içindeyim. “Vezâif-i eşya” tabir edilen hidemât-ı meşhude, onların ubudiyetlerinin ünvanlarıdır.” 7

● Rezaknahum: “Minnet etmemektir. Şu şarta ‘Razakna’daki ‘Na’ lâfzı işaret eder. 

Yani, “Ben size rızkı veriyorum. Benim malımdan benim abdime vermekte minnetiniz yoktur.”

● Allah nâmına vermektir ki, “Razakna” ifade ediyor. 

Yani, “Mal Benimdir; Benim nâmımla vermelisiniz.” 8

Dipnotlar:

1- İşaratü’l-İ’caz, Yeni Asya Neşriyat,  s. 38.

2- Bediüzzaman Mektubat, s. 379.

3- Bediüzzaman, İşaratü’l-İ’caz, s. 187.

4- Bediüzzaman, İşaratü’l-İ’caz, s. 182.

5- Muhakemat, s. 5.

6- Bediüzzaman, Sözler, s. 400.

7- Bediüzzaman, Sikke-i Tasdik-i Gaybi, s. 227.

8- Bediüzzaman, Sözler, s. 335.

Okunma Sayısı: 1652
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı