“Şerh, izah, tanzim” ve parantez…” (1.8.2023.) başlıklı yazımıza Abdullah T., şu yorumu yapmış özetle: “Üstadımız Barla Lahikası 283. Mektupta şerh, izahın nasıl yapılacağını açıkça ifade etmiş ve yapmış… Onun için hiç kimse şerh, izaha kalkışmasın. Aksi halde Risale-i Nur’daki ölçü ve muvazeneyi muhafaza edemez, yanlış anlamalara yol açar.” Mektuba baktık; tam aksi ifadeler yer almış ve başka vazifeler de yer almış:
“Zannederim ki, hakaik-ı âliye-i imaniyeyi tamamıyla Risale-i Nur ihata etmiş, başka yerlerde aramaya lüzum yok. Yalnız bazen izah ve tafsile muhtaç kalmış. Onun için vazifem bitmiş gibi, bana geliyor. Sizin vazifeniz devam ediyor. (Ve, inşaallah vazifeniz şerh ve izahla ve tekmil ve tahşiye ile ve neşr ve talim ile, belki Yirmi beşinci ve Otuz ikinci mektupları telif ile Dokuzuncu Şuanın dokuz makamını tekmil ile ve Risale-i Nur’u tanzim ve tertip ve tefsir ve tashih ile devam edecek.)1 Düşünebiliyor musunuz değil yalnızca “şerh, izah, tanzim”i, “25., 32. mektupların teli’fi, yani, yeniden yazılması; 9. Şuanın tamamlaması ve tefsir” vazifeleri de vermiş!..
“Şerh ve izaha” izin verilen pasajlardan birisi şöyle: “Bu dürûs-u Kur’ân’iyenin dairesi içinde olanlar, allâme ve müçtehidler de olsalar, vazifeleri-ulûm-u îmâniye cihetinde-yalnız yazılan şu Sözlerin şerhleri ve îzahlarıdır veya tanzimleridir.”1 Bu cümlenin şerhi, izahı şu: Allâme, dünya çapında âlim, mütefekkir, filozof; müçtehid ise, Kur’an ve Sünnet-i Seniyyeden hüküm çıkaran, “rasih, çok derin âlim”dir. Buna göre, “Ben Kur’an ve Sünnetin günümüze bakan, fıkıh dahil, ihtiyaç olan her şeyi tecdid ve içtihad ettim. Allâme ve müçtehid de olsanız yalnızca şerh (yorum, çıkarım) yapıp izah ile tanzim edeceksiniz.” diyor; “Şerh ve izahları yaptım” demiyor!
Edebiyatta üslûp “mücerred/sâde, müzeyyen/süslü, âli/yüce”4 olmak üzere üç kısımdır. Âli/yüce üslûp, mânâ ve düşüncelerin muhteşem, beliğ ve veciz ifâdelerle anlatmaktır. Yüksek üslûp sahibi Risale-i Nur’un bir vecizesinden bir kitap yazmak mümkün!
Belli başlı 465 büyük tefsir yapılmış. Üstad bir yerde “350 bin”3 bir yerde “bir milyon tefsiri”in yapıldığını söyler. Kur’an bu kadar şerh, izah edilirse; onun bir şerh ve tefsiri olan Risale-i Nur niçin edilemesin?! Başta Besmelenin Esrarı olmak üzere Yeni Asya Neşriyatın yüzde doksan eseri onun şerh, izah ve tefsirdir.
“Risaletü’n-Nur bu asrı, belki gelen istikbali tenvir edebilir bir mucize-i Kur’an’iyedir.”5 Gelişecek fen ve sosyal bilimlerle daha çok şerh ve izah edileceği apaçık değil mi?!..
Dipnotlar:
1-Barla Lahikası, s. 588. (283. mektup); 2-Şuâlar, s. 373.; 3-Kâmil Miras, Tecrid-i Sarih Tercümesi, Diy. Yay., Ank., VII, s. 466.; 4-Mektûbât, s. 412.; 5-K. Lahikası, s. 8.