"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Yine de ölümden korkuyorum, ama!..

Ali FERŞADOĞLU
10 Nisan 2020, Cuma
Şunu da kulağınıza söyleyeyim, kimse duymasın: Hâlâ ölümden korkuyorum! Belki ölümden değil de, bir şekilde “Küt!” diye düşüp aniden ölüyor insan!

Acaba, ölümden sonra ne cevap vereceğimizden mi korkuyoruz?

Yok, yok, ölümün kendisinden de korkuyoruz! Belki de tamamen ölmeyen ve damarlarımıza işleyen nefsimizin ölmek istemeyişinin payı da vardır.

Ama, eskiden “ölüm!” dendi mi ödüm patlıyordu… Bediüzzaman meselenin bu boyutunu Sekizinci Söz’de muhteşem bir analoji/hikâye ile çocuklar dahil herkesin anlayacağı şekilde anlatır. 

Bazı pasajları şöyle: “Sonra, git gide, bu dahi evvelki birâderi gibi bir sahrâ-i azîmeye girdi. Birden hücum eden bir aslanın sesini işitti, korktu. Fakat birâderi kadar korkmadı. Çünkü, hüsn-ü zannıyla ve güzel fikriyle, “Şu sahrânın bir hâkimi var. Ve bu aslan, o hâkimin taht-ı emrinde bir hizmetkâr olması ihtimâli var” diye düşünüp, teselli buldu. Fakat yine kaçtı. Tâ altmış arşın derinliğinde bir susuz kuyuya rast geldi; kendini içine attı.” 1

Hikâye uzun. Şu bölümünü de nazara verip, sizi Sekizinci Söz’ü okumaya dâvet ediyoruz. 

Ta ki, bu manevî ziyafetten istifade ediniz: “Bu acîb işler birbiriyle alâkadardır. Hem, bir emir ile hareket ederler gibi görünüyor. Öyle ise, bu işlerde bir tılsım vardır. Evet, bunlar bir gizli hâkimin emriyle dönerler. Öyle ise, ben yalnız değilim. O gizli hâkim bana bakıyor, beni tecrübe ediyor, bir maksad için beni bir yere sevk edip dâvet ediyor.” Şu tatlı korku ve güzel fikirden bir merak neş’et eder ki: “Acaba, beni tecrübe edip, kendini bana tanıttırmak isteyen ve bu acîb yol ile bir maksada sevk eden kimdir?”

“Sonra tanımak merakından tılsım sahibinin muhabbeti neş’et etti. Ve şu muhabbetten tılsımı açmak arzusu neş’et etti. Ve o arzudan tılsım sahibini râzı edecek ve hoşuna gidecek bir güzel vaziyet almak irâdesi neş’et etti.” 2

Sonra ağacın başına baktı, gördü ki, incir ağacıdır. Fakat, başında binlerle ağacın meyveleri vardır. O vakit bütün bütün korkusu gitti. Çünkü, kat’î anladı ki, bu incir ağacı bir listedir, bir fihristedir, bir sergidir… Sonra niyaza başladı. Tâ, tılsımın anahtarı ona ilham oldu. 

Bağırdı ki: “Ey bu yerlerin Hâkimi! Senin bahtına düştüm. Sana dehâlet ediyorum ve Sana hizmetkârım ve Senin rızânı istiyorum ve Seni arıyorum.”

“…Hem o bedbaht, elîm bir dehşette ve azîm bir korku içinde kalbi parçalanıyor. Ve şu bahtiyar ise leziz bir ibret, tatlı bir havf, mahbub bir mârifet içinde garip şeyleri seyir ve temâşâ ediyor.”

Bence, ölümden korkan herkes, bu korkusunu asgariye indirmek için özellikle Sekizinci Sözü ve Onuncu Söz’ü (Haşir Risalesini) “anlayarak ve kabul ederek okumalı”dır.

Bunun için de müzakere ve mütalâayı tavsiye ediyoruz…

Dipnotlar:

1- Sözler, Yeni Asya Neşriyat,  s. 39-40 2- Aeg. 40.

Okunma Sayısı: 1770
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Oğuz

    10.4.2020 18:20:39

    Korku insanda Hıfzı hayat için verilen bir duygudur. Dolayısıyla ölümden korkmak doğaldır ancak ebedi hayatın başlangıcınin kapısı olan ölümü yaşamadan da rabbimizin vaadi olan sonsuz hayata,nimetlerine ve Rabbimize ulaşmamız mümkün değil. Sorun olan ,telaşlı ve ümitsiz ölüm korkusuna kapılıp idam olma düşüncesiyle yaşamaktır. Bizim korkumuzu telaşsiz olarak atlatmamiız imkansızlık belasından kurtulmamiza bağlı.

  • cenk çalık

    10.4.2020 17:23:46

    "Belki de tamamen ölmeyen ve damarlarımıza işleyen nefsimizin ölmek istemeyişinin payı da vardır." bu cümlede ölümden korkmamızın mühim sebebini açıklıyor. Nefsimiz ölümü düşünmek dahi istemiyor. İşte dediğiniz gibi sekizinci söz ve onuncu söz bu derdin tiryakı hükmünde olduğunu belirtmek lazım...

  • Ramazan ÇALIŞAN

    10.4.2020 11:46:59

    Her nefeste,her adımda,her köşebaşında bir gölge gibi bizi takip eden ölüme,bizden ne istediğini sormak lazım.Ölüm meselesini halledemeyen hiç bir meselesini halledememiştir.Siyaset,spor ve sosyal etkinlikler için bir araya gelen insanlar,dünyanın en büyük meselesi olan, ölüm meselesini halletmek için en büyük en lüks salonlarını bu konu için tahsis etmeleri lazımdır.Çünkü ölüm hepimizin ortak paydasıdır.

  • A. Ferşadoğlu

    10.4.2020 00:26:06

    Bu yazımda Risale-i Nur'dan naklettiğim bu pasajları "şerh ve izah" etmememin sebebi, "kastedilen asıl manayı anlatmanın zorluğu ve uzunluğu..." İkincisi de, "Ölüm" gibi en önemli meselemizi, yegane meselemizi bizzat hepimiz araştırıp anlamaya, anlatmaya teşvik etmektir. Bunun için muhterem okuyucularımızın yorum, "şerh ve izah"ları ile katkıya davet ediyorum.

  • A. Ferşadoğlu

    10.4.2020 00:13:56

    Bir müminin ölümden korkma derecesini nazara vermek için Sekizinci Söz'deki, "Sonra, git gide, bu dahi evvelki birâderi gibi bir sahrâ-i azîmeye girdi. Birden hücum eden bir aslanın sesini işitti, korktu. Fakat birâderi kadar korkmadı" şeklindeki pasajı naklettik. Yani, "işitti, korktu, fakat birâderi kadar korkmadı." Evet, biz de korkuyoruz, ama, iman etmeyenlerin ölüm korkusunu bizim anlamamız, tahayyül ve tasavvur etmemiz imkansızdır! İç dünyalarında dehşetli korku titremeleri, fırtınaları, kasırgaları ve korkunç elem, azapları yaşıyorlar. Eşyaya, bitkilere,hayvanlara, insanlara, varlığa bukadar düşman olmaları, tahrip etmeleri, gaddarca davranıp israf etmeleri, acımasızca öldürmelerinin bir sebebi de anlayamayacağımız feci ölüm korkusu olmalıdır.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı