"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Yoksa cehaletlerini mi örtüyorlar?

Ali FERŞADOĞLU
13 Ocak 2021, Çarşamba
Değerli araştırmacı-aynı zamanda meslekdaşımız-olan Abdurrahman Aydın’ın 10 Ocak 2021 tarihli yazısının başlığı, “Allah (cc) nerededir?” şeklindeydi. Hem avamın, hem de havassın istifade edeceği veciz bir yazı idi. Okuduysanız tekrar okumanızı hararetle tavsiye ederim.

Buna rağmen, bazı yorumcu ve özellikle İlahiyatçılar izah ve ispata dayalı yazılara, tebliğ ve irşad metotlarına karşı geliyorlar. 

İtirazlarının birkaç sebebi olabilir: 

Kur’ân’ın ispat ve ispatı emrettiğini maalesef düşünemiyorlar! Eski önyargılarından kurtulamıyorlar. Kendilerini yenileyemiyorlar. (Halbuki Kur’ân ve hadis, tefekkürü emrediyor) 

Ve “İman gaybtır, ispata gerek yoktur!” gibi bir mazeretle saklıyorlar! 

Evet, bazı-sözüm ona-ilim, fikir ehli ve İlahiyatçılar, hâlen, “İnanç / iman ‘gayba’ aittir, ispat edilemez. İnanmak isteyen inanır, inanmayan inadından inkâr eder; ispat faydasız ve gereksizdir” der.

Halbuki, bilmiyorlar ki, İslâmiyet, her meselesini ilmî ve vicdanî süzgeçten geçirilmesini emreder. 

Müslümanlığın şartlarından birincisi, “akıl ve baliğ” olmak, yani aklın tercihiyle iman dairesine girmektir. 1 “Aklı ol­mayanın dini de yoktur” vecizesi bunu ifade eder. Mükellefiyet akılla başladığına göre, İslâmiyet körü körüne, mutaassıbane bir inancı/bağlılığı önermez.  

Müslümanlar bürhana, delile tabi olarak akıl, fikir ve kalp ile iman hakikatlerine girerler. Başka dinlerin bazı fertleri gibi ruhbanları taklit için bürhanı bırakmıyorlar. 2 “İcmalî/özet ve taklidî bir tasdikten ibaret”3 olmayan, “vicdanî ve aklî”4 olan imanî hükümleri ispat, son derece lüzumludur. Çünkü “İmanın var olup olmadığı, sorguyla anlaşılır.”5 Kalbimizi kâmil iman de­re­cesine çıkaracak, aklı ikna edecek ve susturacak da ancak bürhandır, belgedir.6 

Bunun için Kur’an, “O mücrimler hoş görmese de Allah kelimeleriyle hakkı ispat eder” 7 fermanıyla ispat eder ve ispatı emreder! En mükemmel irşat ve dâvet kitabı olduğundan, tebliğin temel çerçevesini, “Mü’min kullarıma şunu söyle ki, kâfirlere karşı en güzel sözü söylesinler; hiddet göstermeksizin delilleri en güzel bir şekilde ortaya koysunlar” 8 şeklinde çizer. 

Dipnotlar:

1- Bediüzzaman, Mektubat, s. 205. 2- Tarihçe-i Hayat, s. 80. 3- Sikke-i Tasdik-i Gaybi, s. 175. 4- İşaratü’l-İ’caz, s. 140. 5-Age., s. 46. 6- Sözler, s. 479. 7- Yûnus Sûresi, 82. 8- İsrâ Sûresi, 53.  

Okunma Sayısı: 1160
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdurrahman AYDIN

    13.1.2021 00:49:56

    Teşekkürler. 🙂 Bu zamanda düşünme tembelliği var. İnsanlar hayal bile kurmaya uğraşmıyorlar. Nasılsa filimler onların yerine hayal kuruveriyorlar. Risale-i Nurun bunca tahşidatı gösteriyor ki, izaha ve aklın işhadına şiddetle ihtiyaç var. Allah razı olsun.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı