"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hayatın baş köşesi - Ân diyarı (16)

Ali HAKKOYMAZ
12 Şubat 2024, Pazartesi
Bir türkü samimiyeti, serinliği, gevrekliği, gerçekliği, bereketi, kıvraklığı, titrekliği, hüznü, sevinci, rüzgârı niye yok okullarda, niye?!

Maskeli bir hayata bizi kimler mecbur ediyor? 

Maskeli, riyakar, yalancı, yüzünden, iş olsun diye işler bir türlü bitmeyecek mi?

Aşk olmayınca meşk/çalışma olmaz atasözünden alacak dersimiz de yok demek!

Aşksız yani heyecansız bir dünyayı kendi ellerimizle inşa ettik, büyüttük, büyütüyoruz.

En olması gereken selâmlaşmayı bile beceremiyoruz. Masum bir şey olan hâl hatır sormayı, sorsak gereğince davranabilmeyi…

Düşman mıyız birbirimize; hayır! 

Dost muyuz; hayır!

Dilimiz silinince, paslanıp küflenince; hayatın çekilmezliği yanı başımıza bağdaş kuruyordu. 

Çocukluğumdan beri konuşulan kıyamete daha daha yaklaşır gibiydik.

Köylerin, şehirlerin önü arkası açılıyordu durmadan. Sırlar sıra sıra sırlanıp duruyordu. 

Birinci ve İkinci Harbin açtığı yaralar sarılamadan yenileri açılıyordu.

Okuduklarım, duyduklarım çok şeyin  nöbetini bitirip gittiğini söylüyordu..

Tarihin tekerrüre takati yoktu ama birileri eski muhal hâlleri, dilleri pazara sürmekten, vitrine koymaktan geri durmuyordu.

Hızla kıyamete koşan bir dünyanın şaşkınlarını oynuyorduk. 

Cevapsız soruları sormak hoşuma gider. Daha yanisi cevabı belli soruları… 

Meselâ… hızlı trenlere ve sairelere gerek var mı; bilmem! 

Bu soruları çoğaltalım ki hayatımız hangi soruların cevabı… diye…

Ağzımızın tadı kaçmasın diyeki arayış, buluş ve rötuşların hepsi olmasa da çoğu  bizi hırpalıyor, törpülüyor, öğütüyordu.

Şu şeklen, şu naklen, şu hayalen, şu gıyaben, şu cununen, şu aklen, şu kalben, şu hakikaten yaşadaıklarım…diye bir pano yapsam salonun duvarına da gelip gittikçe baksam… 

Misafirler de o ayna denilen terazide kendini görse, tartsa, arasa, bulsa, kaybetse, kaydetse hayatın baş köşesine.

Yazalım o zaman alt alta yaşadıklarımızı ve savurduklarımızı.

***

İTİRAF

Bunca yıl yaşadım.

Okullar boş, sokaklar başıboş...

Diplomalar süs...

Düşünmek lüks...

İhtiyaç listesinde kitap yok!

Kalem yok, defter yok!

Acele, bir yere gitmemiz gerek…

Yok; bize bir sükûnet ülkesi gerek…

Okunma Sayısı: 926
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • S.topuz

    13.2.2024 12:18:17

    ..."Düşünmek lüks... İhtiyaç listesinde kitap yok! Kalem yok, defter yok!"... Bunların olmadığı bir toplum, Uzaya deyil Fezâya da gitse, yine huzuru, refahı, barış ve kardeşliği, hele hele Demokrasi ve Meşrutiyet-i Meşrua'yı hayata geçiremez, Tek Adam ucube (güya) sistemiyle idare edilir, gider maalesef!?

  • Salih baş

    12.2.2024 16:57:39

    Hakk'ın hatırı Ali'dir deyip bağıranlar çoğalır sa sükunet ülkesine kavuşuruz

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı