"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hastalık hastalığı ya da önce can tahlili

Ali HAKKOYMAZ
10 Ocak 2026, Cumartesi
-Hasta mı; hastalık mı?-

Şuram ağrıyor, demeyegör! Kalemini, gözlüğünü çıkarıyor doktor; yazıyor da yazıyor. Ne yiyip içtiğini sormuyor. Önce bir hoş geldiniz, de! Çay, kahve ve saire… ["Can tahlili" diye bir şey var; "Kan tahlili"nden önce.]

*

Doktorların ya kelimeleri yok veya konuşmaya mecalleri… Ya da bıkkın olduklarını düşünüyorum. Niye mi? Bilgilendirme diye bir şey çok zayıf. Kontrollerimiz devam ediyor gibi döner sözler… Bu, dünyada da böyle mi acaba! Bir de putlaştırıldı bu meslek. “İlmî istibdat…” hastalık abi, be! [Ve hastane reklamları hayra alâmet değil…]

*

Efendim neymiş? Muayene oldunuz hasta falan değilsiniz. Eh, biraz keyfiniz yok. Hafif öksürük, başağrısı... Yook! Kendini hasta sayacaksınmış. [“İzole” diye bir yalnızlık çıktı.]

*

Bak; nerdeyse bir ömür hasta, onlarca yıl hapis, sürgün, bir deri bir kemik kişi bir asra yakın yaşıyor. Hastalığın da manifestosunu yazıyor. Cevap veremediği soru yok. [Hastalar Risalesi’nde “merakın kendisinin hastalık olduğunu” açıkça demiş.]

*

Pek sayın hekimler,

Hakîm, Şâfi, Lâtif, Selâm gibi isimlere ayine olduğunuzun elbette farkındasınız. Şu Hastalar Risalesi’ni ciddiye alın. Orada “hasta, doktor, Allah” arasında neler olup bitmediğini görün. Hastalık ne? Hasta, usta kim? Doktor olmanın şartlarını kaç doktor taşıyor? [Şâfi-i Hakiki ile beraber olmanın nasıl bir şifa olduğunu bilmenin, yaşamanın sonsuz saadetliği hastaya da ustaya da doktora da öyle bir gerek ki… başına gelen bilir.]

*

Etrafımda gördüğüm kadarıyla hastaların çoğunun ilâçlarla iyi miyi olduğu çok yok. [Kaç, çok yakınım gümbür gümbür gitti. Milyon paralar harcayanlar da…]

*

O doktora tevafuk yoksa ya paran gidiyor ya aklın ya sıhhatin ya da hepsi… [Atalara kulak vereceksek yarım hoca dinden yarım doktor candan eder demiyor mu!]

*

Adım başı hastane demek; fakir toplum demek... Kaçımızın sofrası sağlıklı?! Can boğazdan gelir. Boyalı cilalı gıdalar... Geçiştirmelik öğünler... Eee; kanser, ülser... Ameliyat, kemoterapi, iğne, ilaç... Bunlar sağlam vücutu çürütür. [Ülkenin dörtte üçünün hasta olduğunu söylüyor araştırmalar.]

*

Hastaları korkutarak iyi edemezsiniz. Biraz şiir, deneme, hikâye okuyun kapınıza gelip teslim olmuşlara. [Siz de şifa bulur, morallenirsiniz.]

*

Hastalar Risalesi’ni okuyan doktorların ilaç rafında bu kitabın fazla fazla eksik olmaması gerekir, desem işimize karışma; […sen şiir yaz, diye reçete mi yazarlar?!]

*

"Bir doktora görün!" diye başlıyor hikâye. Sonra... doktor doktor geziyorsun. [Tahliller, tahminler, tahrikler… İlaç, iğne ve saire...]

Sonra... evham nöbetleri... Hastalık hastası olmak da var. [Ölene kadar kullanacaksınlı dayatılarak  abartılan ilaçlar...]

*

Meselâ kitap yazsa reçeteye doktorlar?Meselâ Hastalar Risalesi... Yanına bir hikâye bir şiir kitabı… Şu mutfağını arındır gibi tavsiyeli… Susuz, uykusuz kalma gibi… [Ölene kadar kitap okunacak, kelime hapsiz kalınmayacak deyu...]

Okunma Sayısı: 413
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı