"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

II. Abdülhamid’ten bugüne

Bahtiyar Arslanoğlu
15 Ağustos 2021, Pazar
Asırlarca İslâm’a bayraktarlık yapan Osmanlı devleti teknolojik ve demokratik dönüşümü dünyanın gelişen ülkeleriyle beraber tam olarak yakalayamayınca dağılmaya mahkûm oldu. Devletin son dönemlerinde müsbet dönüşüm lâyıkıyla yapılabilmiş olsaydı, böyle olmayabilirdi.

Osmanlı aydınları ve padişahlar 19. yüzyılda devletin bekası için ıslâhat hareketleri ve anayasa ile beraber parlamentoyu açmakla bu dönüşümü yakalamaya çalıştılar. Parlamentonun ihdası, Sultan 2. Abdülhamid Han’a nasip oldu. Ancak rahmetli Sultan bu büyük inkılâbı kabullenemeyince ilk fırsatta meclisi kapatarak büyük fırsat kaybedilmiş oldu. Sultan II. Abdülhamid, iktidarda olduğu dönemde muhaliflere ve farklı düşünenlere yaptığı baskı ile ‘İstibdat Dönemi’ olarak adlandırılan bir dönemi yaşattı. Şeriatı, baskı rejimiyle uygulamaya çalışması sebebiyle toplumun bir kısmında dine karşı olumsuz bir yaklaşım ortaya çıktığı ifade ediliyor. 

2. Abdülhamid olumlu yönleriyle, toplumun gelenekçi kanadı tarafından ön plana çıkarılırken olumsuz yönleriyle de eleştiri konusu olan bir padişahtır. Dönemi şartlarında parlamentoyu kapatıp demokrasiyi 30 yıl boyunca askıya alan talihsiz bir sultandır. O günün şartlarında tek adam anlayışı normal de olsa, bu durum devlete ve millete büyük zarara sebep olmuştur. 20. Yüzyılın başlarında yaşanan olaylarla parlamentoyu tekrar açmak, demokrasiyi ilân etmek zorunda kalmış, ancak sonrasında da İttihat ve Terakki’nin komiteci anlayışı ve hükümet darbesiyle meclis kısmen işlevsizleştirilmiş bulunmaktadır.  

Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda ise ilk meclis çok sesli ve çoğulcu bir yapıya sahip iken karanlık bir elin müdahalesiyle 2. Meclis ve sonrasında ise tek adam anlayışıyla 1950’ye kadar devam eden bir süreç yaşandı. 

Adı “Cumhuriyet Dönemi’’ olarak tarih kitaplarına yazılsa da dönemin şahitlerinden olan Said Nursî tarafından ‘Mutlak istibdat’’ 1 (şiddetli baskı dönemi) olarak değerlendirilmektedir. Sonrasında ise yaklaşık her 10 yılda bir askerî darbelerle demokrasi engellenip, kısıtlanarak süreç devam edegelmiştir.  

Yaşadığımız son 10 yılda ise tekrardan tek adam rejimi inşa edilip, ülkemizin demokrasi düzeyi gittikçe düşürülerek ortaya çıkan bir baskı rejimiyle karşı karşıya bulunuyoruz. 

Gelişmiş ülke olabilmek için demokrasi, adalet, insan hakları ve modern hürriyetçi bir eğitim anlayışı gerekirken tek adam rejimlerinde bu istikametin tam tersine gidildiği için ülkemiz birçok alanda Afrika’nın bazı ülkeleriyle kıyaslanır hale gelmiş bulunuyor. Ülkedeki gençler ciddî bir işsizlikle karşı karşıya. Bu perspektifle; tek adam rejiminin bıraktığı enkaz maalesef çok ağır. 

Bize lazım olan tek adam rejimi değil çoğulcu ve hürriyetçi bir demokrasidir. İnsanların daha gelişmiş ve mutlu bir ülkede yaşaması için gerçek bir demokrasi şart. 2020’lerde Osmanlıdaki sultanlık ve tek adamlık yaklaşımlarıyla, aşiret yönetme gibi modern dünyadan kopuk anlayışlarla ülke ve milletimiz mesafe kaydedemeyecektir. Demokrat, hürriyetçi ve maddî manevî gelişmiş bir ülke için ümit ve gayret içerisinde olmalıyız. 

Dipnot:

1- Risale-i Nur Külliyatı, Emirdağ Lâhikası-1 98. Mektup s. 203. 

Okunma Sayısı: 686
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • said yazar

    15.8.2021 13:41:23

    Tebrikler teşekkürler

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı