"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Maneviyatı sarhoş eden zevk: Sosyal Medya

Cenk ÇALIK
15 Eylül 2021, Çarşamba 14:55
Hayatımız dijitalleştikçe her birimiz “mânevî birer sarhoş!” haline geldik. Tepkilerimiz törpülenerek kabullerimiz değişti.

Başlangıçta şiddetle karşı çıktığımız yanlışlar zamanla doğrularımız haline geldi. Yanlış şeylere müptelâ olmanın cezasını çekiyoruz. Bu durum içimizi acıtıyor. Sindiremediğimiz yanlışlardan kurtulmak istiyoruz. Lakin, sosyal medya zincirlerimiz öylesine kalınlaşmış ki irademiz sınanıyor ve bireysel tepkilerimiz yığınlar arasında sönükleşerek yerini kabullenişe bırakıyor. Ve bu kabulleniş maalesef maddî ve mânevî dünyamızda birçok menfî tesiri beraberinde getiriyor…

En başta konsantrasyonumuzu kaybettik. Yapmaya gönüllü olduğumuz en hayırlı işlerimizde bile odaklanmakta zorlanıyoruz. Günümüzdeki telekominikasyon teknolojisi modern çağın insanını her an ulaşılabilir mesafede tutuyor. Mesaj ya da arama sesi gibi bir uyaran bir anda dikkatimizi dağıtabiliyor. Dikkatimizi azmettiğimiz konunun uzaklarına taşıyor. Mesajın ne olduğunu merak etmeden ya da bir aramayı cevaplandırmadan kaç saniye bekleyebiliyoruz? Bu durum maalesef idrâkımızın  en berrak olması gereken anlarda, Risâle-i Nur sohbetlerimizi ve okumalarımızı da olumsuz etkiliyor…

Sosyal medyayı bir kaçış yeri olarak görmeye başladık. İlk fırsatta günlük hayatın getirdiği tek düzelikten kaçarak sunî renkler ile boyalı bu alanlarda soluğu alıyoruz. Aklımız ve fikrimiz öyle dağılıyor ki hayırlı bir işle meşgulken bile gerçeklikten koparak yapılan paylaşımları düşünmeye başlıyoruz. Nefsimize hâkim olamadığımız bir alanda ahiretimizi yakıyoruz…

Yapılan araştırmalar gün içerisinde herhangi bir bildirim gelmeden de defalarca bu alanlarda vakit geçirdiğimizi gösteriyor. Amaçsızca, faydasızca zayi ettiğimiz zamanın uzunluğu, içine düştüğümüz kuyunun derinliğinden haber veriyor. Zîrâ bu ağlara girmek için artık herhangi bir sebebe ihtiyacımız olmadığı görülüyor…

En fıtrî ve hayırlı işlere olan şevkimizi köreltiyor. Bir uyuşturucu maddenin sinir uçlarını hissizleştirmesi gibi algılarımızı körelten sosyal medya, mânevî hayattan aldığımız zevkleri zehirliyor. Okumalarımızda daha ilk satırda esnememiz tesadüf olmasa gerektir…

Nefsi esir eden bir yapısı var bu ağların. Özellikle tek başımıza olduğumuzda bizi esaret altına alması daha da kolaylaşıyor. Haramların câzibesine daha kolay aldanabiliyoruz. Kontrolü çoğu zaman sağlayamadığımız için saatlerce oyun, video ve fotoğraf üçgeninde manen boğuluyoruz…

Bu ağlarda bulunduğumuz her saniye bu faydasız alışkanlıkların biraz daha pekişmesine ve gerçeklik algısından biraz daha uzaklaşmamıza sebep oluyor. Nasıl ki yapay tatlandırıcılar, aromalar, lezzet verici katkı maddeleri gıdaların fıtrî tatlarını unutturdu. Aynen öyle de sanal dünyada  sosyalleşerek, hiç tanımadığımız kişilerce beğenilme ve takdir edilme hisleri; gerçek hayattaki hakiki saygı ve sevgi ile perçimlenen insani ilişkilerin yerini aldı. Hakiki zevkleri de bu uygulamalarda geçirilen zaman ve yapılan paylaşımlar hızla unutturuyor…

Hayvanî zevkler revaç bulurken mâneviyat tat vermiyor. Mantıkta insanı madde olarak gören bir sistem kurgulanıyor. En fazla ilgi gören (tıklanan, beğenilen) video ve fotoğraflara bakıldığında toplum algısının sistemli bir yönlendirme ile hangi istikametlere kanalize edildiği anlaşılacaktır…

İnsani değerlerimizi hızla kaybediyoruz. Birkaç dakika hasbihal edecek vaktimiz yok ama saatlerce mesajlaşmaya vaktimiz var. Bayramlar haricinde en yakınlarımızı bile hal-hatır sormak için aramıyoruz. Arandığımızda “Kesinlikle bir şey var. Onun için beni aramıştır.” diye içimizden geçiriyoruz…

“Facebook’da 5000 takipçim var. Ancak içimi dökecek bir arkadaşım bile yok.” ifadesi yoruma hacet bırakmıyor. İki insan aynı ortamdayken konuşacak bir konu bulamıyor. Paylaşımlar o denli azaldı ki bedenen bir arada bulunan insanların zihni hâlâ sanal dünyalarda geziniyor…

Yaradan tarafından insana atomdan galaksilere kadar bütün mikro ve makro âlemleri tefekkür etmek için verilen merak hissiyatını yanlış yerlerde kullanıyoruz. İnsanı diğer tüm canlılardan ayırarak ona asil bir amaç yükleyen bu merak ve idrâk duygularını kıymetsizleştirerek magazin kültürüne indirgiyoruz. Zihnimizi başka insanlarının günlük hayatından faydasız kareler ile doldurmak dimağımızı zehirlemek şöyle dursun psikolojimizi nasıl etkiliyor? Araştırmalar paylaşımlarda zoraki bir şekilde çizilen pembe tabloların işaret ettiği balondan mutluluklara ulaşamayan kişilerin kıskançlık, mutsuzluk, kin gibi duygularla dolduğunu gösteriyor…

Sabır kuvvetimiz ne âlemde? Bilhassa tiktok videoları bize ne anlatıyor? Yararlı bir videoya kaç dakika zaman ayırabiliyoruz? Eskiden saatlerce zevkle izleyeceğimiz videoları bile artık birkaç dakika dahi tahammül edemiyoruz. Maalesef faydalı konulara birkaç saniyeden fazla zaman ayırmayan ve sürekli başka alanlarda gezen maymun iştahlı fertler haline geldik…

Peki, çözüm nedir? Nasıl hareket etmemiz gerekiyor? Bu soruların cevaplarını net olarak bilmiyorum. En net bilgim bu meseleyi tek başına çözecek durumda olmadığımızdır. Şahs-ı mânevî ile hareket etmeliyiz. Hayatımızda sohbet, okuma programları, müzâkereli dersler ne kadar çok olursa o ölçüde korunmuş oluruz. Ailemiz ve cemaatimiz can simitlerimiz. Boğulmamak için onlara tutunmak zorundayız vesselâm…

Okunma Sayısı: 1361
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Saadet çelik

    16.9.2021 20:26:28

    O kadar büyük sorunlar ki algılayamiyoruz..... Rabbim yar ve yardımcımız ola insAllah... Allah razı olsun bu guzel tespitler için....

  • Şerife Tez

    16.9.2021 13:36:01

    tebrikler kardesim ,can alici ve can kurtarici tesbitler ,Allah bu ummetin yardimcisi olsun inşaallah.....

  • Karameşe

    16.9.2021 10:42:37

    Allah razı olsun

  • Veysel kasar

    15.9.2021 18:15:21

    Okudum..Konuyu can damarından yakalamışsınız. Problem büyük.Korkunç..Farkında olmak için katıkınızı tebrik ediyorum. Allah tesirini göstersin. Saygı ve sevgi ile..Allah'a emanet olunuz...

  • Mehmet özdemir

    15.9.2021 18:04:44

    Allah razı olsun Cenk kardeşim, önemli bir konu

  • Ömer Faruk özaydın

    15.9.2021 16:40:15

    Tebrikler Cenk Çalık kardeşim. Mühim ve bir o kadar da çözümü zor bir mevzu. 1 yaşında bebeklerin mamasının katığı haline gelmişken diğer yandan bizim gibi ihtiyarların bile vazgeçilmezi olmuş. Haydi bir müsbet tarafıyla ferahlanalım: Nur talebesi, özellikle Yeni Asya okur/ yazarı, derslerini, virdini, yazılarını, tahlillerini teknolojiyi hayra kullanarak şükrünü eda ediyor. Muhabbetle.

  • Said Yüksekdağ

    15.9.2021 16:39:13

    Allah razı olsun Cenk Abi. Rabbim kalemine kuvvet versin.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı