"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Mehmet Alan Ağabeyimize rahmet

Cenk ÇALIK
22 Ağustos 2026, Cumartesi
İsimsiz kahramanlar vardır. Çokça göz önünde değildirler. Meziyetleri çoğunlukla gizli kalır.

O hasletlerin ehemmiyetini ahirzaman daha iyi tercüme ediyor. Mehmet Alan ağabey de hakkıyla vazifesini yapmanın bahtiyarlığıyla aslî memleketine rücû etti. Kıymetli eşi Nevin abladan duyduğum ve iç dünyamda beni sarsan bazı meziyetlerini, rahmete vesile olması niyetiyle paylaşmak istiyoruz. 

Mehmet ağabeyin ilk dikkat çeken özelliği, öğretmenlik mesleğinde çok başarılı olmasıydı. Derslerinin tesiri, yıllar sonra karşılaştığı talebelerinin cümlelerinden net olarak anlaşılıyordu. “Hocam, derslerde anlattığınız hakikatleri unutmadık; hâlâ hatırlıyoruz.” mealindeki talebe beyanları, yoruma hacet bırakmıyor. Ayrıca talebelerini, hizmetin gerektirdiği sorumluluk duygusuyla en ince detayları bile düşünerek yetiştiriyordu. Misalen, biraz yemeği fazla kaçırdığında erkenden yürüyüşe giderek o fazlalığı eritmeye çalışıyordu. Göbekli bir şekilde talebelerinin karşısına çıkmaktan haya ediyor; bunun, derste verilen mesajların tesirini kıracağını düşünerek hareket ediyordu. Dava adamı olmak böyle bir şey olsa gerek: Çoğu kişinin gözden kaçırdığı hassasiyetlere sahip olmak ve onları yaşamak…

Kâinattaki en yüksek ikinci hakikat olan namaz hususunda, daha küçük yaşlarda bile bedeller ödemesi bizim için ibret levhası hükmündedir. Çocuk yaşta namaza başlayan Mehmet ağabey, hayatı boyunca bu hassasiyetini sürdürdü. Yeri geldiğinde, bizim nefsimize ağır gelen bedelleri de ödemekten geri durmadı. Talebelik yıllarında yolculuk yaparken otobüs şoförüne namaz için ricada bulunması; kabul edilmediği durumlarda ise eşyasıyla birlikte otobüsten inerek yolda kalmayı göze alması, birçok defa tecrübe ettiği vakıalardandı. Hatta evlendiğinde bile, otobüsün şoförünün “Sonra kaza edersin.” sözüne adeta aslan gibi kükreyerek karşılık vermesi ve ihlâslı niyet karşısında şoförün namaz molası vermek zorunda kalması üzerinde derin derin düşünmek gerekir. Hangimiz namazı vaktinde eda etmek için otobüsten inmeyi ve bilmediğimiz bir yerde yolda kalmayı göze alabiliriz? Bu suale tereddüt etmeden kaç kişi “Ben.” diyebilir? Sizce de bu vakıalar bizler için de numune-i imtisal değil midir?

“Nasıl yaşarsanız, öyle ölürsünüz.” sırrı, Mehmet ağabeyde de tecelli etti. Son anlarına kadar namazlarını eda etti. İman yolunda yaptığı hizmetler neticesinde, son yolculuğa çıkmaya yakınken bir zamanlar talebeleri olan kişiler de ona hizmet ettiler ve işler normalin üstünde tevafuklarla ilerlerdi. Bir talebesi, normalde onun hastası olmamasına ve bu işlerle ilgilenmemesine rağmen onun raporunu dahi yazdı; daha doğrusu, yazdırıldı. Farklı meslekten başka talebeleri de her aşamada istihdam edildi. 

Mehmet ağabey, namaz ve hizmet için yaşadı; bu uğurda son ana kadar vazifesini hakkıyla eda etti. Bir zamanlar talebesi olan kişiler de bu hâllere şahit oldular. Bizler de bu satırları okuyarak, inşaallah eksikliklerimizi gidermek hususunda gayret etmeye çalışacağız. Mehmet ağabeyin mekânı Cennet olsun. Âmin! 

Kıymetli eşi Nevin ablanın ve evlatlarının başı sağ olsun.

Mehmet ağabeyin aziz ruhu için el-Fâtiha.

Okunma Sayısı: 131
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı