"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Barla mektuplarında, Risale-i Nur (3)

24 Eylül 2020, Perşembe
Pınarlar, akarsu olup aktıkça hariçten karışan maddeler pınarın temiz suyunu etkilediği gibi, Risale-i Nur hizmetini akamete uğratmak isteyenler hep olmuştu. Bunlar kısmen zarar verseler de samimî Nur Talebeleri sayesinde kaynaktaki temizlik muhafaza edilerek bu günlere gelinmiştir.

Barla ve Barla mektupları pınar gibidir. Şöyle ki; pınarın çıktığı yerdeki su, çıktığı yerdeki toprağın bütün özelliklerini (ısısını, minerallerini, şifasını v.b) en saf, katışıksız, tabir-i caiz ise “kaynak ne ise suyu da o dur” dendiği gibi muhafata eder.

Barla sıddıkları da, Risale-i Nur’u telif edildiği ilk kaynaktan içtikleri için, Üstad Bediüzzaman’ın istediği sadâkat, samimiyet, ihlâs, tesanüt ve uhuvveti yaşayanlardı.

Ancak ne var ki; pınarlar, akarsu olup aktıkça hariçten karışan maddeler pınarın temiz suyunu etkilediği gibi, Risale-i Nur hizmetini akamete uğratmak isteyenler hep olmuştur. 

Bunlar kısmen zarar verseler de samimî Nur Talebeleri sayesinde kaynaktaki temizlik muhafaza edilerek bu günlere gelinmiştir.

“Üstadım müsterih olunuz, bu Nurlar ayakaltında kalamazlar. Hâlık (cc), kimsenin ümit edemeyeceği âciz insanlarla neşir ve muhafaza ettirir” diyen Hulusi Abi, Risale-i Nurlar’ı okuduğundaki halet-i ruhiyesini de şöyle ifade ediyor: “Fakat ne çare ki, iğtimam edebildiğim kısacık vakitlerde zihnimi safileştirip Nurlar’ın karşısına, dolayısıyla Kur’ân’ın mu’cizeleri mecmuasına ve aziz, muhterem Üstadımın medresesine ve ol Seyyidü’l-Kevneyn Peygamberimiz Efendimiz Hazretlerinin (asm) ravza-i saadetlerine ve nihayet Rabbü’l Âlemin Teâlâ ve tekaddes Hazretleri’nin huzur-u lâmekânîsine çıkıyorum. Bu sebeple cidden o Nurlar’la iştigal etmediğim zamanlar, keşki enfâsı ma’dude-i hayattan olmaya idiler diyorum.” (Barla Lâhikası, s. 69)

Hulusi Ağabey burada, zihnimi dünya işlerinden arındırıp, Nurlar’la iştigal etmeğe başladığımda, önce Üstad Hazretleri’nin huzuruna, oradan Peygamber Efendimize (asm) ve oradan Allah’ın huzuruna intikal ettiğimi hissediyorum. Nurlar’la meşgul olmadığım zamanlar ve dakikalar “Keşke olmasa idi” demiş oluyor.

Risale-i Nur Külliyatının en uzun bölümü olan ‘On Dokuzuncu Mektup’un mu’cizeliği hakkında Sabri Abi’nin düşünceleri ise şöyle:

“Meb’us-u âlem Aleyhisselâtu vesselâm Efendimiz Hazretler’inin insanları hayrette bırakan (...) On Dokuzuncu Mektubun dördüncü cüz’ünü; (...) istinsaha başlamıştım. (...) Bu hususta kalben hisseylediğim duygulardan mütevellit ve lâzımü’l-arz methüsenayı gayet parlak bir tarzda arz etmek ehass-ı emelim ise de maalesef söylemekten âciz bulunduğumu beyan ile iktifa ediyorum. Yalnız şu noktayı hissettim ki: o vekayiide siz cismen değilse de fakat ruhen, Server-i Kâinat Efendimiz (asm) ile beraber idiniz tasavvur ediyorum. Zira vekayi-i mezkûrenin künyesiyle, mevkii ile an’anesiyle kat’iyen ve ol vecihle nakl ve tahrir buyurduğunuza kani ve kâilim.”

Risaleler, bu veya buna benzer şartlara haiz. Okuma ve hizmetimiz esnasında bu anları yaşar, tahayyül ve tasavvur ederek yap- tığımızda hizmete olan şevkimiz daha da artacaktır, inşaallah.

Okunma Sayısı: 1383
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı