"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Medeniyet-i hakikiyeyi İslâmiyet teşkil eyledi

Risale-i Nur'dan
07 Ağustos 2026, Cuma
(Dünden devam)

İkincisi: Ben Şarkın dağlarında büyümüş idim. Merkez-i hilâfeti güzel tahayyül ediyordum. Vakta ki, bundan yedi-sekiz ay mukaddem Dersaadete geldim. Gördüm ki İstanbul, tevahhuş ve tenafür-ü kulûb sebebiyle, medenî libası giymiş vahşî bir adama benzerdi. Şimdi ittihad-ı millî sebebiyle, medenî adam, fakat yarı medenî, yarı vahşî libasında bize arz-ı dîdar ediyor. Evvel Şarkta fenalığın sebebi, Şarkın uzvu hastalanmış zannediyordum. Vakta ki, hasta olan İstanbul’u gördüm, nabzını tuttum, teşrih ettim; anladım ki, kalbindeki hastalıktır, her tarafa sirayet eder. Tedavisine çalıştım; bir divanelikle taltif edildim.

Hem de gördüm ki, medeniyet-i hakikiyeyi teşkil eyleyen İslâmiyet, maddî cihetinde medeniyet-i hâzıradan geri kalmış; güya İslâmiyet sû-i ahlâkımızdan darılmış, mazi tarafına dönüp gidiyor. Zaman-ı Saadete bizi şikâyet edecektir. Bunun en büyük sebebi, istibdattan sonra, mürşid-i umûmî üç büyük şubenin ki, “Cümlenin maksudu bir amma rivayet muhtelif,” veyahut “İfadelerimiz ayrı ayrıdır, senin güzelliğin ise birdir; hepsi de o cemale işaret ediyorlar.” [Arabî ibarenin meâli] beytinin mâsadakı olan ehl-i medrese ve ehl-i mektep ve ehl-i tekkenin tebâyün-ü efkâr ve tehalüf-ü meşâribidir.

Bu tebâyün-ü efkâr ahlâk-ı İslâmiyenin esasını sarsmış, ittihad-ı milleti çatallaştırmış, terakkiyat-ı medeniyeden geri bırakmıştır. Zira biri ifrat ile diğerini tekfir ve tadlil ediyor; öteki tefrit ile onu techil ve gayr-i mûtemed addediyor. Bunun çaresi, tevhid ile ve efkârlarının mabeyninde teyid ile münasebet ile musalâhadır. Tâ itidal noktasında musafaha ile birleşmeli ki, aheng-i terakkîyi ihlâl etmesinler.

Eski Said Dönemi Eserleri, Nutuk, s. 96

LÛGATÇE:

aheng-i terakkî: ilerlemenin ahengi,

 uyum ve düzeni.

arz-ı dîdar etmek: görünmek; yüzünü 

göstermek.

Dersaadet: saadet kapısı; İstanbul.

gayr-i mûtemed: güvenilmez.

istibdat: baskı ve zorbalık rejimi.

mabeyn: ara.

mâsadak: doğrulayan, tasdik eden.

medeniyet-i hâzıra: şimdiki medeniyet.

mukaddem: önce.

mürşid-i umûmî: topluma yön veren genel 

rehber.

sû-i ahlâk: ahlâkın kötülüğü, kötü ahlâk.

tadlil: dalâletle suçlama, doğru yoldan saptığını 

söyleme.

tebâyün-ü efkâr: fikirlerin, düşüncelerin 

birbirine zıt ve muhalif olması.

techil: cahillikle suçlama, cahil sayma.

tehalüf-ü meşârib: meşreplerin, huyların,

karakter ve eğilimlerin farklı olması.

tekfir: küfürle itham etme, bir kimsenin kâfir 

olduğunu söyleme.

terakkiyat-ı medeniye: medeniyet alanındaki 

ilerlemeler, medeni gelişmeler.

teşkil eylemek: meydana getirmek.

teşrih etmek: anatomisini incelemek,

kesip açmak, 

tahlil ve teşhis etmek.

tevahhuş ve tenafür-ü kulûb: kalplerin 

birbirinden 

ürküp nefret etmesi.

Zaman-ı Saadet: Asr-ı Saadet; Hz. Peygamber’in (asm) yaşadığı saadet dönemi.

Okunma Sayısı: 217
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı