"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Evlensenize kardeşim! (1)

Ahmet DURSUN
07 Ağustos 2026, Cuma
Kardeşimiz Cahit Sıtkı’nın “yolun yarısı” dediği otuz beş yaşını geçmiş, evlenmiyor. Evlenmek istemediğinden değil, kendince belirlediği kriterlere uygun birini hayatına denk getiremediğinden evlenmediğini söylüyor.

Şaka yollu kızıyorum, evlensene kardeşim, niye evlenmiyorsun? Yok, kalbi küt küt etmemiş, yok henüz ev ve arabası yokmuş, yok ekonomik şartlarmış, ailevî sebeplermiş, yok bekârlık sultanlıkmış, yok kimsenin boyunduruğu altına giremezmiş, yok ne gereği varmış, yok öyleymiş, yok böyleymiş… 

“Yahu demokrasiler asrındayız, bekârlık sultanlıksa evlilik cumhuriyettir” desek de nafile. 

Ne çevre baskısı, ne ailevî zorlamalar ne de vatan millet edebiyatı… Hiçbiri gençlerimizi evlilik konusunda ikna edemiyor.  

Türkiye evlilik, boşanma ve çocuk sahibi olma meselesinde çok tehlikeli bir noktada. Bu tehlike “Portekizleşmek” kavramıyla ifade ediliyor. Portekizleşmek, literatürde geleneksel, muhafazakâr yapıdan hızlıca koparak yüksek boşanmayı ve aşırı düşük evlenmeyi doğuran yeni bir yapıya evrilmeyi ifade ediyor ve istatiki veriler, Müslüman bir  topluma yakışmayacak şekilde, Türkiye’nin bu konularda fazlasıyla Avrupalılaştığını gösteriyor. Türkiye’de aileler çatırdıyor, evlilikler zorlaşıyor, nikâhsız birliktelikler akıl almaz bir biçimde, “Türkiye Portekizleşiyor mu?” tartışmaları eşliğinde artıyor. 

1970’li yıllarda muhafazakâr ve güçlü aile yapısıyla öne çıkan, evliliğin en mukaddes kurumlardan biri olarak kabul edildiği Portekiz, günümüzde yüzde yetmişleri aşan boşanma oranına sahip. Yine yüksek oranda evlilik dışı birlikteliklerin âdeta bir akım haline gelmesiyle Avrupa’nın en hızlı kültürel değişimini yaşayan ülkesi olarak görülüyor. Bir ülkenin geleceği açısından ciddi bir tehdit olarak değerlendirilen bu durumun benzerinin Türkiye araştırmalarında ortaya çıkması “ne oluyoruz?” sorusunu sorduruyor.   

Yaklaşık yirmi beş yıldır muhafazakâr-İslâmî kimliğiyle bilinen bir iktidar döneminden sonra aile, gençlik ve evlilikle ilgili raporların Avrupa ülkelerini bile geride bırakan olumsuzluğa sahip olması, konuyu çok yönlü değerlendirmeyi zorunlu kılıyor. Bunu salt bir iktidar eleştirisi üzerinden okumak bizleri doğru sonuçlara götürmeyebilir. Sivil toplum, cemaatler ve diğer dinî grupların toplumun içini kemiren bozulmalar ve yozlaşmalar karşısında nasıl bir aksiyon aldığı, topu siyasetçilere atma kolaycılığından çok daha önemli bir soru. 

Sokağa çıktığınızda, herhangi bir gençle konuştuğunuzda toplumun kılcal damarlarını ilgilendiren alanlarda nasıl bir evrilme ve bozulmayla karşı karşıya olduğumuzu hemen anlayabilirsiniz. Ahlâkî dejenerayon, davranışa dönüşen manevî bozulmalar, temel değerlerin alt üst edilerek yeni değerler haline gelmesi… Günah, ayıp, sakınmak gibi kavramlar neredeyse bütünüyle toplumsal hafızadan silinirken yeni nesiller aşırı şişirdikleri benlikleri, nefisleri ve egoları etrafında kendi değerlerini oluşturuyor ve evlilik ve çocuk meselesi de bu yeni nesil değerler etrafında şekilleniyor. 

Bediüzzaman’ın “insanın hususan Müslümanın tahassüngâhı ve bir nevi cenneti ve küçük bir dünyası” olarak tanımladığı aile hayatının bozulması karşısında çektiği “ eyvah!”lardan daha şiddetli eyvahlarla teyakkuz halinde olmamızı gerektiren ciddî tehlikelerle karşı karşıyayız. Türkiye’de son on yılda yapılan evliliklerin neredeyse üçte birinin boşanmayla sonuçlanması (2025’te 552 bin 237 evlilikten 193 bin 793’ü boşanma ile sonuçlandı), evlilik yaşının çok geç yaşlara tırmanması, çocuk doğurma oranlarının 1.4’lere gerileyerek Fransa gibi ülkelerin bile altına düşmesi, yalnızca ekonomik ve sosyal bir tehdit olarak görülmüyor, Portekizleşme kavramı etrafında yeni nesilleri tarihî, dinî, kültürel ve ailevî bağlarından koparan büyük bir buhranın habercisi olarak değerlendiriliyor. 

Okunma Sayısı: 185
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı