"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Halil İbrahim ve Mustafa Osman hakkındaki mektuplar

19 Ağustos 2019, Pazartesi
Bediüzzaman’ın gözüyle saff-ı evvel talebeleri (8)

Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri, talebesi Halil İbrahim’den Emirdağ Lâhikası’ndaki bir mektubunda şu şekilde bahseder: “Milaslı Halil İbrahim, hakikaten Risale-i Nur’un demir gibi metin ve sarsılmaz bir şakirdidir. O kasaba onunla iftihar etmeli.” 1

Diğer bir mektupta da Kâtip Osman’la beraber ikisinden şu şekilde bahsmiştir: “Halil İbrahim hiç sarsılmadan, değişmeden sadâkatlerinde demir gibi devam edip çoklarına hüsn-ü misal oluyorlar.” 2

Devamı bir başka mektupta da, Halil İbrahim’in özelliği şöyle anlatılır: “Sadâkatı harika olduğu gibi cesareti de o nisbette olan Halil İbrahim’in (rh).” 3

Halil İbrahim’in Emirdağ Lâhikası’nda neşredilen bir mektubunun sonunda Üstad Hazretleri şunları yazmış: “Halil İbrahim’in Risale-i Nur hakkındaki parlak fıkrasının sonunda kaydedilip, ikisi beraber Emirdağ mektuplarının ahirlerinde kaydedersiniz. Bu zat, Risale-i Nur’un çok eski ve çok sadık ve çok fedakâr bir şakirdidir.” 4

Said Nursî, Kastamonu Lâhikası’ndaki bir mektubunda Halil İbrahim’den şu şekilde bahsediyor: “O zat, Risale-i Nur’un ehemmiyetli bir talebesi ve iktidarlı bir naşiridir, hem haslardandır.” 5

Aynı lâhikadaki diğer bir mektubda da Halil İbrahim’inden Üstad şu şekilde bahsetmiş: “Risale-i Nur’un ehemmiyetli rükünlerinden olan Halil İbrahim.”  6

Aynı mektubun devamında ise, Halil İbrahim ile İnce Mehmed’in Hüsrev ve Rüştü’deki bir özelliğe benzetiyor: “İkisine, Hüsrev’le Rüştü gibi, bir ruh, iki cesed nazarıyla bakıyorum.”  7

Halil İbrahim’in Üstad’a yazdığı bir mektubunda Risale-i Nur’la ilgili bölümünden dolayı kendisini şu şekilde meth u sena etmiş: “Hakikaten, Risale-i Nur’un mühim ve sebatkâr ve daimî bir rüknü olduğuna şüphem kalmamış.”  8

Mustafa Osman hakkındaki mektuplar

Emirdağ Lâhikası’nda Üstad Hazretleri kendisiyle ilgili bir mektubunda şunları söylüyor: “Safranbolulu muhlis, metin kardeşimiz Mustafa Osman.” 9 

Mustafa Osman’ın gönderdiği bir mektubunu Üstad okuduktan sonra kendisiyle ilgili şunları söylemiş: “Safranbolu bahadırı fedakâr Mustafa Osman’ın buradaki şakirdlere gönderdiği güzel mektubunu okudum. Bu zat dahi Hasan Feyzi gibi, fevkalâde sadâkatını ve hüsn-ü zannını edibane yazmış. Üstadını kendi parlak ayinesinde çok parlak görmüş.” 10

Yine Mustafa Osman’ın Emirdağı’ndaki yangın vesilesiyle yazdığı bir mektuptan dolayı Üstad Hazretleri kendisiyle ilgili şunları söylemiş: “Elhak, az bir zamanda Risale-i Nur’a pekçok faidesi dokunan ve on seneden beri Risale-i Nur’a çalışmış gibi haslar dairesine de bulunan Mustafa Osman.” 11

Bir başka mektupta da Üstad Mustafa Osman’ın hem mektubundan hem de başka özelliklerinden bahsediyor: “Safranbolu’nun sadık şakirdlerinden Osman ve Ahmed’in iki mektupları, onların fevkalâde sadâkat ve Nurlar’a alâkadarlıklarını gösteriyor. Maşallah, Osman az zamanda hem Kur’ân’ı ders almış, hem Nurlar’ı yazmış, şimdi de Asa-yı Musa’yı yazıyor.” 12

Üstad Hazretleri bir başka mektubunda da Mustafa Osman’ı şöyle methü sena ediyor: “Nurlar’a az zamanda çok hizmet eden Mustafa Osman’ın gayet tevazukârane ve mahviyetkârane mektubu, tam onun halisane sadâkatini ve ihlâsını ispat edip onbeş senelik haslarla omuz omuza geldiğini gösterir.” 13

Üstad Hazretleri bir mektubunda Mustafa Osman’ı Hasan Feyzi’ye benzetmiş: “Hem, o merhum Hasan Feyzi gibi az zamanda çok hizmet eden kardeşimiz Mustafa Osman.”  14  

Yine bir başka mektubunda Üstad Hazretleri Mustafa Osman’ın hususiyetlerinden şöyle bahsediyor: “Sözleri gayet güzel bir surette yazan ve Nazif sadâkatinde ve alâkasında bulunan kardeşimiz Mustafa Osman” 15

Diğer bir mektupta da Mustafa Osman’la ilgili olarak, “Hakikaten merhum Hasan Feyzi gibi az zamanda çok hizmet eden ve Nurlar’a karşı pek ciddî alâkadar olan Mustafa Osman” ifadelerini kullanmıştır. 16

Üstad Hazretleri, Mustafa Osman’ın Mustafa Sungur ve Mustafa Oruç’u bulmasını, onun şu özelliklerine bağlıyor: “Elhak, Mustafa Osman’ın Mustafa Oruç ve Mustafa Sungur gibi iki namdaş ve Nur hizmetinde pek ciddî arkadaş bulması, sadâkatinin ve muvaffakiyetinin bir kerameti hükmündedir.” 17

Dipnotlar:

1- Said Nursî, Emirdağ Lâhikası, s. 54. 2- A.g.e., s. 73. 3- A.g.e., s. 84. 4- Said Nursî, Emirdağ Lâhikası, s. 87. 5- Said Nursî, Kastamonu Lâhikası, s. 32. 6- A.g.e., s. 92. 7- A.g.e., s. 93. 8- A.g.e., s. 180. 9- Said Nursî, Emirdağ Lâhikası, s. 83. 10- A.g.e., s. 85. 11- A.g.e., s. 113. 12- A.g.e., s. 132. 13- A.g.e., s. 150. 14- A.g.e., s. 162. 15- A.g.e., s. 163. 16- A.g.e., s. 170. 17- A.g.e., s. 211.

Okunma Sayısı: 1183
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı