"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Burak-ı meşveret-i şer’iyeye fikren bineceğiz

Risale-i Nur'dan
31 Temmuz 2026, Cuma
(Dünden devam)

Demek şimdiye kadar mezarda idik, çürüyorduk; şimdi bu ittihad-ı millet ve Meşrutiyetle rahm-ı mâdere geçtik, neşv ü nemâ bulacağız. Yüz bu kadar sene geri kaldığımız mesafe-i terakkîden, inşaallah, mu’cize-i Peygamberî (asm) ile şimendifer-i kanun-u şer’iye-i esasiyeye amelen ve burak-ı meşveret-i şer’iyeye fikren bineceğiz. Bu vahşetengiz sahrâ-yı kebîri zaman-ı kasîrada tekemmül-ü mebâdî cihetiyle tayyetmekle beraber, milel-i mütemeddine ile omuz omuza müsabaka edeceğiz. Zira onlar kâh öküz arabasına binmişler, yola gitmişler; biz birden bire şimendifer ve balon gibi mebâdîye bineceğiz, geçeceğiz. Belki cami-i ahlâk-ı hasene olan hakikat-i İslâmiyenin ve istidad-ı fıtrînin, feyz-i imanın ve şiddet-i cûun hazma verdiği teshil yardımıyla fersah fersah geçeceğiz; nasıl ki vaktiyle geçmiştik.

Talebeliğin bana verdiği vazife ve hürriyetin ferman-ı mezuniyetiyle ihtar ediyorum ki:

Ey ebna-i vatan! Hürriyeti sû-i tefsir etmeyiniz; tâ elimizden kaçmasın ve müteaffin olan eski esareti başka kapta bize içirmekle bizi boğmasın. (HÂŞİYE) Zira, hürriyet mürâat-ı ahkâm ve âdâb-ı Şeriat ve ahlâk-ı hasene ile tahakkuk ve neşv ü nemâ bulur. Sadr-ı evvelin, yani Sahabe-i Kiramın, o zamanda âlemde vahşet ve cebr-i istibdat hükümferma olduğu halde, hürriyet ve adalet ve müsâvâtları bu müddeâya bir bürhan-ı bâhirdir. Yoksa hürriyeti sefâhet ve lezaiz-i nâmeşrua ve israfat ve tecavüzat ve hevâ-i nefse ittibâda serbestiyetle tefsir ü amel etmek; bir padişahın esaretinden çıkmakla ve alçakların istibdadı ve esaret-i rezilesinin altına girmekle beraber, milletin çocukluk istidadını ve sefih olduğunu gösterdiğinden, paralanmış olan eski esarete lâyık ve hürriyete adem-i liyakatini gösterir. Zira sefih mahcurdur. Geniş ve müşâşaa olan yeni hürriyet-i şer’iyeye adem-i liyakat –zira çocuğa geniş olmaz– şanlı olan ittihad-ı millîyi bozulmuş ve müteaffin olan hâlât ile fena bir hastalığa hedef edecektir. Zira ehl-i takva ve vicdanın tefsiri böyle değil. Mezhebi de muhalif olacaktır. Biz millet-i Osmaniye erkeğiz; kàmet-i merdâne-i istidad-ı milliyemize kadınların libası gibi süslü sefâhet ve hevesat ve israfat yakışmıyor. Binaenaleyh, aldanmayalım. "Huz mâ safâ; da' mâ keder" [Safa vereni al, keder vereni bırak.] kaidesini düsturu’l-amel yapalım. 

HÂŞİYE: Evet, daha dehşetli bir istibdatla pek acı ve zehirli bir esareti bize içirdiler.

Eski Said Dönemi Eserleri, 

Nutuk, s. 91

LÛGATÇE:

burak-ı meşveret-i şer’iye: çok hızlı hareket eden şer’î meşveret bineği.

mahcur: kısıtlı; kendine ait olanı dilediği gibi kullanmaktan kanunen men edilmiş.

mebâdî: temel prensipler.

mesafe-i terakkî: yükselme, ilerleme mesafesi.

milel-i mütemeddine: medenî olan milletler.

müteaffin: bozulmuş, çürüyüp kokuşmuş.

neşv ü nemâ: büyüme ve yetişme, gelişme.

rahm-ı mâder: anne rahmi.

sefih: kendine ait olanı nereye harcadığını bilmeyecek kadar aptal olan, akılsız.

şiddet-i cû: açlığın şiddeti, şiddetli açlık.

şimendifer-i kanun-u şer’iye-i esasiye: İslâmiyetin temel kanunlarının treni, vasıtası.

tekemmül-ü mebâdî: mükemmel başlangıç; ilk temel ve başlangıçların sağlam ve mükemmel olması.

Okunma Sayısı: 207
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı