Günümüz gençliğinde gayret ve kararlılık yaşlılığı vardır. Yaşlılar gibi içlerine kapanarak sanal ve küresel hayatın içine kendilerini hapsediyorlar. Bediüzzaman’ın “Gençlik damarı akıldan ziyade hissiyatı dinler” tespiti günümüz gençliğinin halini anlatmaktadır. Ciddiyet ağır gelen gençleri oyun ve eğlenceler hafifletmiş ve akıllarını esir almıştır. İmkan dairesinde mümkün olanlar onlara imkansız hale gelmiştir.
Sanal ve hayal dünyasında yaşayan gençlerimiz sözde düşmanlarını yenen kahraman pozisyonunda kendilerini görüyorlar, hayallerindeki kahramanlıkları fiillerindeki çocukluk tekzip etmektedir. En büyük yanlışları sorumluluk üstlenmemeleridir. Hayatın baharı olan gençliklerinde bir amaç ve ideal uğruna gayrete gelmeleri ve sorumluluk almaları gerekirken bunu başkalarından bekliyorlar.
Batı hayranlığı ve oyun eğlence düşkünlüğü onların ümitlerini kırmış, gelecek ümidini kaybettirmiş, millî ve manevî değerleri önemsemez hale getirmiş, bedenine verdiği değeri aklına ve ruhuna vermez duruma düşürmüştür. Anne babalarının her ihtiyaçlarını kendilerine hazırladıkları için bu hayatın böyle devam edeceği düşüncesine kendilerini kaptırmışlar. Gençliğinde çalışmanın, başarmanın ve yoruldukları için dinlenmenin zevkinden mahrum kalmışlardır.
İnsan hayatı dört mevsime benzer. Gençlik baharında tohum ekmeyen, olgunluk yazında ürün elde edemez ve yaşlılık gücünde elinde bir şeyi olmaz ve kışa benzeyen düşkünlük ve zayıflık döneminde en büyük acılara maruz kalır. Gençler bunun şuurunda olmalıdır. Ama gençlik hevesi ve rahatlık gaflet vermekte ve gençliğin bâkî kalacağı vehmini verip aldatmaktadır.
Ne demişler? “Gençler düşünebilse, ihtiyarlar yapabilse…” Çok güzel şeyler olurdu. “Dünyaya ve nefse hitap eden Batı medeniyeti Allah’ı bırakır da kendisine ne bir zarar, ne bir fayda verebilen şeye çağırır. Bu doğruluktan tamamıyla uzak bir sapıklıktır. Onlar insanı zararı faydasından daha çok olana davet eder. Onlar ne kötü arkadaş ve ne kötü yardımcıdırlar.” (Hac Suresi: 12-13.)
Bediüzzaman’ı dinleyelim bakın ne diyor? “Ey bu vatan gençleri! Frenkleri taklide çalışmayınız. Âyâ, Avrupa’nın size ettikleri hadsiz zulüm ve adavetten sonra, hangi akılla onların sefahat ve batıl efkârlarına ittibâ edip emniyet ediyorsunuz? Yok, yok! Sefihane taklit edenler, ittiba değil, belki şuursuz olarak onların safına iltihak edip kendi kendinizi ve kardeşlerinizi idam ediyorsunuz. Agâh olunuz ki, siz ahlâksızcasına ittiba ettikçe, hamiyet davasında yalancılık ediyorsunuz. Çünkü şu surette ittibaınız, milliyetinize karşı bir istihfaftır ve millete bir istihzadır.” (Lem’alar, 17. Lem’a, 5. Nota, s. 211.)
Gençlerin elbette oyun ve eğlenceye de ihtiyacı vardır. Gençler ne yapmalı? Geleceğe nasıl hazırlanmalıdır? Bu konuda yine Bediüzzaman yol gösterir ve şöyle der: “Hayatın lezzetini ve zevkini isterseniz, hayatınızı imân ile hayatlandırınız ve ferâizle zînetlendiriniz ve günahlardan çekinmekle muhâfaza ediniz.” (Sözler, 13. Söz, s. 211.)
Gençler akıllarını kullanmalıdır. Bugünün küçüğü yarının büyüğüdür. Bugünden geleceğin planını yapmalı ve okul yanında kendisine bir beceri, meslek ve şahsiyet kazandıracak olan çalışma hayatına atılmalı ve kabiliyetlerini geliştirmelidir. Geleceği şekillendirecek olan yine gençler olacaktır. Bunun için okumalıdır. Çünkü kitap ve okumak insanlığın, özellikle gençliğin en önemli ihtiyacıdır.