"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Medresede kalmak

Bilal Said PARLAKOĞLU
31 Temmuz 2026, Cuma
Her birimiz bir buz parçası gibiyizdir üniversiteye başladığımızda, sosyal hayatın o yakıcı güneşi altında varlığımızı ve niteliğimizi muhafaza edebilme imtihanı yaşadığımızın farkında değilizdir. Oysa sürekli buz parçası olarak kalamayacağımız gibi bir havuza dahil olmadan manevî varlığımızı, bizi biz yapan benliğimizi ve kimliğimizi muhafaza edebilmemiz de mümkün olmayacaktır.

Üniversiteye ilk başladığımızda kalacak yer meselesi oldukça zorlar zihnimizi ve vicdanımızı, kimi zaman yurtlar ya da şahsî bir ev medreseden daha cazip gelir. Evde ya da yurtta kalırım, derslere gidip gelirim, evde ders yaparız, Nurları da düzenli okurum, diye düşünüp plan yaparız. Nefsimiz de bize oldukça yardımcı olur bu konuda, medresenin sorumlulukları bir dağ gibi belirir zihnimizde azıcık hürriyet sosuyla. Öyle ya medresede kalacaksak namazları cemaatle kılmalı, tesbihatları birlikte yapmalı, Risale-i Nurlar’ı okumalı ve derslere düzenli olarak katılmalıyız. Bununla birlikte medrese temizliğine dikkat etmeli, çeşitli iman hizmetlerinde vazife almalı ve her gün vaktinde medresede olmalıyız. Böyle anlatınca kısıtlanma ve kurala uyma fikri belki ağır geliyor zihnimize…

Oysa hayat kurallar ve kısıtlamalarla doludur çoğu zaman. Hatta çoğu öğrenci yurdunda çayını demlemek için elektrikli ısıtıcı kullanmak bile yasaktır. Giriş-çıkış saatleri, yemek saatleri bellidir. Koridorlarda koşturmak ve yüksek sesle konuşmak yasaktır, oda arkadaşının sınırlarına girmemek de bir kuraldır. Bu kural ve kısıtlamalar toplum hayatında adalet ve emniyeti tesis etmek için konulmuştur. Şahsî evde yaşamak da aileyle yaşamak da aynı derecede kural ve kısıtlamalara bağlıdır. İnsanca, adaletli bir şekilde ve başkalarının hürriyet alanına müdahale etmeden yaşamak için kurallara uymak gerekir. İnsanlar tarafından belirlenen kurallara…

Medresede kalmanın kuralları ise inancımızın emirleri ve İslamiyet’in gereğidir. Namazı kılmak farzdır, cemaatle kılmak ise Peygamberimiz’in (asm) çok sevaplı bir sünnetidir. Tesbihatlar tarikat-i Muhammediyedir (asm). Risale-i Nur’ları okumak ve derslere katılmak manevî hayatımızı muhafaza etmek için esastır; bunları beraberce yapmak sürekliliği sağlamak konusunda nefsimize ve şeytana karşı yardımcımızdır. Temizlik imandandır ve insanca yaşamanın bir gereğidir. İman hizmetine koşturmak hem dünyevî hem de uhrevî istidatlarımızın gelişmesine yardımcı olacak faaliyetlerdir. Bunlar dışındaki kurallar ise adaleti ve imanî hürriyeti sağlayabilmek için istişareyle konulmuştur ve ihtiyaçlara göre yine istişare ve meşveretle düzenlenebilir.

En nihayetinde kural ve kısıtlamalara maruz kalacaksak, uhrevî kurallara uyarak ahiretimize sevaplar göndermek daha güzel değil midir? Kaldı ki medresede kalmanın gerekleri zihninde büyüyen bir insan manevî hayatını tek başına nasıl muhafaza edebilir ki? Zaten bu vazifeler yapılacaksa medresede kalmak daha kolay ve daha güzel değil midir? Basit bir proje ödevi için bile işbirliğine ve yardıma ihtiyaç duyuyorsak uhrevî ödevlerimiz için de işbirliği yapmak bâkî olması cihetiyle daha kazançlı değil midir? 

Medreseler buz parçası olan enaniyetimizi bir havuza atıp eriterek muhafaza etme yeridir. Yoksa sosyal hayatın ve ideolojik rüzgârların ortasında o buz parçası zamanla eriyecek ve buharlaşacaktır hem de derin kimlik bunalımları ve ciddi benlik karmaşaları içerisinde. 

Öyle ise “biz” içerisine dahil olup benliğini ve kimliğini muhafaza etmek daha güzel değil midir? 

Okunma Sayısı: 1519
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Munir

    31.07.2026 16:31:56

    Medrese-i Nuriye hayatının güzelliklerini ve kalınabilecek sair yerlere göre avantajlı yönlerini ve üstünlüklerini nazara veren ve dolayısı ile gençlerimizi böyle mekanlarda kalmaya özendiren ve teşvik eden faydalı bir makale olmuş. Yazarımız Parlakoğlu’nu tebrik eder, müşahhas misallerle süslenmiş benzer çalışmalarını bekleriz.

  • İlker Cihan

    31.07.2026 14:31:50

    Tebrikler teşekkürler kardeşim. Yeni gençlerimizin kulakları çınlasın.

  • tuncer

    31.07.2026 11:01:35

    Allah razı olsun kardeş. Tam da YKS tercihlerinin yapılacağı bu dönemde böyle bir yazı çok güzel olmuş. Maalesef dershanelerin boşaldığı insanların dershanede kalmamak için çeşitli bahanelerin öne sürüldüğü bu dönemde çok güzel bir yazı.

  • A.TAN

    31.07.2026 10:59:03

    "ben" merkezlikten arınıp, "biz" bilinciyle ilim ve kardeşlik ikliminde eriyerek manen olgunlaşmayı ve korunmayı sağlayan medreseler maalesef şu an genelde boş. Medreseleri ihya etmek hepimizin temel görevi olmalı. Yazarımızı tebrik ederim.

  • Said Ali Ortakaş

    31.07.2026 10:49:42

    İslam'ın muhafız kuleleri dershanelerimiz. Tahassungâh bizim için. Dersanede kalıp gençlik döneminin tehlikelerinden kendini muhafaza etmek ne bahtiyarlık.

  • Said Yüksekdağ

    31.07.2026 08:56:23

    Tebrik ederim kardeşim...

  • Zübeyir Eminoğlu

    31.07.2026 01:32:25

    Allah razı olsun, ifadeler ve işaret edilen hakikatler çok nezih. Binler tebrik ve dua.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı