İktidar partisinin “fon yasası” teklifi Meclis’te. Ne var ki kimse “organize suç şebekesi”nin açığa çıkarılacağına inanmıyor.
Aslında “siyasetin sopası” haline getirilen yargının, kamu denetim kurumlarının görmezden geldikleri milyonlarca vatandaşı mağdur eden “nitelikli dolandırıcılığın” bir yurtdışı derecelendirme kurulunun müdahalesiyle ortaya çıkması, “tek kişilik otoriter rejim”in “yolsuzluklarla mücadele”deki başarısızlığını ifşa ediyor.
Yüz milyarlarca lira “deprem yardım paralarının akıbeti”, “yolsuzlukların önlenmesi” önergelerinin “iktidar cephesi”nce yüksünmeden reddindeki gibi, muhalefetin “Meclis’te fon soygunu araştırma komisyonu kurulması”na dair on önergenin peşinen reddi, iktidardakilerin “halkın parasını çalanların soruşturulması”na ayak sürüdüğü istifhamlarını arttırıyor.
“SUÇ ÖRGÜTÜ”NÜ SORGULATMAMA!
Görünen o ki iktidar partisi belediye başkanlarının tepeden baskı ve “tâlimat”la “istifa ettirilip” haklarındaki her biri yüzlerce milyarlık “rüşvet, irtikâp, ihaleye fesad soruşturulmaları”ndan “kurtarılmaları” benzeri, “kurban” seçilen birkaç kişinin “haksız kazançları iâdeleri” çarpıklığıyla soygun karambole getirilmeye çalışılıyor. Skandalın üstü örtülüyor. Milleti soyanlar âdeta “ödüllendiriliyor!”
Asıl çarpıklık, çökmüş ekonomiyi dibe vurduran organize manipülasyonun önünün “resmen” açılması. Maliye Bakanlığı’ndan Devlet Denetleme Kurulu’na (DDK), Sermaye Piyasası Kurulu’ndan (SPK) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) ile Mali Suçları Araştırma Kurulu’na (MASAK) denetimle yükümlü onca kurumun-kurulun soygunu “görmemeleri!”; ya da gördükleri halde göz yummaları.
“Yandaş’-‘yandaşlaştırılmış medya’ yorumcuları”nın “vurgunu koruyan mahfilleri”, “soygunun siyasi ayağı”nı sorgulamak yerine, “Cumhurbaşkanı parayı geri getirtir” övgüleriyle hâlâ Sarayın propagandasını yapmaları...
Öncelikle DDK Başkanı’nın denetleyeceği Borsa İstanbul’un Yönetim Kurulu üyesi olması, “Başkanvekilliğinde onay verdiği ‘işlemleri’ nasıl denetleyecek?” sorusu sorduruyor. 15 Ekim’de Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik Genel Müdürlüğü’nden ayrılan eski Merkez Bankası ve BDDK Başkan Yardımcısının fona para yatırması, soygundaki “ahbap-çavuş ilişkisi”ni deşifre ediyor.
Keza başta 2.2 milyar lira vurgun yapan AKP Genel Başkan Yardımcısı eski Bakan’ın yanısıra bazı iktidar partisi yöneticilerinin, milletvekilleri yakınlarının, bürokratların isimlerinin geçtiği “organize suç şebekesi”ndekilerin mal varlıklarına el konulmaması bir diğer vahamet.
Bunun içindir ki hukukçular, uydurulmuş “gizli tanıklar”ın isnatlarıyla, şantajlarla devşirilmiş “etkin pişmanlık itirafçıları”nın iftiralarıyla muhalefetten seçilmiş belediye başkanları evlerine baskınlarla derdest edilip kelepçelenerek tutuklanırken, milleti onlarca milyar dolar soyan “suç örgütü üyeleri”nin ortalıkta dolaşmalarına dikkat çekiyorlar.
“Haksız kazanç iâdesi”nin “organize soygun suçu”nu ortadan kaldıramayacağını, yasaya göre “haksız kazancın iki katı”nın tahsiliyle birlikte “soygun çarkını kurmak”tan yargılanıp cezalandırılmaları gerektiğini ikaz ediyorlar.
KAMUOYUNU OYALAMA OYUNU
Bu yüzden “iktidara iliştirilmiş kalemşörler”ın ikrarıyla “özel anketler”de “skandal”ın AKP’ye en az yüzde 6 hatta 7-8 oy kaybettirmesi karşısında Cumhurbaşkanı’nın “Kim olursa olsun hesap sorarız!” çıkışları tepkileri dindirmekle kalıp pek güven vermiyor.
Ve “ucu kime dokunursa dokunsun” söyleminde bulunan iktidardakilerin “soyguncuların listesi”ni saklamaları, “ucunun iktidara yakın birilerine dokunduğu” kanaatini kuvvetlendiriyor.
Meclis’in en temel vazifelerinin başında gelen millet adına denetim yetkisinin göz göre göre ortadan kaldırılması, iktidardakilerin Meclis araştırmasından kaçınmaları, “mahallelerindeki hırsızların ifşasından korkmaları” olarak yorumlanıyor.
Bundandır ki gözboyama “yasa”yla vahametin atlatılmasının amaçlandığı; ileride “torba kanunu”na konulacak “gönüllü iâde”yle “organize soygun”un “suç” olmaktan çıkarılıp soyguncuların “ceza almamaları”nın tezgâhlandığı; krizi zamana yaymakla kamuoyunu oyalama oyununun oynandığı tespitleri yapılıyor.
Zira olup bitenler ortada…