"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ekmekten de olduk, hürriyetten de!

Faruk ÇAKIR
20 Ekim 2026, Salı
En büyük “düşman”ın cehalet, fakirlik ve ihtilaf olduğunu unuttuğumuz günden bu yana hem “ekmek” hem de “hürriyet”e hasret kalmış durumdayız. Cehaleti mağlup edebilmiş olsaydık hem hürriyete hem de ekmeğe birlikte sahip olabilirdik.

Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nün yayımladığı “Türkiye’de Demografik Dönüşüm ve Stratejiler” başlıklı rapor, dolaylı olarak “cehalet”in ülkemize maliyetini de ortaya koymuş denilebilir. 

2025 Hanehalkı Bütçe Araştırması verilerine dayandırılan raporda, nüfusun en düşük gelirli yüzde 20’lik kesiminin tüketim harcamalarının yüzde 38,7’sini konut ve kiranın, yüzde 29,2’sini ise gıdanın oluşturduğu belirtilmiş. Bu iki temel ihtiyacın aile bütçesindeki payı yüzde 67,9’a ulaşırken, en yüksek gelirli grupta bu oran yüzde 38,1’de kalmış. Düşük gelir grubundaki kiracılık oranı da 2014-2024 yılları arasında yüzde 24,5’ten yüzde 36,7’ye yükselmiş. (ankahaber.net, 16 Ekim 2026)

Aylık gelirinin neredeyse yüzde 70’ini kira ve gıdaya veren bir kişi, “fukaralık sokağı”na sürüklenmiş olmaz mı? Bu fukaralığa bir de cehalet eklenirse kim “hak, hukuk ve adalet” peşinde koşmayı vazife olarak görür?

Uzmanların da ifadesiyle Türkiye’nin yıllardan beri yüksek enflasyonlu aylar yaşaması her halde bir planın parçasıdır. Savaşta olan ülkelerin bile kontrol altına alabildiği enflasyonu “Büyük Türkiye”nin kontrol altına alamaması kabul edilebilir mi? Muhtemeldir ki cemiyetin büyük bir bölümü “cehalet ve fakirlik”le kontrol altına alınmak isteniyor. Ta ki “hak, hukuk ve adalet” çağrıları destek bulmasın, herkes “ekmek” peşinde koşsun...

Bir yanda bu gerçekler yaşanırken öte yanda da bir sendika Ekim ayında dört kişilik bir ailenin açlık sınırının 49 bin 809 liraya ulaştığını bildirmiş. Aynı açıklamaya göre 4 kişilik ailenin gıda harcaması ile giyim, kira, elektrik, su, yakıt, ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı olan “yoksulluk sınırını” ise 125 bin 744 lira olarak hesaplamış.

Bu arada Hazine ve Maliye Bakanlığı, merkezi yönetim bütçe verilerini açıklamış. Eylülde yılın en yüksek aylık açığını veren bütçe, adeta faize çalışmış. Açıklamaya göre bütçeden eylül ayında 263 milyar 40 milyon TL faize harcanırken, bütçenin ocak-eylül döneminde faiz giderleri, yıllık bazda yüzde 35,4 artarak 2 trilyon 251 milyar TL’ye dayanmış, ödenmiş. Faize harcanan para sağlık ve eğitime harcanan parayı da sollamış.

Faize giden para “bütçe”den çıkmış görünse de esasta hepimizin cebinden çıkmış paradır. Bunun da sorgulanması icap eder. 

Büyük düşanlardan olan “cehalet”i mağlup edebilirsek faize giden paraları da kurtarabiliriz. Sonra da hem “ekmek” hem de “hak, hukuk ve adalet”e kavuşabiliriz.

Bizi hem “ekmek” hem de “hürriyet”ten eden istibdata destek verenlerin vay haline...

Okunma Sayısı: 233
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı