“Otoriter rejim”de millet nezdinde bir karşılığı kalmayan, sandıktan ümidini kesen siyasî iktidar, güdümüne aldığı yargı üzerinden muhalefeti tasfiye peşinde.
Tertip, “çifte standartlı “ikili hukuk”la hukukun çiğnenmesiyle, iktidarın eski-yeni belediye başkanları günler öncesinden savcılığa davet edilirken, muhalefettekilere sabahın köründe yüzlerce polisle yapılan baskınlarla derdest edilip kelepçelenerek medyada “suçlularmış” gibi teşhiriyle tetikleniyor.
Peşinden muhalefete mensup belediye başkanlarıyla Meclis üyeleri markaja alınıyor. Aileleriyle, çocuklarıyla, tutuklanmakla, “gün yüzünü görmemek”le, tutukluysa “etkin pişmanlık itirafçı” yapılıp mal varlığına el konulmakla, el konulmuş mal varlığını iade şantajlarının savrulmasıyla, para teklifleriyle devam ediyor.
Yüz binlerce oyla, en yakın rakibine on binler farkla yüzde 50 oyla seçilen başkanların yerine yüzde 20-30 oyla kalmış, hatta yüzde 3 oy almış iktidar partisinden üyeler tehditlerle, şantajlarla “getiriliyor.” Ya da yerel yöneticiler, memurlar “kayyım” olarak atanıyor; hatta AKP’nin aday göstermeyip seçime girmediği yerde sonradan partiye giren birileri başkan “yapılıyor.”
Bu tezgâhla, seçimden bu yana muhalefet partilerinden 94 Belediye Başkanı iktidar partisine geç(iril)miş. Sadece İstanbul’da 39 belediyeden seçimlerde 13’ünü elde eden iktidar partisi 22 belediyeyi ele geçirmiş. Geri kalanı için ise her türlü yasa dışılığa tevessül ediliyor.
Özetle, “iktidar cephesi”, operasyonlarla, seçilmişleri devre dışı bıraktırmakla, halkı sindirmeye, seçmeni “seçimler bir işe yaramıyor” ümitsizliğine düşürmeye yelteniyor.
TESBİT
“Atı çalan Üsküdar’ı çaldı!”
İktidar belediyeleri haklarındaki yüzlerce yolsuzluk dosyası soruşturulmazken, muhalefetten yüzde 50 ile seçilen Belediye Başkanı’na önce yüzlerce polisle baskın yapılıyor. Günlerce gözaltından sonra tutuklanarak görevden alınıyor.
Ardından Belediye Meclisi’ndeki Başkan vekilliği oylamasında çoğunluktaki muhalefet adayının seçilmesi üzerine iktidar üyelerinin başvurusuyla mahkemece seçim iptal ediliyor.
Ve yeni seçim öncesi muhalefetin dört üye derdest edilerek gözaltına alınıyor. Kanundaki “gözaltındaki ve tutuklu kişilerin oy kullanma haklarının olduğu” açık hükmüne rağmen oy kullandırılmıyor. Bunun da yetmemesi üzerine muhalefetten iki üye da iktidar partisine transfer ediliyor. Yani baskılar ve tertipler kazanana kadar dayatılıyor.
Çarpık olanı, göz göre göre “talimatlı yargı”yla, devlet gücüyle halkın iradesine tepeden el koymanın bir “büyük başarıymış” gibi sunulması. YSK’nin verdiği mazbatanın, halkın tercihinin yok sayılmasıyla iktidardakilerin sanki seçim kazanmış gibi “zafer”i tribün sloganlarıyla “lay lay lay” kutlamaları. Partili Cumhurbaşkanı’nın kendilerini tebrik etmesi.
Özetle, Üsküdar Belediyesi’nde göz göre göre milletin tercihi tersyüz edilerek millet irâdesi gasbediliyor; halkın irâdesi, vatandaşı oyu çalınıyor. Bundandır ki “atı alan Üsküdar’ı geçti” tâbiri şimdilerde “Atı çalan Üsküdar’ı çaldı!” olarak telâffuz ediliyor...