"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Koronavirüs: Küresel ikaz

Cevher İLHAN
18 Mart 2020, Çarşamba
Koronavirüs küresel felâketi, yeryüzünde dayatılan zulümlere bigâne kalan insanlığa ciddî bir umumî ikaz oldu.

“Umumî musibetin umumî hatanın neticesi olduğu” temel kuralıyla, “zulme rızâ zulümdür’; ‘Zulmedenlere en ednâ (en ufak) bir meyil göstermeyin; yoksa Cehennem ateşi size de dokunur” (Ahzâb Sûresi, 72) hakikatinin, insanlığın küresel çapta işgal, istilâ, hegemonya ve çıkar savaşlarıyla, katliamlarla dayattıkları haksızlık ve zulümlere “fiilen veya iltizamen (tarafgirlik göstermesiyle) veya iltihaken (bizzat işleyip katılarak) taraftar olmasıyla ve mânen iştirak etmesiyle  “umumî mûsîbet”e ve felâkete sebebiyet vermesiyle tezâhür ettiği açıkça görülüyor. (Sözler, 158) 

Peygamberler tarihine ve helâk olan kavimlerin serencâmına bakıldığında fitneyi, fesadı, anarşiyi, kargaşayı, terörü, haksızlığı ve zulmü yapanın bir azınlık olduğu görülür. Ancak çoğunluğun buna alkış tutmasıyla, tasvip etmesiyle, ses çıkarmamasıyla ya da bigâne kalmasıyla “hüküm eksere göredir” kaidesince zulmün umumileştiği ve umumî büyük musîbete müstehak oldukları görülür ve bu husus âyetlerde, hadislerde açıkça belirtilir. 

“ZULME RIZA ZULMÜ”NÜN KARŞILIĞI

Küresel çapta başta “yüzyılın plânı” paravanındaki Siyonist proje ile ABD ve küresel emperyal güçlerin desteğiyle İsrail’in Filistin’i ilhakı ve Kudüs’ü işgali olmak üzere,Suriye’den Libya’ya, Sudan’dan Yemen’e birçok Müslüman ve mazlum ülke üzerinde, zâlimlerin yerli işbirlikçi maşaları ve taşeron örgütleriyle iç savaşlar, çatışmalar ve dehşetli zulümler olurken âdeta seyirci kalındı. Dahası Kuzey Afrika’dan Ortadoğu ve Orta Asya’ya uzanan İslâm coğrafyasında zulüm, işgal ve kanla resmedilen zulme ve haksızlığa arka çıkıldı. İnsanlık âdeta sukut etti. 

Okyanuslar ötesinden gelip hegemonya ve pis menfaatleri uğruna ülkeleri ateşe veren, milyonları katleden, her türlü yeraltı ve yerüstü kaynaklarını talân edip sömüren ecnebilere ve iktidarda kalmak uğruna onlara destek veren “yerli” işbirlikçi diktatörlere suskun kalındı.  

Bunun sonucu olarak daha önce Arakan’da ve en son Suriye’de ortaya çıktığı gibi zâlimlerin alevlendirdikleri fitne ateşinin ortasında milyonlarca mâsumun katli, milyonların sakat kalması ve milyonlarcanın evini-yurdunu terkle göçe zorlanmasıyla meydana gelen göç dalgalarını, insanların mağduriyetini insanlık âlemi umursamadı. 

Bu arada çekirge istilâsı gibi garip hâdiseler yaşandı. Küresel ısınma sonucu kış kurak geçerken, Avustralya ormanlarının dörtte birine yakınını kül eden yangınlar, şimdiye kadar görülmemiş vahamette göllerin, nehirlerin ve yeraltı su kaynaklarının kuruması sorgulanırken,  Çin’de çıkıp bütün dünyayı saran koronavirüs salgını bütün bu felâketlerin son halkası oldu. 

Bu durum, bugün bilhassa İslâm dünyasında küresel zâlimlerin zulümleriyle “âlem-i İslâma suikast” olan “gaddarâne Sevr”in yeni versiyonu olan ve Fas’tan Afganistan’a kadar 22 İslâm ülkesini bölüp parçalama maksatlı BOP ve benzeri bölüp parçalama tefrika projeleriyle insanlığı ateşe atmalarının bir karşılığı olarak yeryüzü sahifesine yansıdı.

BEŞERİN ZALİM KISMI

Ve  “eliyle, diliyle, kalbiyle” zâlime ve zulme karşı çıkmak yerine, insanlığı mahveden dehşetli “zulüm projeleri”e itiraz etmemek, en ufak bir tavır koymamak, “zâlimlerin satranç oyunları”na bir dizi çıkar hesâbıyla katılmak, “piyon” olmak ve “meyil” göstermek suretiyle insanlık “beşerin zâlim kısmının cinâyetinin neticesi olan gelen felâketler”e sebebiyet verdirdi. Küresel umumî hatanın cezâsı olarak umumî musîbete fetva verdirildi. 

Özetle, âdeta “Halkı zulmetmekteyken helâk ettiğimiz, böylece duvarları çökmüş çatılarının üzerine yıkılmış nice memleketler, nice muattal kuyular, nice muhteşem saraylar vardır” (Hac, 45) âyetinin hakikatiyle, topyekûn insanlığı saran helâketler, “beşerin zâlim kısmının zulümleri”nin akıbeti olarak ortaya çıkıyor.

Ve Kur’ân’daki “İlâhî ikaz”la, “zâlime ve zulme karşı direnmeyen,  mâsumların ve mazlumların hukukunu korumaya çalışmayan insanlığa bir ikaz olarak tecelli etti, ediyor. 

Bundandır ki, bundan bir asın önce (1918-20’lerde) tarihin en dehşetli hastalığı olarak bilinen, Birinci Dünya Savaşı’nın zulüm ve zulmetinin bir neticesi olan, Avrupa’dan Asya’ya, Afrika, Çin, Japonya ve Güney Amerika’ya sıçrayıp 100 milyon insanın ölümüne sebebiyet veren “İspanyol hastalığı”gibi bir virüs bütün dünyayı sarsıyor.

Kısacası, eski kavimlerdeki azgınlığın ve sapıklığın cezâsına benzer, çağımızdaki zulüm ve azgınlıklar da koronavirüs korku azâbı ile cezalandırılıyor.

Okunma Sayısı: 2313
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Süleyman Alıç

    19.3.2020 12:47:51

    Teşekürler Cevher bey çok harika bir Tahlil Allah razı olsun. Birde çinin Doguturkistandaki müslümanlara yapılan zulmü ve Arikandaki müslümanlara yapılan zulmü de yazıya ekleseydiniz çok müşahhas bir örnek olurdu

  • erhan

    18.3.2020 15:59:32

    elinize, yüreğinize sağlık. fazla söze ne hacet.

  • Rüstem garzanlı

    18.3.2020 10:52:07

    Evet Umumi bir ikazdır... İnsanlar bu ikazlardan ibret ve ders almalı.... Cevher Bey, hastalığı teşhis etmiş buna göre de reçeteyi sunmuş.... Reçeteye itibar edilirse maddi manevi virüslerden kurtulma ihtimali yüksek....

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı