"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Tek şahıs yönetimi”

Cevher İLHAN
30 Mart 2021, Salı
Üzerinden on dokuz yıl geçtiği halde iktidar partisinde olup bitenler bu partinin hâlâ siyasi ve fikri teşettüt/dağınıklık ve yalpalamayla savrulduğunu bir defa daha açığa çıkardı.

Aylardır süregelen “lebâleb kongreler”de ve 10 bin kişilik salonda 17 bin kişinin katıldığı ve bütün kuralların yerle bir edildiği son kongrede sloganlarda, şarkılarda ve konuşmalardaki “tek adam” vurguları, partinin de artık “şahıs partisi” olduğu vakıasını bir kez daha gözler önüne serdi.

Esasen AKP kurucusu ve ilk genel sekreteri, devlet eski bakanı ve başbakan yardımcısı Ertuğrul Yalçınbayır’ın, AKP’nin 7. kongresi değerlendirmesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın henüz seçildiği ilk kongrede kendi koydukları demokratik kurallara uymadığını ve tek adam yönetimini gösterdiğini söylemesi sistemde ve yönetimde olduğu gibi partisinde de Cumhurbaşkanı’nın partisinde de “tek kişilik yönetim”in hükümferma olduğunu ortaya koyuyor. (ARTI Tv, 24.3.21)

“İNGİLTERE, ALMANYA, FRANSA VE ŞAHSIM…”

Yalçınbayır’ın, “İlk kongrede Tayyip Erdoğan genel başkan seçildi. Daha sonra MKYK’nın belirlenmesi gerekiyordu. Tayyip Bey, divan başkanına bir liste sundu. O sırada ben itiraz ettim. İtirazım şunaydı: Tüzüğümüzde liste değil, çarşaf liste vardır. Eğer bunu liste olarak sunacaksanız, bu takdirde tek adamın iradesi vardır. Bu Genel Kurul iradesine ipotek koymaktır. Bunun yapılması fevkalâde yanlıştır. Kuralları koymak ve bağlayıcılığına inanmak güveni getirir. Bu kurallar herkesi bağlar. Bakın, benim o itirazım üzerine iki buçuk saat kongre yapılamadı” sözleri daha baştan “işin adabı”na uyulmadığının tesbitiydi.

Gerçek şu ki AKP ile “tek kişilik şahıs yönetimi” siyasete sirayet etti. 12 Eylül darbesinden kalma yüzde on “seçim barajı”yla halkın yarısına yakınının (yüzde 48’den fazla) irâdesinin Meclis dışında kaldığı 3 Kasım 2002 seçimlerde yüzde 34.29 oy oranı ile 363 milletvekili çıkararak parlamentonun yüzde 65’ini doldurdu. 

Ve 16 Nisan 2017 referandumunda kıl payı farkla kabul edildiği bildirilen ve 24 Haziran seçimlerinde şaşaa ile uygulamasına geçilen, cumhurbaşkanının tek başına mutlak yetkili kılındığı “yeni sistem”de demokratik sistem bütünüyle tasfiye edilerek “tek kişilik yönetim” parti ile birlikte ülke yönetiminde de hâkim kılındı. 

Demokrasilerde bütün güç ve yetkinin bir kişide toplanmayıp, millet irâdesinin temsilcisi Meclis’te temerküz etmesi gereğine karşı, yürütmenin yanısıra yasama ve yargı bütünüyle “cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi” paravanında “tek kişi”ye verildi. “Türk tipi ucûbe sistem”le Meclis’in yasama/kanun yapma yetkisine resmen ortak edildi.

Aslında Perinçek’in övgüyle “Tayyip Erdoğan yanımıza geldi. Biz onların yanına gitmedik, kendi mevzimizde duruyoruz. Kendimizden kuşkulanmıyoruz. Erdoğanların mevziimize gelmesinden sevinç duyuyoruz” tekrarıyla AKP’yi Erdoğan’dan ibaret sanması; Arınç’ın “Bu parti Tayyip’in partisi değildir” hayıflanması bu gerçekleri teyidiydi. (Habertürk, 13.1.16; gazeteler, 16.6.17)

Keza Cumhurbaşkanı’nın Dünya İnsan Hakları Günü Konferansı’nda “İngiltere, Almanya Fransa ve şahsım, dörtlü zirve yaptık” ifadesiyle Türkiye’yi “şahsım” şeklinde nitelendirmesi bu vaziyetin bir başka açık ikrarı oldu. (gazeteler, 10.12.19) 

“KUVVET KANUNDA OLMAZSA ŞAHSA GEÇER”

Özetle ülke yönetimi Bediüzzaman’ın “rey-i vâhid-i istibdat” dediği “tek kişilik yönetim”e terk edildi. (Münazarat, 40)

Bundandır ki “kuvvet kanunda olmazsa şahsa geçer, istibdad mutlak keyfî olur” hakikati her gün yeni bir garabetle açığa çıkıyor (Emirdağ Lâhikası, 386). Cumhurbaşkanı’nın tek başına imzaladığı kararnamelerle Meclis’in çıkardığı kanun ve anlaşmaları iptal etmesi çarpıklığı sergileniyor. 

Bunun içindir ki, siyasetin demokratikleşmesi, ülke yönetiminin demokratik sisteme kavuşması için Bediüzzaman’ın “Eskide hâkim (hükmeden) şahs-ı vâhidin (tek şahsın) artık devleti taşıyamayacağı”, mutlaka millet irâdesinden çıkan “metin bir şahs-ı mânevî” diye tâbir ettiği Meclis’in hâkimiyetinde demokratik parlamenter sisteme dayanması gerekiyor. (Sünûhat, 50-51)

“Demokrasi ittifakı”na dönüşen “millet ittifakı”nın bu gerçeği daha güçlü deklâre etmesi lazım.

Okunma Sayısı: 1630
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Çetin Acar

    30.3.2021 07:12:39

    Bunlar halkın oyu ile geldilerse ki öyle, o zaman biz Üstadın "demokrat" tarifini iyi anlamamışız. Iyi Anlatamamışız.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı