"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ve “yeni anayasa” oyalaması

Cevher İLHAN
09 Şubat 2021, Salı
Her alanda çöken “tek kişi yönetimi” yerine “demok- ratik parlamenter sistem”in kamuoyunda geniş taraftar bulmasına karşı siyasi iktidarın son nevzuhur gündemi bu kez “yeni anayasa.”

Vakıa şu ki “Millet ittifakı” ve muhalefet partilerinin özellikle demokratik parlamenter sistem görüşmelerini yoğunlaştırıp müzâkere sürecini hızlandırmaları üzerine “iktidar cephesi” tam bir panikte. Kendi icadı olan “yüzde 50+1” kâbusunu aşma çabasında. 

Bunun için aylardır hiçbir ciddî atım atmadığı “yargı reformu” çarpıklığında sergilediği gibi “yeni anayasa” sözü de göz boyamanın ötesine geçmiyor. 

Öncelikle “milletin ortak mutâbakat sözleşmesi” anayasa için Meclis içi ve dışı muhalefetle, hukuk çevreleriyle, sivil toplumla istişâre edilmeden ortaya atılan, millet irâdesinin temsilcisi Meclis’i devre dışı bıraktıran “yeni anayasa”nın hiçbir ciddiyeti yok. Ne Saray’da ve ne de iktidar partisinde kapsamlı bir “anayasa çalışması” yapılmış değil.

Darbe tortularından arındırılmış, demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü hâkim kılacak, temel hak ve hürriyetleri hayata geçirecek “demokratik sivil bir anayasa” niyeti ve kabiliyeti bulunmuyor.

YİNE SAHTE-SUN’ΠGÜNDEM TEZGÂHI…

Gerçek şu ki AKP iktidarı, on sekiz yıldır onca vaade karşı Anayasayı darbe tortularından temizleyip demokratik tâdile yanaşmadı. 

Bütün çağrılara rağmen, 12 Eylül’den kalma “yüzde 10 baraj” gibi antidemokratik bariyerleri taşıyan seçim ve siyasî partiler kanunu başta olmak üzere sayıları 600’ü aşan darbe dönemi antidemokratik kalıntısı mevzuatı ayıklamadı. 

Keza bu vetirede Meclis komisyonunda 25 aylık çalışmayla 70’e yakın maddede uzlaşılan “yeni demokratik anayasa”, iktidar partisinin inadına “başkanlık sistemi”ni dayatmasıyla akamete uğradı. 

Cumhurbaşkanı’nın ana muhalefeti “süreci tıkamak”la suçlamasının aksine, Meclis Başkanı’nın müdahalesiyle ve AKP’nin komisyondan çekilmesiyle “yeni anayasa masası” devrildi. 

Aslında yeni anayasaları bu maksatla kurulan ve seçmenin yüzde birinin dahi temsil edildiği “kurucu meclisler” hazırlar. Anayasa değişikliği için Meclis’te en az 400 milletvekilinin oyu gerekirken ancak 360 oyla referanduma gidilebilir. 

Kaldı ki toplam 347 oyu bulan iktidar ortakları yeterli oyu bulsa bile, yüzde 40’ın altına inen iki parti milletin bütününü temsil etmiyor. Bundandır ki bu oy eriyişinde “iktidar cephesi”nin referanduma gitmeye cüret edemeyeceği bildiriliyor. Zira hemen başlansa bile hazırlanıp referanduma sunulmasının en az iki seneyi aşacağı kaydediliyor.  

Ayrıca “iktidar bloku”nun Türkiye’yi “hibrit/melez demokrasiler” grubuna düşüren, “tepeden tâlimatlar”la yagının bağımsızlığını ve tarafsızlığını tasfiye eden “tek kişilik sistem”de ısrarı, “demokrasi ittifakı”na genişleyen “millet ittifakı”nın ve topyekûn muhalefetin katılımını engelliyor. 

Belli ki “cumhur ittifakı”nın oylarının referanduma yetmediğini bile bile “yeni anayasa”dan dem vurulması, koltuğu kaybeden siyasi iktidarın “tek kişilik sistemi” pekiştirip baskısını arttırma amaçlı sahte-sun’î bir gündem saptırma tezgâhı. 

“DEMOKRATİK PARLAMENTER SİSTEM” DEKLARASYONU 

Hülâsa, her türlü hukuk dışılığa tevessül edildiği vartada “yeni anayasa” lâfı da Türkiye’nin gerçek gündeminin üstünü örtme amaçlı. 

Cumhurbaşkanı “ortağımızla görüştükten sonra” diyerek “yeni anayasa” çalışmasını bir tek AKP ile MHP’ye hasrederken, Bahçeli’nin “parlamenter sistemi toz ve tortularından temizleyip ‘yeni sisteme müzahir ve müstahak bir anayasa” ifadesi bunun ikrarı.

Bu yüzden “yeni anayasa” söylemine kimse inanmamış olacak ki daha ilk haftasında ıskartaya çıkarılıp gündemden düşüyor. Cumhurbaşkanı’na desteğin yüzde 40’ın altına düştüğü bir noktada diğer suni gündemler gibi tükenişteki “tek kişilik otoriter rejim”in bir oyalama oyunundan ibâret kalıyor. 

Bu bakımdan gittikçe kamuoyu desteği artan “millet ittifakı” paydaşlarının, tuzağa düşmeden gelişen “yeni istişâre alanı”nda üzerinde uzlaşılan “güçlendirilmiş demokratik parlamenter sistem temel demokrasi projesi”ni ortak bir “demok- ratik deklarasyon”la âcilen kamuoyu nezdinde deklâre edip müzâkereye açması icâb ediyor.

Okunma Sayısı: 1203
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Okur

    9.2.2021 20:14:46

    Baraj olmasa toplumun her kesimi mecliste temsil edilir, mecliste de kavgasız gürültüsüz herkes konuşsa, iktidar partileri de muhalefetin toplumun lehine olan tekliflerini kabul etse o ülke diğer ülkeleri huzurda ve refahta geçer. Ancak koltuk sevdasından hep ben yapayım, ben söyleyeyim, benim adım anılsın davası güdülüyor.

  • Necati

    9.2.2021 08:43:14

    Iktidarın sünni gündemlerine aldırış edilmeden, memleketin ve milletin en zarurî ve acil gündemi olan Demokrasi, hukuk adalet için gittikçe daha geniş tabana yayılan "demokrasi ittifakı"nı kuvvetlendirmek için herkes var gücü ile çalışmalıdır.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı