ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, “İsrail, Türkiye ve Suriye arasında olası askerî gerilimleri önlemek amacıyla yeni bir iletişim mekanizması üzerinde çalıştıklarını” açıkladı.
ABD’nin Suriye’yi “terör devleti” listesinden çıkarması, Ebu Zuhur Hava üssünü gezen Türk askerî yetkililerinin bu aksiyonu sonrası İsrail’in bu hava üssünü bombalaması, Ankara’nın Suriye’de bir üs kurma niyetinin deşifre olması, YPG adlı terör yapılanmasının fesih kararı alması, terörist Mazlum Abdi’nin El Şara tarafından cumhurbaşkanı danışmanı olarak atanması... Bu gelişmelere birlikte bakalım.
Bu tavırlar İsrail’in bölgede güvenliğini sağlama çabalarına matuf, Şam yönetimi YPG’ye diz çöktüremedi ve silahlarını bıraktıramadı. Çünkü ABD’den sinyal gelmemişti. Bu süreçte Şam ordusuna tabi olacakları vaadi ile olay yatıştırılmış, iç savaşın çıkması önlenmişti. Bölgedeki aşiretlerin SDG/YPG unsurları ile çatışmalarının olduğunu hatırlatalım.
Türkiye terörsüz bir yapılanmaya doğru giderken, güney sınırlarının da güvenliğini kırmızı çizgi olarak algılanmasını istiyor. Suriye’nin kuzeyinde YPG/SDG terörist yapı hâlâ varlığını koruyordu. Birden Tom Barrack’ın açıklaması sonrası ABD’nin isteği doğrultusunda (gelişmeler onu gösteriyor) bölgede sıkışıp kalan ve ABD’nin YPG/SDG’ye ihtiyacı kalmamasından fesih kararı aldılar. Bununla birlikte İran’daki PJAK ise silah bırakmama kararında ısrarlı davranıyor.
Şam yönetimine toprak bütünlüğünü koruma çabasında Ankara’nın ciddi yardımları oldu. Bu gelişmeler ABD’nin bölgede yeniden Suriye politikasını değerlendirmesine yol açmış olabilir. Fırat’ın doğusunda işgal ettiği ve hâlâ silahlı bir unsur olarak varlığını sürdüren örgüte, bu denklemde artık yeri kalmadığı ve bağımsız bir yapı olarak varlığını sürdürebilmesinin de imkânsız olduğu görüşü sonrası fesih kararı gelmişti.
Şara’nın vakit kaybetmeden AB ülkeleri ile olan yeni ikili ilişkilerinde hızlı adımlar atması, ülkenin yeniden inşası konusunda Fransa ile ortaklık geliştirmesi dikkatlerden kaçmadı. Fransızca’nın seçmeli ders olarak Türkçe’nin yerine konması ise ayrı bir vakıa.
Washington, Şam hükümetiyle çalışmayı tercih ediyor. Bu denklemin görünen yüzüne baktığımızda, Suriye’nin üniter devlet yapısının önündeki en büyük tehditlerden biri olarak görülen YPG sorunu çözülmüş oluyor.
İsrail’in istikrarsız bir Suriye hayali kısmen de olsa tutmamış durumda. Tam istikrarlı Suriye için, İsrail’in işgal ettiği toprakları geri vermesi ile sağlanabilir. Fakat Şara’nın böyle bir gücü yok, ama eninde sonunda olmalı.
İsrail’in Suriye’nin güneyine yönelik işgal ve saldırı hamlelerinin devam ettiğini düşünürsek hâlâ aynı riskler canlılığını koruyor. Bu da yetmezmiş gibi İsrail Savunma Bakanı İsrail Katz’ın işgal altındaki Şeyh Dağı’na gitmesi, Süveyda’daki ayrılıkçı Dürzi çevrelerin protestoları ve Hikmet el-Hicri’nin İsrail’in “ayrılmaz bir parçası” olduklarına ilişkin açıklaması, Suriye’nin önündeki meselenin yalnızca ekonomik bir yeniden yapılanmadan ibaret olmadığını gösteriyor. (AA)
Ankara için bu denklem farklı bir yere gitmiş durumda. PKK/YPG denklemi nedeni ile Suriye’de üs kurma niyetinde olan Ankara’ya ABD, “Tehdit olarak gördüğünüz YPG kendini fesih etti” diyebilir. Türkiye’de de PKK kendini fesih etme noktasında ve Terörsüz Türkiye için gelişmeler var. Satranç oyunu tarzındaki diplomasiden çok beklentiler olabilir ama bölgedeki gerçeklik değişmedi. Tüm bu gelişmeleri alt alta koyduğumuzda Tom Barrack yani üst Siyonist akıl devrede. Bunlar hayırlı işler yapmazlar ama Türkiye de artık eski Türkiye değil.