Koç holding YK başkanı Ömer Koç’un Gazze çıkışını dikkatle-hayretle izledim, böyle bir açıklama aslında beklemiyordum.
Koç, Gazze'deki gelişmeler üzerinden Batı ülkelerinin İsrail'e yönelik tutumunu eleştirerek, "ABD, İngiltere ve AB'nin İsrail'i koşulsuz desteklemesi, Batı'nın yüz karası olan bu soykırımı mümkün kıldı." ifadesi söz konusu.(26 Eylül 2026, A.A)
Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonunun Elazığ'daki Zirvesi'nde İsrail'in Gazze'ye saldırıları ve Batı'nın bölgeye yaklaşımına ilişkin değerlendirmeleri çok önemli. Koç, “ABD, İngiltere ve AB'nin İsrail'e koşulsuz desteğinin Gazze'deki ağır insanî tablonun ortaya çıkmasında etkili olduğunu belirtti. Batı'nın tutumunu eleştirerek, Batı'nın yüz karası olan bu hunhar soykırımı mümkün kıldığını vurgulaması, "Maalesef artık Avrupa'nın en ufak bir ahlâkî inandırıcılığı kalmamıştır." ifadesini kullanması gerçekten tebrike şayan bir çıkış, fakat beklemediğimiz bir açıklama idi. Ömer Koç’un (Koç Holding) bunları söylemesi önemli bir adım. Dahası İsrail’in bu fütursuz tavırlarının bölgeyle sınırlı kalmayacağı ve tüm dünyayı etkileyebilecek bir güce dönüşebileceğini vurgulaması etkin bir tavırdı.
“Kalıcı istikrarın ön koşulunun kurum ve kurallarıyla eksiksiz işleyen demokrasi ile hukukun üstünlüğünün hakim olduğu bir düzen” istemesi, Demokrasi açısından çok kıymetli. Ayrıca ekonomik kalkınmanın sürdürülebilir olması da ancak barış ortamında mümkün. Bu konuşmanın genel içeriğine baktığımızda altına imzamızı düşünmeden atabiliriz. Aklımızı kurcalayan ise bu güzel çıkışın sebebi ne olabilirdi? Anlamaya çalışıyorken, İngiltere’den bir ses daha yükseldi.
İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband’ın Gazze'de yaşanan insani kriz için, "Bu acılar, dünyanın vicdanında bir lekedir" şeklindeki çıkışı basına yansıdı. Batı Şeria'da işgalci yerleşimcileri "terörist" diye tanımlaması, Filistinlilere yönelik şiddet için ise, "etnik temizlik" ifadesini kullanması beklenen bir tarz değildi.
Miliband, İşçi Partisi kongresinde Gazze ve Batı Şeria'da yaşananlara ilişkin hükümetin tutumunu anlatırken, Filistinlilerin yaşadıklarına tepki gösteren milyonlara doğrudan seslenmesi ilginç bir gelişme olarak yansıyordu.
Yahudi kökenli olmasına rağmen Gazze ve Batı Şeria'da yaşanan acıların dünya vicdanında bir leke olduğunu söylemesi, Batı Şeria'daki işgalci yerleşimciler için "terörist" ifadesini kullanması, işgalci yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddeti için "etnik temizlik" ifadeleri hatırı sayılır bir çıkıştı ve Londra kaynaklı olması çok kıymetliydi.
Ayrıca soykırımcı Netanyahu hükümetinin Gazze'de ve Batı Şeria'da yol açtığı acıları haklı çıkaramaz, çıkışı ise çok daha önemli. Bu acılar, dünyanın vicdanında bir lekedir. Bu ülkede ve başka yerlerde, Filistin halkının yaşadıkları karşısında sarsılan ve öfkelenen milyonlarca insana şunu söylemek istiyorum: sizi duyuyoruz. Haklıydınız. ( 28 Eylül 2026) A.A
Bu iki açıklamayı alt alta koyduğunuzda Koç holdingin Londra merkezli değişime ayak uyduran bir yapıya dönüştüğünü söylemek mümkün. Art arda gelen bu iki açıklama beklenilen bir açıklama değil, ama Londra, Ukrayna savaşı ile iyice yıpratılan ve değişim seslerinin sıkça duyulduğu güçlü AB ülkelerindeki kaçınılmaz değişimi Londra’nın önceden tespit etmesi ve tutumlarında değişikliğe gitmesi önemli.
Brexit ile AB içindeki ciddi anlaşmazlıkların dışında kalan Londra, değişim rüzgarını arkasına alabilir, ayrıca krallığın sallantıda olması, Kuzey İrlanda, Galler ve İskoçya’nın Birleşik Krallıktan ayrılmayı düşünüyor olması da bu tavırda etkili olabilir. İsrail-ABD iş birliğinden uzaklaşmayı hedefe koymuşlar gibi.