"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Baba, seni duâlarla hatırladım!

Durmuş Ali İnci
22 Aralık 2019, Pazar
Bakıma muhtaç durumda olan 90 yaşında annemle birlikte yaşayıp ona hizmet ederken rahmetli babamı her an yeniden hatırladım.

“Babam! Sen sabır küpü bir melekmişsin. Hasta ve yaşlı halinde beraber kaldığımızda, Çanakkale’de bize ve torunlarına ne kadar merhametle bakar içten duâlar ederdin. Bir bardak su istesen çocuk yaştaki üç kızım ‘Dedeme ben vereceğim’ diye koşuşurlar. Önce getirenin suyunu içer sonra diğerlerinin suyundan da bir yudum alır onları da gönüllerdin. Kızım diye hitab ettiğin eşim lezzetli yemekler yapar yedirirdi. Nasıl sevinir duâlarla ona şevk verirdin. Akciğerlerin hastaydı yılların sigara dumanından. En kötü halin o idi. Yavaş yavaş çiftçi hastalığı denilen, kanser benzeri bir illetle akciğerin tükeniyordu. Artık yemek sonrası oksijen veriliyordu. Çanakkale Devlet Hastanesi’nde bir odada dört kişi yatıyordunuz. Her oda için küçük boy bir oksijen tüpü ve maske vardı. Hastalar sırayla kullanıyordu. Denizlili göğüs doktoru sevgili ağabeyim Dr. Hasan Bey sana bu tedaviyi uygun görmüştü. Bir gece yatmıştın bensiz hasta odasında. Sabah yanına geldiğimde ağlayarak; “Ne olur çıkar beni buradan. Ben evde rahatça ölmek istiyorum” demiştin. Yüreğim bir hoş olmuştu. Gece dört hasta birden oksijene ihtiyaç duymuşlar ve biraz çekişmişler. Anlatırken bile ağlıyordu. Meğer bir ömür boyu ücretsiz, istediğin kadar ciğerlerini şişirip bol oksijenli nefes çekmek ne büyük nimetmiş. Ya dışarıda da hava böyle tüple satılsaydı, tüpümüz yarı olmadan yeni tüp kuyruğuna girerdik. Hayatımız tüp beklemekle geçerdi.

Dr. Hasan Bey geldiğinde durumu anlattım. Fakat o da çaresizdi. Elindeki imkân bu kadardı. Birden aklıma bir şey geldi. O zaman Çanakkale Köy Hizmetleri’nde görevliydim. Atelyede kullandığımız oksijen tüpleri vardı. Onlardan birisi ile tedavi edebilir miyiz diye doktoruma sordum. O da niye olmasın, ikisi de oksijen. Ona uygun bir başlık bulup evde tedaviye devam edebiliriz. Doktor tüpün ayarını da yaptıktan sonra tedaviye başlamıştık. Artık yalnız kendisinin kullandığı bir hafta yeterli bir oksijen tüpü vardı. Her yemekten sonra tüpün yanına oturur maskesini kendi takar nefes alırdı. Her derin nefes alışında bir de derin bir oooohhh! çekerdi. Onun o hali bizi de rahatlatırdı. 

Birgün yine yemek sonrası oksijene bağlanıp derin nefes alıp bir ooooohhh! çekecekti. Babam her zamanki haliyle oturup tüpe bağlandı, derin nefes almaya başlamıştı. Ancak bu sefer oh çekmiyordu. Hatta aksine tıkanmaya, bir taraftan da yüzü morarmaya başlamıştı. Hemen lojmanın arka bahçesiyle bahçesi bitişik olan hastaneye koşarak gittim. Dr. Hasan Bey’i acele eve getirmiştim.

Doktorun söyledikleri çok ilginçti. Meğer havadaki oksijen miktarının % 21 olması tesadüf değilmiş. İnsandaki solunum ve dolaşım sistemi ve organların çalışması ona göre ayarlanmış. Fazlası da azı da zehirliyor. Fazla oksijen vücut zehirlenmesine yol açmış. Çok hayretle dinledikten sonra şaşkınlık içinde “Ya havada fazla oksijen olsaydı, ya da oksijen miktarına göre solunum ve dolaşım sistemlerimiz ayarlanmamış olsaydı ne yapardık? Demek bizi böyle tanzim edip yaratan, dünyayı ve etrafını saran havayı da aynı ölçülülük içinde yaratandır” deyip halimize şükrettik.

Ömrünün son günlerinde bile her şeyimizle muhabbetle içiçeydik. Şimdi yaşlı anneme hizmet ederken seni binler defa tebrik ettim. Duâlarla yad ettim. Meğer sen bir şefkât kahramanı, merhamet dolu  melekmişsin. Hatta arkadaşlarımla toplu hatimlerimizi hep sana bağışladım. Sabrımda, şükrümde, torunlarımla münasebetlerimde hep seni hatırlıyorum. Annem ise dokuz ay sıkıntılı yükümü taşımış. Aciz ve zaif halimde onun eliyle büyütmüş, hayatını bize feda etmiş. 

Son vasiyet: “Ben ölünce ananıza iyi bakın” demiş. Sabır içinde şükürle bize güç ver, kuvvet ver, imkân ver Allah’ım. Kötü söz söyletme, bıktırma, usandırma, tahammülümü arttır. Anneme merhamet, şefkât, memnuniyet, şükür ve duâ içinde temiz bir hayat, ibadet ve itaat, güzel sözle takdir etmek nasib eyle Allah’ım. Her şeyin ötesinde iman-ı kâmil ve hüsn-ü hatime nasib eyle.

Okunma Sayısı: 1089
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı