"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Semavatta açılıp kapanan rahmet muslukları - Sultan-ı Kainat Kimdir? (5)

Durmuş Ali İnci
07 Şubat 2024, Çarşamba
Semavatta rahmet dediğimiz yağmurun bulutlardan sağılıp yeryüzüne hayat veren damlacıklar halinde gönderilmesi “tekvini ayetler”e bağlanmıştır.

Yani Rahmet-i ilahiyeden gönderilen yağmurun musluğu, Allah’ın iradesiyle koyduğu tekvini kanunlara, emr-i ilahi ile havanın ve bulutun itaatine tabidir. 

Sıcak nemli hava dağ engeline çarpıp, veya soğuk, ağır bir havayla çarpışıp döğüştüğünde yükselmeye başlar. “Yükseldikçe her 100m.’de sıcaklık 0.5°C düşer.” Allah’ın hikmet ve rahmetiyle koyduğu, hava ve bulutun itaat ettiği tekvini bir ayettir. Bu emre itaatle yükselen ve soğuyan hava başka bir tekvini ayete itaatle soğuyup hacmi daralmaya ve içindeki su buharı da sıkışıp yoğunlaşmaya başlar. Böylece yağmur şeklindeki rahmetin musluğu açılır. “Soğuyan havanın hacmi daralır ve sıkışır.” Bu emre itaatle yeryüzünde insanlar, hayvanlar, bilhassa nebatat suya kavuşur. Fakat gelişmiş bir yağmur bulutu içinde 300.000 ton su bulunduğundan bu yağmur ihtiyaca göre yağdıktan sonra, rüzgar ile sürüklenen bulutun yolu üzerinde yağmura muhtaç yerlere de taşınması gerektiğinden rahmet musluğunun kapanarak yeni ihtiyaç alanlarına ulaştırılması lazımdır. 

Soğuk hava içinde büzülüp sıkılan ve yoğunlaşarak yağmura dönüştürülen şu buharı, “Yoğunlaşırken ısı açığa çıkar.” Bulunduğu yerdeki hava ısınmaya başları. Isınan hava genleşme ile hacmi büyür. Daha çok su buharını içinde taşıyabilir. 

Bu tekvini kanuna emr-i ilahi ile uyar ve rahmet musluğu kapanır. 

Hem orada sele sebep olan aşırı yağış önlenmiş olur. Hem de rahmete muhtaç yeni alanlara yağmur bulutları taşınır.

Tekvini ayetlere itaat ettirerek emr-i ilahi ile havaya bindirilip dağların yamaçlarında yükseltip soğutan ve yağmur damlaları ile yeryüzünü sulayıp sonra o musluğu kapatıp başka yerlere taşıyan Allah, nihayetsiz bir ilim ve hikmet, her şeye gücü yeten nihayetsiz bir kudret sahibidir. Havayı emrine itaat ettirdiği gibi havayla teneffüs eden bütün mahlukatın da sahibidir. Yeryüzü ve gökyüzü taht-ı tasarrufundadır. Böyle nihayetsiz ilim, hikmet ve kudret sahibi Allah, kainatın meyvesi hükmündeki insanı başı boş bırakıp başka ellere verir mi? Aczinı gösterip  başkalarını karıştırır mı?  Saltanat-ı uluhiyetini hiçe indirir mi? 

Allah bu mübarek gecelerde nurunun ve rahmetinin muslukluklarını açacak, sabah güneş doğana kadar yeryüzünde açılan ellere rahmet olup yağacaktır. Eyy nurun sadık kahramanları, gecenin karanlığında nura açılan ellerinizi hiç yere çevirmeyiniz!  

Her bir gecesi rahmet ve mağfiretle dolu üç aylarınızı tebrik eder, gönlünüzün nurla dolmasını temenni eder, sağlık, sıhhat ve huzur içinde bereketli olmasını niyaz ederim.

Okunma Sayısı: 896
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • S.topuz

    8.2.2024 01:36:43

    ..."Eyy nurun sadık kahramanları, gecenin karanlığında nura açılan ellerinizi hiç yere çevirmeyiniz!"... Def-i Şerleri anarken çevirebiliriz tabiî ki. ..."Her zaman def'-i şer, celb-i nef'a racih olmakla beraber; bu tahribat ve sefahet ve cazibedar hevesat zamanında bu takva olan def'-i mefasid ve terk-i kebair üssü'l-esas olup, büyük bir rüçhaniyet kesbetmiş. Bu zamanda tahribat ve menfî cereyan dehşetlendiği için, takva bu tahribata karşı en büyük esastır. Farzlarını yapan, kebireleri işlemeyen, kurtulur. Böyle kebair-i azîme içinde amel-i sâlihin ihlasla muvaffakıyeti pek azdır. Hem az bir amel-i sâlih, bu ağır şerait içinde çok hükmündedir. Hem takva içinde bir nevi amel-i sâlih var. Çünki bir haramın terki vâcibdir. Bir vâcibi işlemek, çok sünnetlere mukabil sevabı var. Takva, böyle zamanlarda, binler günahın tehacümünde bir tek içtinab, az bir amelle, yüzer günah terkinde, yüzer vâcib işlenmiş oluyor."... Bediüzzaman Said Nursi, Risale-i Nur Külliyatı Kastamonu - 148

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı