PISA 2025, Türkiye’de eğitimdeki eşitsizliği ortaya koydu. Avantajlı ve dezavantajlı öğrenciler arasındaki fen başarısı farkı 81 puana ulaştı.
Türkiye’nin PISA 2025’te okuma, fen ve matematik alanlarında puanlarını artırması olumlu bir tablo ortaya koyarken, rapordaki sosyoekonomik veriler eğitimdeki derin eşitsizliği gözler önüne serdi. Sosyoekonomik açıdan en avantajlı yüzde 25’lik öğrenci grubu, en dezavantajlı yüzde 25’lik gruptan fen bilimlerinde 81 puan daha yüksek sonuç aldı.
YOKSULLUK BAŞARIYI DA ETKİLİYOR
PISA 2025 verilerine göre öğrencilerin yüzde 41,6’sı herhangi bir yoksunluk yaşarken, yüzde 34,3’ü maddî, yüzde 18,9’u ise sosyal yoksunluk bildirdi. Yoksunluk yaşayan öğrenciler, yaşamayan akranlarına göre fen bilimlerinde ortalama 52 puan daha düşük performans gösterdi. Maddî yoksunluk yaşayan öğrencilerle yaşamayanlar arasındaki fen başarısı farkı ise 64 puana ulaştı.
AKRAN ZORBALIĞI VE AİLE DESTEĞİ
Türkiye’de öğrencilerin yüzde 21,4’ü ayda birkaç kez veya daha sık en az bir tür akran zorbalığına maruz kaldığını ifade etti. Ailesinin okulda ne yaptığını haftada en az bir kez sorduğunu belirten öğrencilerin oranı ise 2022’de yüzde 66 iken 2025’te yüzde 63’e geriledi. Okulda yaşadığı sıkıntıları ailesiyle haftada en az bir kez konuştuğunu söyleyen öğrencilerin oranı da yüzde 53’ten yüzde 43’e düştü.
YOKSUL ÇOCUKLAR KADERİNE BIRAKILIYOR
Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, PISA 2025 sonuçlarındaki 81 puanlık farkın eğitimdeki ekonomik eşitsizliği açıkça ortaya koyduğunu belirtti. Irmak, geçen yıl okul çağındaki 632 bin çocuk okulda olması gerekirken okul dışında olduğunu ifade ederek, “Bu çocukların yüzde 95’i ekonomik anlamda dezavantajlı ailelerin çocukları. Bakanlığın, sosyal devlet ve kamusal eğitim gereği bu duruma dikkat etmesi gerekiyor. Ailesinin ekonomik durumu iyi olan çocuklar okulu terk etmiyor. Ama dezavantajlı çocuklar böyle değil, aç kalıyor, para kazanmak istiyor ve okulu terk ediyor.” dedi.
EŞİTSİZLİK GİDERİLMELİ
Irmak şöyle devam etti: “PISA’ya göre her üç öğrenciden biri maddî yoksunluk çekiyor. Yani en temel ihtiyaçlarından biri olan kıyafete erişemiyor, okul ihtiyaçlarını belki karşılayamıyor, yemek yiyemiyor. Bunlar çok önemli göstergeler. Türkiye’nin G20 ülkesi olduğunu da düşünürsek bu oranın tek haneli olması gerekirdi. Yıllardır yoksul çocukların kamusal eğitimden uzaklaştığına dikkat çekiyoruz. Eğitimdeki derin eşitsizliğin giderilmesi, eşitliğin ise mutlaka sağlanması gerekiyor.”
Haber Merkezi