"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Boğazdaki kayıkçının tercihi

Faruk ÇAKIR
02 Temmuz 2020, Perşembe
Türkiye’nin demokrasi yolundaki yürüyüşü yıllar önce başlamış ve başka pek çok ülkede olduğu gibi sancılı olmuştur. Böyle olması da eşyanın tabiatına uygun bir durumdur. Alın teri akıtmadan, sıkıntı çekmeden ‘Büyük Türkiye’ olmak kolay değildir.

Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Tekin, Türkiye Yazarlar Birliği’nin youtube kanalı üzerinden yayınlanan programda yaptığı açıklamada Osmanlı’dan günümüze demokrasi tartışmalarına dikkat çekmiş. 

“Osmanlı Devleti bir şeriat devleti midir ya da Osmanlı Devleti’nde dinin rolü nedir sorusu net bir şekilde cevaplandırılmış değildir” tesbitini yapan Prof. Dr. Tekin, yaptığı değerlendirmede şöyle demiş: “Bu konuda literatürde yoğun bir tartışma var. Şer’i devlet tartışmasından tutun da bir laik devlet tartışmasına kadar değişik yönleriyle konuyu ele alan akademik çalışmalar mevcut. (Bu tartışmalara) Cevap ararken üzerinde durduğum yazarlar, o dönemin şartları itibariyle enteresan bir şekilde çıkış noktası olarak İslâmî referanslar kullandıklarını gördüm.”

Prof. Dr. Tekin şu tesbitleri de yapmış: “Türkiye’de demokrasi tartışmaları nasıl başladı ve ne zaman başladı, neler yapıldı? Aslında çok enteresan bir şekilde 1860’lı yıllarda başlayan tartışma 1876’ya gelindiğinde meselâ dönemin İstanbul’daki Batılı gazetecileri ve Batılı devlet adamları şöyle bir tanımlama yapıyorlar: ‘O kadar çok konuşuluyordu ki ‘boğazdaki kayıkçı’ bile anayasal düzenden ve meşrûtî rejimden bahsediyor.’ Şimdi bakın internet yok, televizyon yok, radyo yok, çok sınırlı imkânlarla enteresan bir tartışma yürümüş ve yaklaşık 20 yıllık bir süre içerisinde ‘boğazdaki kayıkçı’ bile bu işten bahseder hâle gelmiş.”

“Boğazdaki kayıkçı” tesbiti ve tartışması ister istemez “dağdaki çoban” benzetmesini akıllara getirdi. Hatırlanacağı üzere ülkemizde hemen her seçim döneminde yapılan tartışmalarda “Dağdaki çobanın oyu ile üniversite profesörünün oyu bir olur mu? Bir olmasın” mealinde sözler sarf edilir. Bazılarının kanaatine göre ‘dağdaki çoban’ın oyunun bir kıymeti yok. Oysa demokrasi tam da ‘dağdaki çoban’ ile ‘boğazdaki balıkçı’nın ne düşündüğünü de dikkate alan rejimin adıdır ve öyle de olmalıdır. Millete üstten bakan anlayış her defasında bu tartışmaları yapıp Türkiye’de demokrasinin yerleşmesine de mani olmuş ve oluyor. ‘Dağdaki çoban’ ve ‘boğazdaki balıkçı’ kendi ‘rey’lerinin dikkate alınmadığı bir sisteme, bir anlayışa, bir uygulamaya sahip çıkar mı? Maalesef, “bağda oturan”lar böyle diyerek millet ekseriyetini küstürmüş ve demokrasi çınarının kök salmasına bilerek ya da bilmeyerek mani olmuştur.

Ülkemizde hak, hukuk, adalet ve demokrasinin yerleşmesi ve kökleşmesini isteyenler öncelikle millete tepeden bakma anlayışına son vermelidirler. İnsanları dışlayarak yapılan her iş, milletin idarecilere küsmesine yol açar. Hem böyle yaparak hem de ‘devlet millet kaynaşması’ nasıl temin edilecek?

Konuşmaktan, medenî şekilde tartışmaktan korkmamak lâzım. Dertleri, problemleri ‘halı altına’ süpürerek ‘büyük ülke’ olmak mümkün değil. Yara görülecek, temizlenecek ve tedavi edilecek ki kapansın. Aksi halde aynı yanlışları yaparak yerimizde saymaya devam ederiz.

Ülkemizin ve milletimizin yerinde saymaya değil, hızla hak, hukuk ve adalet hedefine ulaşmasına ihtiyaç var. Bu niyetle koşturalım inşallah.

Okunma Sayısı: 1315
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı