"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hür insan, hür basın

Faruk ÇAKIR
10 Ocak 2020, Cuma
Hürriyet talepleri çoğu zaman yanlış anlaşılıp yanlış tefsir edildiğinden, baskı ve zulümlere kapı aralanmıştır.

Hür olma çağrıları ‘her istediğini yapma ve keyfilik’ şeklinde yanlış anlaşılınca, hürriyet taraftarı olması icap eden pek çok insanın istibdada taraftar olmasını netice vermiş. Oysa hürriyet keyfilik değil, insanın ‘abdullah’ olduğunu unutmamasıdır.

‘Basın hürriyeti’ de ekseriyetle yanlış anlaşılıp yanlış yorumlandığı için ‘baskı’lara kapı açılmıştır. Bediüzzaman Hazretleri’nin bu noktada koyduğu ölçü dikkate alınmış olsa gazeteler yanlış yolda yürürler miydi? Gazetecilere hitap eden bir makalesinde (Divan-ı Harb-i Örfî, s. 25) Üstad Said Nursî bilmânâ şöyle der: Ey gazeteciler. Edipler terbiyeli olmalı. Hem de ‘İslâm terbiyesi’ ile donanmış olmalı. Ve onların sözleri ‘kamuoyu’nu aksettirecek şekilde tarafsız olarak çıkmalı. Ve esas ‘basın kanununu’ gazetecilerin vicdanlarındaki din hissi ve iyi niyet şekillendirmeli.

Şimdi, gazeteciler ‘edepli’ olsa acaba bugün yaşanan sıkıntı yaşanır mıydı? Bazı gazetecilerin keyfiliği, hürriyeti yanlış tefsir etmesi millet nezdinde de yanlış anlamalara yol açıyor. Hürriyetin hakikî anlamını bilmeyenler de “Hürriyet buysa bize lazım değil” şeklindeki yanlış bir kanaatlere sahip oluyorlar.

Vakti zamanında değişik vesilelerle hatırlattığımız şöyle bir hadise yaşamıştık: Bir toplantıda meşhur biri ile tevafuken yan yana oturmuştuk. Biz zaten tanıyorduk, ama o yine de kendisini ve yaptığı işi tanıttı.  Tanışma sırası bize gelince biz de gazeteci olduğumuzu söyledik. Yarı şaka yarı ciddî, “Ben gazetecilerden korkarım” dedi. Bu cevaba karşılık, “Ben de korkarım!” deyince iyice şaşırdı ve “Nasıl olur bir gazeteci ‘gazeteci’den korkar?” diye sordu. “İnsafsız gazeteciden herkes korkar ve korkmalı. Biz de korkarız” şeklinde cevap vermiştik.

Evet, ‘edepli’ olmayan ve insaf taşımayan herkesten ve bilhassa gazeteciden korkmakta bir beis yoktur.

Bununla birlikte kötülerin emsal olmayacağını da bilmek lâzım. Ne yazık ki şimdiki idareciler, geçmiş yıllarda medyanın sebep olduğu hadiseleri bahane edip medyayı iyice ‘mengene’ye almış durumdalar. 

Gazeteler ve gazeteciler hem maddî hem de manevî anlamda baskı altında. 

Bütün baskılar unutulsa bile ‘akreditasyon’ uygulaması unutulabilir mi? Şu anda 28 Şubat sürecinden kat kat fazla bir ayrımcılık ve ‘sıkı akreditasyon’ uygulanmıyor mu? Eskiden bu yapılanlara itirazlar yükseliyordu. Şimdi ise bu ayrımcılık normal görülmeye başlandı. En son ne zaman ‘gazetelere ve gazetecilere ayrımcılık uygulanıyor’ şeklinde bir haber duyuldu?

“İş”e göre değil de “kişiye göre” basın kartı verilmesi de ayrı bir mesele. Yürürlükteki kanun ve kurallara göre gazetelerde çalışanlar belli şartları yerine getirdiği zaman ‘basın kartı’ alma hak kazanır. Kurallar aynen yerinde olduğu halde keyfi uygulama yapılıyor ve bu hak eden gazete çalışanlarına ‘basın kartı’ verilmiyor.

Günümüzde bir adım daha ileri gidildi: Yine kanun ve kurallara göre belli sürelerde (meselâ 20 yıl) ‘basın kartı’ taşıyan gazetecilere “sürekli basın kartı” hakkı verilir. Mevcut halde bu hak da gasp edilmiş durumda. Hatta, geçmiş yıllarda bu kartı almaya hak kazanmış ve kullanım süresi dolmuş olanların kartları dahi yenilenmiyor. Doğru değilse, bir yetkili çıksın ve “Bu bilgiler doğru değildir” desin...

Bu anlayışla medya hür olamayacağı gibi insanlar da hür olamaz. Bari, “iktidar medyası”na mensup bazı gazetelerin kapanması idarecileri uyandırabilse...

Okunma Sayısı: 1313
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • erhan

    10.1.2020 09:21:08

    vicdanını cüzdanına koymuş, bir sürü paramiliter gazeteci var ülkemizde. bunlar yağmur nereden yağarsa tarlasını oraya taşıyan, rüzgara göre pozisyon alan insanlardır. durum böyle olunca, halk nezdinde gazatecilik mesleği sürekli itibar kaybetmektedir. bu sebepledir ki kartlar buna göre dağıtılıyor.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı