"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Seller ve sular

Faruk ÇAKIR
17 Temmuz 2021, Cumartesi
Kıyamet vaktinin yaklaştığını akla getiren çok sayıda hadise yaşanıyor. Bir yanda kuraklık yaşanırken başka bir yerde sel ve heyelanlar sebebiyle insanlar ölüyor. Bir yanda buzullar erirken başka bir yerde hububat kuruyor.

Bu değişikliklerin büyük kısmı da insanların hırsları sebebiyle ortaya çıkıyor maalesef. Daha fazla para ve daha fazla kâr uğruna yapılan hatalar, bir bakıma ‘suları tersine akıtma’ gayreti ters tepmiş oluyor. 

Bilhassa Karadeniz bölgesi, yaz aylarında sel ve heyelanla anılır hale geldi. Aşırı yağış, derelerin taşması ve toprak kaymaları hemen her yıl felâketlere sebep oluyor. 

Tabiî ki sel felâketleri sadece ülkemizde ya da Karadeniz’de olmuyor. Meselâ, Almanya’da büyük bir sel ve su baskını felâketi yaşandı. Ülkenin batısında bulunan Rheinland-Pflaz ve Kuzey-Ren Vestfalya eyaletlerinde aşırı yağışla meydana gelen sel ve su baskınlarında ölenlerin sayısı çoktan 80’i aştı. İki eyaletin birçok bölgesinde sel ve su baskınlarından dolayı evlerin çöktüğü, cadde ve sokakların sular altında kaldığı, birçok evin de çökme tehlikesinin bulunduğu belirtiliyor. (aa, 17 Temmuz 2021)

Almanya’da meydana gelen bu felâket, sadece Almanları değil muhtemelen dünyanın başka ülkelerinde yaşayanları da şaşırtmıştır. Çünkü şimdiye kadar çok rastlanan bir durum değildi. Ama sulara ve sellere engel olmak kolay değil.

Dünyanın her yerinde böyle felâketlerin olması ihtimal dahilindedir ve zaten de oluyor. Fakat esas mesele bu felâketler öncesinde ve sonrasında ortaya konulan tavırdır. Acaba idareciler bu felâketlerden ibret ve ders alıyor mu? Felâketlerin tekrarlanmaması için mümkün olan tedbirler alınıyor mu?

Başka ülkeleri bilemeyiz, ama ülkemiz için bu tedbirlerin alındığını söylemek kolay değil. Meselâ Karadeniz illerinde hemen hemen her yıl ve hatta aynı tarihlerde sel felâketleri yaşanıyor. Meselâ, geçen yıl Çayeli’nde yaşanan dere taşkınlarının bir benzeri bu sene de yaşandı. Ancak geçen yıldan bu yana alınması icap eden tedbirlerin eksiksiz alındığını söylemek kolay değil. Ekseriyetle ‘pansuman tedbir’ler alınıyor ve tam tedbir almak sonraki yıllara erteleniyor. 

Tekrarlamakta fayda var: Çoğunlukla beklenen ve tahmin edilenden daha fazla yağmur yağıyor ve bu yağmurlar sellere sebep oluyor. Ancak tedbir alırken sadece ‘beklenen yağmur’lar için değil, ‘tahmin edilmeyen’ yağmur miktarları da hesaba katılmalı değil mi? 

Karadeniz bölgesinin arazi yapısı ve bitki örtüsü de belki de toprak kaymalarına sebep oluyor. Engebeli arazilerin çoğunda artık ağaç yok. Arazilerin neredeyse tamamı çayla kaplı ve çay bitkisi ‘ağaç’ gibi toprağı doruyamıyor. Acaba buna bir çare bulunabilir mi? 

Yaşanan son sel felâketinden sonra bazı toprak uzmanları çay tarlalarında ‘ark’ yani ‘su tahliye yolları’ açılmasını teklif ve tavsiye etmiş. Elbette faydalı bir çalışma olur, ama bunu yapmak o kadar da kolay değil.

En nihayet seller ve sular gibi bir meselemiz var ve bu meseleye çare bulmak durumundayız. Bunun yolu da bir masa etrafında toplanmak, alınan doğru kararları uygulamak ve takip etmek. Yapabilirsek ne âlâ, yapamazsak yeni sel haberlerine hazırlıklı olalım. vesselâm.

Okunma Sayısı: 1307
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı