"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Suları taşıyamadık...

Faruk ÇAKIR
08 Ocak 2021, Cuma
Başta büyük şehirler olmak üzere ülkemizdeki pek çok yerleşim yeri susuzluk tehlikesiyle karşı karşıya.

Kış aylarındayız, ama beklenen yağmurlar ve hele hele kar gelmiş değil. Uzmanların ifadesine göre Ankara ve İstanbul için tehlike zilleri çalıyor. 100 gün ya da 150 günlük su kaldığı hatırlatılıyor.

Susuzluk umumî bir musîbettir ve insanoğlunun âciz, fakir ve çaresiz olduğunu dünya âleme gösterir. Gökten yağmur yağmamış olsa, susuzluğa çare bulan olur mu? Elbette baraj yapılması ya da uzak illerden su taşınması bir çaredir. Ama ‘uzak iller’e de su yağmur vasıtasıyla gelmiyor mu? Yağmur rahmet olarak gökten indirilmese, suya kavuşmak imkânı olur mu? Bu bakımdan, baraj yapmak tek başına susuzluğa karşı çare değil.

Elbette idareciler uzun dönemli düşünüp şehirlerin ihitiyacını karşılayacak yatırımlar yapmalı. Bunun için şehirlere yağan yağmurların (baraj su toplama alanı dışında kalan yerler) toplanıp depolanması teklif ediliyor, ama henüz bu konuda yatırım yapılmış değil. Ayrıca barajlarda toplanan ‘içme suyu’nun temizlik işlerinde kullanımasına da itiraz var. Temizlik işlerinin ‘deniz suyu’ ile yapılmasını isteyenler acaba haksız mı? Tabiî ki bütün bunlar için para, plan ve yatırım lâzım. 

Türkiye’nin en kalabalık şehri olan İstanbul’dan sonra Ankara’da da su sıkıntısının kapıya dayandığı belirtilmiş. Kuraklık özellikle nüfusu yoğun olan şehirlerde su sıkıntısı riskine yol açıyor. Yapılan açıklamalara göre Ankara’yı besleyen barajların doluluk oranı yüzde 20 civarındaymış ve 110 günlük su kalmış. Çare olarak su israfının önlenmesi ve bunun için de ‘kademeli su faturası’ gündeme gelmiş. Kademeli tarifenin belediye meclisinde kabul edilmesi halinde sosyal yardım alan ailelere suyun metreküp birim fiyatı 1 TL’ye indirilecek. Tarifeye göre 10 metreküp ve üzeri su kullanan aboneler ise 7,5 TL, 15 metreküp ve üzeri su tüketimi yapan aboneler ise 9 TL birim ücreti ödeyecek.

Su sıkıntısı konuşulduğunda haklı olarak aklımıza evlerde kullandığımız miktar geliyor, ama işin başka bir yönü daha var. Tarım konusunda uzman olan yazar Ali Ekber Yıldırım şöyle demiş: “Yağış rejiminde ciddî değişiklik var. Süreç iyi bir yere gitmiyor. Su konusunda bütüncül bir politikaya ihtiyaç var. Evdeki bütün suyu tasarruf etseniz % 13-15’e tekabül ediyor. Oysa suyun % 77’si tarım arazileri için kullanılıyor. Sebze, meyvede  tarladan sofraya % 50 kayıp oluşuyor. Tarla, hasat, ambalaj, taşıma ve satış süreçlerinde mahsulün yarısı kayboluyor.” (Ali Ekber Yıldırım, @tarimyazari, 6 Ocak 2021)

Meselâ sadece evde ihtiyaç duyulan su ile sınırlı değil. Tarım için kullanılan suların da hesaba katılması gerekiyor. Acaba tarım sulamasında ne ölçüde israf var ve bu israf nasıl önlenir? Türkiye’yi idare edenler ve uzmanlar bu konuda üzerlerine düşen vazifeyi yapıyor mu?

Su bahsi açılmışken, Abdurrahim Karakoç gibi seslenelim: “Ne payem oldu, ne sayem/ En doğruya varmak gayem/ Düşüncemdir tek sermayem/ Alan yoktur satamadım/

Suları ıslatamadım.”

Tarlaların ve barajların suya doyması duâsıyla...

Okunma Sayısı: 2005
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı