"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İlâhî zamanlama

Fazilet Kırmızı
05 Şubat 2026, Perşembe
İnsan, zaman kavramıyla sessiz bir mücadele hâldedir. Şuurunda olmasak dahi hayatlarımızı kalıplaşmış bir yetişme telâşı şeklendirir.

Oysa, insan, dünya sürgünün ne zaman biteceğini dahi bilmemektedir. O halde, zamana karşı bu telâş ve yarış niyedir? İnsanın zaman ölçütü nedir? Zaman, toplumun genel kalıplarıyla sınırlanır mı? İnsan hangi ölçüte göre geç kalır? İnsan kime göre zamana yetişir? Zaman, herkes için aynı mıdır? Zamana karşı tavrımız teslimiyetimizi besler yoksa sabrımıza tuzak mı kurar? Allah’ın, kuluna takdir ettiği zaman herkesle aynı mı?

İnsanın zamana karşı tavrı, doğrudan uhrevî düşüncesini göstermektedir. Zira, insanın her nasibi İlâhî bir zamanlama ile takdir edilir. Zaman eliyle herkese aynı yol çizilemez, aynı yol herkese aynı zaman dairesinde tayin edilmez.

İnsan, zamanı çoğu kez bir ölçü değil, bir hâkim gibi algılar. Oysa zaman, hükmeden değil; hükmün tecellisine vesilesidir. İnsan acele ettikçe zamanı suçlar, geciktikçe kendini mahkûm eder. Böylece zaman, İlâhî takdirin değil, nefsin aynasına dönüşür. İnsan “Geç kaldım” dediğinde aslında kime geç kaldığını bilmez; çünkü kime yetiştiğini de çoğu kez idrak edemez.

İnsan hangi ölçüte göre geç kalır? Dünya ölçüsüne göre. İnsan kime göre zamana yetişir? Başkalarının beklentilerine göre. Bu yüzden zaman, herkes için aynı akmaz; aynı saatlere bakılsa da aynı manaya düşmez. Kimine bekleyiştir zaman, kimine imtihan; kimine rahmet, kimine perde. 

Zamanı mutlak bir güç sayan, sabrını tüketir; zamanı emanet bilen, teslimiyetini derinleştirir. Acele, tevekkülün düşmanıdır; sabır ise beklemek değil, vaktin sahibine güvenmektir. Sabır, zamana razı olmak değil; zamandaki hikmeti kabul etmektir.

Allah’ın kuluna takdir ettiği zaman herkesle aynı değildir. Çünkü herkesin taşıdığı yük farklı, yürüdüğü yol başka, imtihanı başkadır. İlâhî zamanlama, eşitlik değil adalet içerir. Birine erken verilen, diğerine geç verilir, ama hiçbiri eksik değildir. Geç gelen, çoğu zaman daha derin; erken gelen, çoğu zaman daha ağırdır. 

Bu yüzden insan, zamanla yarışmaktan vazgeçtiği an, kendisiyle yüzleşmeye başlar. Ve belki de asıl olgunluk, “Henüz olmadı” denilen yerde isyan etmek değil, “henüz gerekmedi” diyebilmektir. Çünkü insan, zamanı yönettiğinde değil; zamanın sahibine teslim olduğunda hakikî vaktine ulaşır.

İnsan, vakti kaçırdığını sandığında aslında kendini merkeze alır. Oysa zaman, insanın etrafında dönmez; insan, zamanın içinden geçirilir. Bu geçişte kimi hızla savrulur, kimi yavaşlatılarak korunur. Yavaşlık bir eksiklik değil, bazen rahmettir. Gecikme sanılan şey, çoğu kez hazırlıktır. Zaman, İlâhî terbiyenin görünmez terbiyecisidir. Her bekleyiş bir mahrumiyet değildir; bazen rahmettir. 

İnsan ne zaman olgunlaşır? Zaman ona değil, o zamana razı olduğunda. Ne zaman geç kalmaz? Kendi kaderine yetiştiğinde. Ne zaman acele etmez? Başkasının yoluna bakmayı bıraktığında. Çünkü her yolun menzili başka, her menzilin vakti farklıdır. 

İnsan, vakti kendine ait sandıkça kaygılanır. Vakti Allah’a ait bildikçe sakinleşir. Çünkü bilir ki, geciken hiçbir şey eksik değildir; erken gelen hiçbir şey de sebepsiz... İlâhî zamanlama, insanın aceleciliğini değil, acziyetini işaret eder. Ve insan için en büyük kurtuluş zamanın sahibine teslim olmaktır.

Okunma Sayısı: 119
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı