"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Bu Türkiye’nin Finansal Susurluk”udur

06 Ekim 2026, Salı 00:30
İktisatçı Prof. Dr. Ensar Yılmaz, fon krizinin birkaç şirketin usulsüzlüğüyle açıklanamayacağını, siyaset, bürokrasi ve finans arasındaki ilişkileri görünür kılan bir “finansal Susurluk” olduğunu söyledi.

Türkiye sermaye piyasalarında Eylül ayında yaşanan fon krizinin nedenleri ve sistem üzerindeki etkileri tartışılmaya devam ediyor. Ekonomist Ensar Yılmaz, “Türkiye Fon Krizinin Ekonomi Politiği” başlıklı analizinde, yaşananların münferit bir dolandırıcılık vakası ya da yatırımcıların yüksek getiri arayışıyla açıklanamayacağını savundu. Yılmaz’ın aktardığı verilere göre SPK’nın tasfiye kararı verdiği 131 fonda yaklaşık 455 bin yatırımcı bulunuyor. Tasfiye edilen fonların toplam büyüklüğü ise 800 milyar TL’yi aşıyor. Bu tutarın yaklaşık üçte ikisinin tek bir grupta yoğunlaşması, Yılmaz’a göre finansal sistemdeki yoğunlaşma ve denetim sorununun en önemli göstergelerinden biri.

Yatırımcı yalnız bırakıldı

Yılmaz, krizin arka planında 2021-2023 dönemindeki negatif reel faiz politikasının bulunduğunu belirtiyor. Yüksek enflasyon karşısında TL mevduatın reel olarak değer kaybetmesi, tasarruf sahiplerini alternatif yatırım araçlarına yöneltti. MKK verilerine göre 2021 başında yaklaşık 2,6 milyon olan pay senedi yatırımcı sayısı, Ekim 2023’te 8,5 milyonun üzerine çıktı. Yılmaz’a göre bu artış, yalnızca finansal piyasaların derinleşmesinin değil, tasarruf sahiplerinin enflasyondan kaçışının sonucuydu. Bu dönemde yatırımcı açısından temel soru “Hangi yatırım güvenli?” olmaktan çıkıp, “Hangi yatırım enflasyonu yener?” haline geldi. Lisanslı portföy yönetim şirketleri ve TEFAS gibi kamusal gözetim altındaki mekanizmalar da yatırımcı açısından fonlara güvenilirlik görüntüsü kazandırdı. Ancak Yılmaz’a göre sistem yatırımcıyı önce riskli ürünlere yöneltti, ardından kriz başladığında onu yalnız bıraktı.

“Finansal Susurluk”

Yılmaz’ın analizindeki en dikkat çekici kavramlardan biri ise “finansal Susurluk” oldu. “Susurluk” ifadesi, 1996’da Balıkesir’in Susurluk ilçesinde meydana gelen trafik kazasının ardından devlet, siyaset ve suç örgütleri arasındaki ilişkilerin kamuoyuna yansımasıyla Türkiye siyasi tarihine giren “Susurluk skandalı”na gönderme yapıyor. Yılmaz da bu benzetmeden hareketle fon krizinin, daha önce görünmeyen ya da tartışılmayan ilişki ağlarını açığa çıkardığını savunuyor. Yılmaz, fon kriziyle birlikte düzenleyici kurumlar, siyaset, bürokrasi ve finans şirketleri arasındaki ilişkilerin görünür hale geldiğini belirterek yaşananları “bir tür finansal Susurluk durumu” olarak nitelendiriyor. Yılmaz’a göre bu yapının dört temel ayağını bürokraside liyakat kaybı, aile ve yakınlık ilişkileri, kamu ile özel sektör arasındaki “döner kapı” mekanizması ve finans şirketlerinin siyasi aktörlerle kurduğu doğrudan ilişkiler oluşturuyor.

Haber Merkezi

Okunma Sayısı: 90
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı