"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Mustafa Sabri Efendi Bediüzzaman’ı anlatıyor

H. Muharrem OKUR
21 Kasım 2020, Cumartesi
Hacı Ali Kılıçalp, Bediüzzaman’ın talebelerindendir.

Çeşitli yerlerde memurluk yapmıştır. 1946 yılında Bediüzzaman’la ilk defa görüşmüştür. Üstadın müsaadesi ile Şam ve Mısır’a tahsile gitmiştir.

Hacı Ali Kılıçalp anlatıyor: Mısıra gidince, Üstadın görevlendirmesi ile Mustafa Sabri Efendi’yi ziyarete gittim. Bu ziyaretim şöyle gelişti.

“Osmanlı İmparatorluğu’nun son şeyhülislâmlarından Tokatlı Mustafa Sabri Hazretleri’ni ziyaret ettim. Evini buldum, izin istedim. Kendisi kabul ettiler. Yalnız olarak ikimiz bir odada kaldıktan sonra kendimi tanıttım. ‘Ben Afyon vilayetinin eski ismiyle Aziziye kazasındanım. İsmim Hacı Ali. Üstad Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri Emirdağ’da ikamete memur olarak bulunuyor. Şimdi Afyon Hapishanesi’ndedir. Zat-ı alilerinize selâmları var. 

Benden size selâm söylememi tensib ettiler’ demem üzerine ayağa kalktı ve ‘Aleykümselâm, demek sen onu gördün. Demek hayattadır’ dedi. Evinin içerisinde beni kabul etmiş olduğu salon gibi bir odada ayağa kalktı, başladı gezinmeye ve konuşmaya devam etti. ‘Ya Said! Demek yaşıyorsun. Sen Yurdumuzda kaldın, cihada devam ettin ve ediyorsun. Biz hata ettik, bundan mahrum kaldık. Ya Said! Ya Said!’ diyerek hem konuşuyor, hem birlikte geçirdikleri günleri hatırlayıp sanki aynen yaşıyordu. Bir ara duraklayıp bana bakarak anlatmaya başladı:

“O zamanlar Şeyhülislâm olarak tayin olmuştum. Aradan üç ay geçtiği halde ortada bizim Said görünmez olmuştu. Bir ara tevafuk ettik. ‘Ya kardeşim Said! Ya Hazret! Sen neredesin? Görünmez oldun kardeşim’ demem üzerine kaşlarını çattı. O meşhur keskin bakışlarıyla, ‘Kardeşim, ben nefsimi terbiye etmekle meşguldüm’ demesi üzerine, ‘Hayır ola, nedir bu hal?’ dedim. ‘Evet, ben nefsimi terbiye etmekle meşguldüm. Nefsim bana, ‘Sen mutlaka şeyhülislâm olmalıydın. Senin olman lâzımdı’ diye bana eziyet ediyordu. O nefsimi terbiye etmekle meşguldüm.’ demişti’ diye geçmiş günlerden bir hatırasını sanki o anı yaşıyormuşçasına anlattı. Hâlâ ayak üstünde ‘Ya Said! Ya Said!’ diyerek konuşuyordu. (Kaynak: Son Şahitler Bediüzzaman’ı Anlatıyor,  Cilt 3, Yeni Asya Yayınları)

Okunma Sayısı: 1529
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ali

    21.11.2020 12:40:14

    Nefsim bana, ‘Sen mutlaka şeyhülislâm olmalıydın. Senin olman lâzımdı’ diye bana eziyet ediyordu. O nefsimi terbiye etmekle meşguldüm.’ demişti’ Bu anlatım çook problemli.Üstadı makam hırslısı gösteriyor. Üstad her çeşit makam mevki mensubiyeti reddeden bir insan. Bu idda üstadın hayatıyla tekzip edilmiştir. Üstad yoğun meşguliyeti gereği ve ilerde kuvayi milliye'ye " baği" fetvası vereceğini önsezi ile hissedip geç tebrik etmiş olmalı.Ama mazeret anlamında böyle; arifçe nazikçe ve hakikatlı bir mazeret öne sürmüş olmalı.Yani üstad şeyhülislam hırsı içinde bir adam olamaz.Hayatı bu gerçeğin imza tuğra sikke ve mührüyle dolu.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı