"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Yürekten gelen ses

H. Muharrem OKUR
04 Eylül 2021, Cumartesi
Seven sevdiğinden gelen herşeyi şeker şerbet edip içmeliydi, hatta zehir bile olsa.

Sevr sultanlığı denilen Sevr Mağarası’nda iken Sevgililer Sevgilisi (asm) bir ara başını Hz. Ebu Bekir’in (ra) dizine koyup uyur, tam o esnada taşların arasında kapatamadığı bir delikten bir yılanın geldiğini görür, Sevgililer Sevgilisini (asm) uyandırmak istemez, ama yılanın O’na (asm) zarar vereceğinden telâş eder ve ayağını deliğe sokup kapatır. Yılan ayağına zehir akıtmıştır, ama mermer kesilmiştir, dakikalar sonra zehrin vücutta dağılmasıyla gelen ıztıraptan terler, iki damla tere engel olamaz, Hz. Rasulullah’ın (asm) yüzüne damlar. Mübarek gözlerini açıp halini görünce durumu anlatır. İşte “Seni çok seviyorum” demenin ve onun gereğini yerine getirmenin misali, ama akıllara durgunluk veren misal. “Seni çok seviyorum” dediğinde Hz. Aişe (ra) annemizin anlatımıyla; Mekke’nin en zenginlerinden biri olan ve kırk bin dinara sahip Hz. Ebu Bekir (ra), Medine’ye hicret ettikten sonra orada bir ailenin koyunlarını sağarak geçimini sağlamak durumunda kalır. Zaten Sıddıktı, sadıkların en sadıkı idi. (...)

“Seni çok seviyorum” öyle lâf olsun diye söylenen bir cümle değildi. Gerçekten yüreğinden gelen sesi diliyle ifade eden için bedeller ödemeyi gerektiriyordu. Ömrünün yaklaşık 33 yılını o dönem için Mekke’nin karanlığında geçiren Hz. Ömer (ra), gün gelip Sevgililer Sevgilisi’nin (asm) mübarek hayatlarına son vermeye giderken kendisi hayat bulacak ve hakikî hayat olan imanın sırrı Hz. Ömer’in (ra) ruhunda inkişaf edecekti. 

O artık eski Ömer değildi. Ömer cahiliyenin Ömer’i bu hakkıyla Halife-i Rasulullah Ömer-ül Faruk olacaktı. Bu uğurda dayıları olan Mahsunoğulları ve Ebu Cehil firavununun her hakaretine tahammül edecek, artık dayanılamaz kerteye gelince de Sevgilisinin yolunda, çok sevdiği Mekke’yi terk edecekti. Giderken de yine Ömerce, Farukça bir duruş sergileyecek, sevgisini herkese bir kez daha ilân edecekti. Yola çıkacağı gün önce Kâbe’yi ziyaret eder, tavafını bitirir sonra bir elinde kılıç, bir elinde mızrak, belinde yayı hazır vaziyette müşrik parlamentosu olan Darun Nedve’ye uğrayıp, orada da bir yiğitlik yapacaktı. Sevgiliye sevdasını ispat edecekti, kara sevdalı olduğunu bir kez daha ilân edecekti. Orada o karanlık insanların kapkara yüzlerine haykırır: “Ben Ömer bin Hattab, hicret ediyorum, Medine’ye gidiyorum, Sahabenin gittiği yere gidiyorum, Hz. Resulullah’ın (asm) gidin dediği yere gidiyorum” deyip yola çıkmıştı. Bu öyle bir kara sevda idi ki anlamak mümkün değil. Zira o gün orada bulunanlar sıradan insanlar değildi. Hz. Ömer (ra) bütün hayatı boyunca “Seni çok seviyorum” sözünün gereğini yerine getirdi. 

(Cezaevinden gelen bir mektupdan)

Okunma Sayısı: 1425
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı