"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Müdafaaların müdafaası

Halil KARTAL
05 Mayıs 2019, Pazar
Eskiden bir çok yerde Risale-i Nur dersleri üçer kısım halinde yapılır; birinci derstte imanî bahisler, ikinci derstte lâhikalar ve üçüncü derste müdafaalar okunurdu.

Zamanla bir çok yerde bu ders sayıları ikiye düşmüş oldu. Müdafaaların okunma aralığının azalmasında muhtemeldir ki “müdafaaların okunmasını gerektirecek hallerin artık kalmadığı” gibi düşünce hâkim olmuş olabilir. 

Doğru ya, ortada mahkeme yok, dâvâ yok? Müdafaalar neden okunsun ki? Okuyanların zihnine bu tarz bir fikrin geldiği muhakkak. Peki bu düşünce ne kadar doğru?

Lâhika mektupları birbirimizle ve Risale-i Nur’la olan münasebetlerimizin pusulası, haritası iken müdafaalarda ise; “Geniş dairede devletin hâkimine, savcısına, emniyet amirliğine, hükümetine Risale-i Nur’u ve Risale-i Nur hizmetinin düsturlarını tarif ve ilân ettiği serlevhalardır”. Müdafaalarda birinci derecede muhataplar geniş dairede bulunanlar olmakla beraber zımnen Üstad Hazretleri aslında bizlere de “Hizmetimizin nasıl olması gerektiğini ve nasıl olursa bu kudsî hizmeti lâyıkıyla müdafaa edebilirizin dersini verir.”

Üstad umum müdafaatında hülâsa-i mana şöyle der: “Hizmetimiz müsbet iman hizmetidir. Asayişi bozacak hiçbir vukuatımız meydana gelmemiştir. Menfi bir cemiyet gayemiz de yoktur ve olmayacaktır. Saklı bir şeyimiz de yoktur. Her şeyimiz ortadadır. Eserler meydandadır”. 

Bu sebepledir ki idam cezasıyla yargılayan mahkemelerde ancak keyfi “kanaat-i vicdaniye” dışında bir ceza verilememiştir. Bu sebepledir ki “biz sizin dünyanıza karışmıyoruz siz de bizim ahiretimize karışmayınız” demiştir Bediüzzaman Hazretleri.

 Müdafaalar ise Nur Talebelerine şu dersi verir: “Benim tarif ettiğim ve müdafaa ettiğim hizmet budur ve bu hizmet düsturlarına hüve hüvesine uyan talebeleri ve hizmet mahkûm olmaz! Zira ne Risale-i Nur’da ne de ona hakikî talebe olan şakirdlerinde mahkûmiyeti intaç edecek bir şey yoktur.“

Risale-i Nur Talebeleri hususî meşreblerini oluştururken “Üstadın müdafaalarda ehl-i dünyaya ve ehl-i zındıkaya karşı müdafaat ettiği, tarif ettiği müsbet iman hizmeti düsturlarını da dikkate almak zorunda. Zira sağlam birer kale ve sur olan bu düsturlarda zaaf gösterilirse ‘ehl-i zındıka bu zaaf gösterilen kapılardan, surlardan girip gerek şahsî, gerekse cemaati anlamda umumu aldatabilir ve hizmete zarar verebilir”. Risale-i Nur kendi kendini müdafaa eder, ama hizmette bilerek ihlâsı kıran sukut edebilir ve tutunacak bir yer de bulamaz. Hal böyle iken bizlere düşen bu müdafaaları çok dikkatle okuyup tahlil edip içindeki düsturları kendimize rehber edinip Risale-i Nur ve Talebelerini ehl-i zındıkanın hücumlarından muhafaza etmeye çalışmaktır.

Risale-i Nur’un müdafaanameleri; zındıkanın türlü türlü şekil ve yollarla ehl-i hizmet olan bütün cemaatlere ve ehl-i imana hücumu zamanında hem ehl-i zındıkaya hem de ortada muhayyer kalarak korku ve dehşete kapılan ve tutunacak yer arayan ehl-i imana karşı canlı birer kalkan ve kale ve muhkem birer surdur. “Risale-i Nur bu zamanda hakikî bir dâvâ vekilidir”. Nasıl ki Kur’ân-ı Kerîm kendi kendini methediyor. Aynen öyle de biz de Risale-i Nur’daki müdafaaların kıymetini ve methini Risale-i Nur’da arayalım.

 Şöyle ki; “…Her halde bunu yeni hurufla beş-on nüsha çıkarmak lâzımdır, ta Ankara makamatına gönderilsin. Bizi tahliye ve tecziye etseler de hiç ehemmiyeti yok. Şimdi vazifemiz; o müdafaattaki hakikatleri hem hükümete, hem adliyelere hem millete bildirmektir.” Belki de kader-i İlâhî bizi bu dershaneye sevk etmesinin bir hikmeti de budur. (14. Şuâ’dan)

“..Üç adliyenin de dokunaklı, şiddetli müdafaata karşı binler bahane tutabildikleri halde, hakperestane ve musalahakârane ittifakla beraet kararını vermeleri, elbette Kur’ân’ın bir mu’cize-i manevisi olan Risale-i Nur’un bir kerametidir. (Emirdağ Lâhikası, s. 251)

“…Mahkemenin Reis ve Âzâlarından ehemmiyetli bir hakkımı talep ederim. Şöyle ki: Bu meselede yalnız şahsım medar-ı bahis değil ki, siz beni tebrie etmekle ve hakikat-i hale muttali olmanızla mesele halledilmiş olsun. (...) Ve hükûmete ve millete ve vatana çok zararlı düşen bu gibi hâdiseler ve anlaşmamazlık daha tekerrür etmesin. (Lem’alar,  450)

“…Meselâ, Ankara’nın altı makamatına gönderilen ilmî ve imanî ve pek kuvvetli müdafaat, şimdi yirmi gündür onların nazarlarındadır. Hem onun kıymettar hakikatleri, hem alâkadarların merakla nazar-ı dikkatlerini celb eden meselemizin safahatı, o makamatı elbette lâkayd bırakmazlar. Her halde, eğer o hakikatlere mağlûp olmasaydılar, şimdiye kadar bize tecavüz ve şiddetli iş’ar ve emirler olacaktı. (Tarihçe-i Hayat, s. 737)

”...Ben, bugünlerde, kısmen müdafaatla zihnen meşguliyetimden teessüf ederken kalbe geldi ki: “O iştigal dahi ilmîdir, hakaik-i imaniyenin neşrine ve serbestiyetine bir hizmettir ve bu cihette bir nevi ibadettir.” Ben de sıkıldıkça, yüz defa temâşâ ettiğim Nur meselelerini, yine zevkle tekrar mütalâaya başlıyorum. Hattâ, müdafaatları dahi Nurun ilmî Risaleleri gibi görüyorum. (Tarihçe-i Hayat, s. 741)

Elhasıl: Risale-i Nur’da geçen mahkeme müdafalaarı da umumî dersler içinde eskiden olduğu gibi dahil edilmeli ve sık sık okunmalı. Zira bu müdafaalar doğrudan doğruya Risale-i Nur hizmetinin maksat, metod ve tarzlarının geniş daireye olan tarifidir. Vaziyetimiz bir nevî nûrânî müdafaadır.

Okunma Sayısı: 1403
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ali

    5.5.2019 11:50:13

    Allah razı olsun. 1- Müdafaa mantık ve zihin fırtınası 2-Müdafaa hizmet tarihçesi 3-Müdafaa zihin egzersizi ve zihin gevşetici

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı