"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Güdülenmiş aklı yürütme ve bühtan

Hasan KARADEMİR
29 Temmuz 2026, Çarşamba
İnsan zihni, dış dünyadan gelen verileri tarafsız bir şekilde kaydeden bir aygıt değildir; mevcut inanç, arzu ve duygusal yönelimlerine göre bilgiyi süzüp biçimlendiren aktif bir yapıcıdır.

Sosyal psikolojide “güdülenmiş akıl yürütme” (motivated reasoning) olarak adlandırılan bu süreç, bireyin veya grupların ulaşmak istedikleri sonuca uygun kanıtları seçici olarak toplaması, aksi yöndeki verileri ise katı bir şüphecilikle reddetmesidir (Kunda, 1990). Bu zihinsel eğilim, bühtanın epistemik ve psikolojik altyapısını oluşturmaktadır.

Etimolojik olarak Türkçe gütmek (yönlendirmek) fiilinden türeyen güdü, Latince motivus (hareket ettiren) kavramına karşılık gelir. Arapça kökenli “aql” sözcüğü ise "bağlamak, zapt etmek" anlamına gelir ve verileri birbirine bağlama kabiliyetini ifade eder. Arapça “b-h-t” kökünden türeyen “bühtan” ise lisanü'l-Arab’da (İbni Manzûr, 1990) "ansızın yakalamak, şaşırtmak, afallatmak" (bahta) anlamındadır. Nitekim Kur’ân terminolojisinde de (Nur Suresi: 16) gerçekliği tamamen çarpıtılmış, muhatabını savunmasız bırakmayı hedefleyen ağır iddiayı tanımlar. Güdülenmiş akıl yürütme zihnin mantık bağlarını (aql) kendi hedefine göre bağlaması iken; bühtan, bu sapmanın ürettiği yıkıcı sözel çıktıdır.

Kunda (1990) ile Ditto ve Lopez (1992), zihnin bilgi işleme sürecinde bir “yanlı avukat” (biased attorney) gibi çalıştığını ve iki farklı sınama kuralı işlettiğini ortaya koymuştur:

* Tercih Edilen Bilgi (İnanabilir miyim?): Bireyin inançlarını destekleyen verilerde düşük bilişsel eşik uygulanır; en zayıf emare dahi yeterli kanıt kabul edilir.

* Tercih Edilmeyen Bilgi (İnanmak Zorunda mıyım?): Kimliği veya tezi tehdit eden verilerde yüksek bilişsel eşik (hyper-scrutiny) devreye girer; bilgiyi çürütecek tek bir kusur aranır.

Ahlâk psikolojisinde Haidt (2001), "The Emotional Dog and Its Rational Tail" çalışmasında akıl yürütmeyi hakikat arayıcısı bir yargıç değil, hızlı ve sezgisel kararları meşrulaştıran olay sonrası (post-hoc) bir avukat olarak tanımlar. Avukat zihniyeti olgusal doğruluğa değil, "davayı kazanmaya" odaklandığından, öteki olarak algılanana yönelik asılsız iddiaları meşrulaştırmakta zorlanmaz.

Nitekim Haber7 ve iktidar medyasının Yeni Asya gazetesine yönelik yayın dili incelendiğinde bu mekanizma somutlaşmaktadır. Gazetenin anayasal, hukukî ve ilkesel eleştirileri bağlamından koparılarak; kamuoyunda infiale sebep olacak, muhatabını ansızın "terör destekçisi" konumuna düşürüp felç edecek (bahta) bir kurguyla sunulmaktadır. İktidar medyası, nesnel gerçekliği arayan bir "sezgisel bilim insanı" gibi değil; kendi iktidar alanının eylemlerini "İnanabilir miyim?" esnekliğiyle aklayan, Yeni Asya'nın adalet ve demokrasi vurgularını ise "İnanmak zorunda mıyım?" katılığıyla "ihanet" kurgusuna dönüştüren bir "yanlı avukat" gibi hareket etmektedir.

Sonuç olarak bu yayın pratikleri, basit bir haber hatası değil; güdülenmiş akıl yürütmenin ürettiği sistematik bir “bühtan operasyonu”dur. Hakikatin feda edildiği bu süreç, itibar cinayetleri üzerinden toplumsal barışı ve kamuoyunun epistemik sağlığını ağır bir tahribata uğratmaktadır.

Okunma Sayısı: 160
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı