Yerde sürünen kertenkele ile gökte gezen kartal arasında, bir balık ile at arasında ne kadar çok fark var.
Fakat iki insan arasında mânen, ahlâken bundan çok daha fazla fark var. Toplum hayatındaki süreçlerde bunun belirtilerini gözlemleyebiliyoruz. Bir insan hakkında, çok zararlı biri ise “Yılan gibi ısırmaktan, can yakmaktan lezzet alır” ya da çok cesursa “Aslan gibi yiğittir, çekinmeden yardıma atılır”; zararsızsa “Kuzu gibidir, kimseye zararı yoktur” gibi nitelemeler bulunulur.
İnsanın dış vücut gömleği herkeste aynı dikilmiş, ihsan edilmiş. Ne kadar da hayret verici bir husus. İki insan arasındaki manevî, ahlâkî mesafe ise belki yerden güneşe kadar. Kalp, akıl, ruh ve vicdanın seviyesi; bu yüksek, güzel dereceleri ya da aşağı, fena derekeleri, ahiret rütbe ve numaralarını netice veriyor ve özdeki asıl sıfat ahirette gözlere görünecek. Kur'ân'ın, sünnet-i seniyyenin dersleri, hakikatleri ile vasıflandıkça ve Allah'ın razı olduğu amelleri yapmayı tercih ve irade ettikçe ağaçlar, dağ, uydu ve yıldızlar değil; fakat insan güzelleşiyor, nurlanıyor, kıymetleniyor, irade-tercih özelliğini cin ve insana vermiş.
Sınav salonunda belki insandan fazla eşya var ama tek, doruk maksat o az sayıdaki insan ve onun sınavdaki cevapları. Bu dünya hayatı da ahiretten önce bir imtihan meydanı ve eşya çok, insan sayısı nispeten çok az bu kâinat imtihan salonunda. Fakat tercihler, işaretlenecek şıklar en önemli maksat. Allah'ın esmasından bazısı imtihanın olmasını iktiza ediyor ve evet, ahiretten önceki bu dünya hayatı, bazı diğer esmanın tecellisinin gereğince de bir misafirhane ve sergi salonu ve dershane.
İnsanlar için hangi faaliyet en önemli olabilir, imtihan bitiş zili çalmadan? Risale-i Nurlar’da en kıymetli ve önemli meselenin, hem de kâinatta, Kur'ân'ın son hakikî tefsiri Risale-i Nur'a çalışmak, iman-Kur'ân hakikatlerini elde etmek olduğu belirtiliyor. Çünkü, “İman insanı insan eder, belki insanı sultan eder.”