"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Prensip neslin devamındadır

Süleyman KÖSMENE
29 Temmuz 2026, Çarşamba
İsim vermeyen okuyucumuz: “On günlük hamile olduğunu öğrenen bir kadının, eşiyle anlaşarak çocuğunu aldırması câiz olur mu?”

Neslin Devamı Esastır

İslâmiyet prensip olarak neslin devamlılığını esas almakta; çocuk aldırmaya, çocuk düşürmeye ve hattâ doğum kontrolü metodlarını uygulamaya mesafeli yaklaşmaktadır. Peygamber Efendimizin (asm) ümmetine evlenip çoğalmasını emrettiği, hadis-i şeriflerde bildirilmektedir.1 Bununla beraber fıtratı bozmadan ve yaratılışa dokunmadan başvurulan doğum kontrolü usullerini yasaklayıcı herhangi bir hüküm de söz konusu değildir.

Ama bu nasıl olacak? Fıtratı bozmadan ve yaratılışa dokunmadan insan üzerinde tasarruf yetkimiz var mıdır?

Yumurta aşılanmışsa, bu, doğacak yeni bir “insan çekirdeği” hükmünü almış demektir.

Bu durumda, iki ana evreden bahsedilmektedir: 

1- Yüz yirmi günlük ceninin alınması hiçbir surette, çocuğun doğduğunda deli olacağı tahmin edilse bile, câiz değildir; hatta, bunun cinayet olduğu konusunda ittifak vardır. 

2- Ana rahminde henüz yeni teşekkül etmiş bir çekirdeğin ise alınması veya düşürülmesi için, mücbir bir mazeret arayanlar çoğunluktadır. Mücbir bir sebep yoksa, bunun da câiz olmayacağı söylenmektedir. Buradaki mücbir sebep, mesela çocuk ana rahminde teşekkül etmeye başlayınca annenin sağlık tehdidi altında bulunmasıdır. Anne mi çocuk mu sorusuna, yaşayan bir anne varsa “anne” diyeceğimiz muhakkaktır. Bu durumda anneyi kurtarmak caizdir.

İmam Gazâlî, İbni Hacer, Al-Bahr gibi ulemâ ile birlikte, Hanefî mezhebinde tercih edilen görüş budur.  

İlk Kırk Gün İçinde

Meşru ve mücbir mazeretin olması halinde, ilk devrede aşılanmış yumurtanın alınmasını ise ulemâ mümkün ve câiz görmektedir. 

Mesela; kadın hasta ve hamilelik durumu hastalığını arttıracak ise… 

Veya anne emzikli olup hamilelikten dolayı sütünü çocuğundan kesmek zorunda kalacak ve bu durumda babanın çocuğuna bakamayacak ölçüde fakir olması halinde… 

Ya da çevre aşırı derecede ahlâken bozuk olup, doğacak çocuğun fitne ve fesat ortamında büyümesinden korkuluyorsa… 

Ya da buna benzer mücbir sebepler varsa… 

Dikkat ediliyorsa bu sebeplerin hepsi de “mücbir” kayıtlı zorunlu sebeplerdir. Bu demektir ki mücbir olmayan keyfî durumlarda hiçbir şekilde cevaz yoktur.  

Mücbir durumlarda bile, ilk kırk gün içinde ceninin alınmasını câiz görmüşlerdir.  

Helâl ve Câiz Olmayan Durumlar

Hanefî ulemâsından Cevâhir el-Ahlatî, İbni Âbidîn ve Al-Nehr ile Şafîi ulemâsından Ebu İshak el- Merzedî ve Remlî, cenin henüz nutfe veya kan pıhtısı halindeyken mazeret olmasa da alınabileceğine fetvâ vermişlerse de… 

Hâniyye ve Zehîre gibi Hanefî fıkıh kitapları bu görüşleri eleştirmişler; hac’da ihramlı bir kimsenin av hayvanının yumurtasını kırmakla “cinâyet” işlemiş kabul edildiğinden hareketle, aşılanmış kadın yumurtasının meşru mazeret olmaksızın düşürülerek imhâ edilmesinin helâl ve câiz olmayacağını beyan etmişlerdir.  

Yaratılacak çocuğun Hâlık-ı Rahîm’in mahlûku, memlûkü, abdi ve bütün hey’etiyle O’nun masnûu olarak; binde dokuz yüz doksan dokuz hisse sahibi Hâlık-ı Rahîm olduğundan2; mücbir bir sebep olmadan, teşekkül halindeki bir insan çekirdeğini düşürmeye veya aldırmaya fıkıh ulemâsı ihtiyatlı yaklaşmakta; ancak hayatî bir sebep olması durumunda cevaz vermektedir.

Dipnotlar:

1- Buharî, Nikah

2- Bediüzzaman, Mektubat, s. 80.

Okunma Sayısı: 169
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı