"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Elâlem bu makaleme ne der?

Harun SÖZLER
29 Temmuz 2026, Çarşamba
630 yılında Mekke’yi fetheden Sultan-ı Enbiya (asm), Kâbe’ye girdiğinde elindeki asâ ile putları tek tek devirmiş, asırlık şirkin izlerini birer birer silmişti.

Taştan putlar kırılmış, Kâbe hakikî sahibine teslim edilmişti. Peki ya bugün, kendi göğüs kafesimizin içinde büyüttüğümüz gizli putlar ne olacak? Zihnimizin en kuytu köşelerinde sakladığımız ve her gün önünde eğildiğimiz o modern ilâh: "Elâlem ne der?" kaygısı...

Bugün bir insan; ne giyeceğine, evini nasıl döşeyeceğine, evladını nasıl yetiştireceğine ve hatta inancını nasıl yaşayacağına karar verirken Yaratıcısının rızasını değil, toplumun algısını ölçü alıyor. Bu durum, farkında olmadan elâlemi hayatın merkezine koymak ve onu adeta, -hafazanallah- ikinci, gizli bir “ilâh” hâline getirmektir. İlâh; emirlerine mutlak itaat edilen, rızası her şeyden üstün tutulan ve kınamasından korkulan makamsa eğer; elâlemin rızasını Allah’ın rızasının önüne geçiren herkes bu gizli şirk tehlikesinin kıskacındadır.

Oysaki fânî dünyada, insanları memnun etmeye çalışmak nedendir? "Elâlem" dediğimiz o muğlak kalabalık, yarın tek başımıza gireceğimiz kabir kapısında bizi yapayalnız bırakacaktır. Mizan kurulup defterler açıldığında, Allah’a vereceğimiz hesaba elâlemin ne bir faydası ne de müdahalesi dokunabilir. Mahşerdeki o mutlak yalnızlıkta hiçbir beşer, "Ama elâlem ne derdi?" bahanesini bir mazeret olarak sunamaz. Kul ile Allah arasındaki o büyük hesabı, elâlemin dedikoduları asla etkileyemez.

Zihinlerdeki bu putu paramparça edecek muazzam bir ölçü: "Amelinizde rıza-yı İlâhî olmalı. Eğer O razı olsa, bütün dünya küsse ehemmiyeti yok. Eğer O kabul etse, bütün halk reddetse tesiri yok."¹ düsturudur.

Bu düstur, insanı toplumsal prangalardan kurtaran bir özgürlük ilanıdır. Hayatı "O ne der, bu ne der" dalgalanmalarından kurtarıp Allah'ın rızasına sabitleyen, tabiri caizse "Rabbim ne der?" diyen kişi, içsel bir huzura ve sarsılmaz bir özgüvene kavuşur.

Hem, hayatımızı, kararlarımızı ve hatta ahiretimizi feda ettiğimiz o "elâlemin" çapı nedir? Çoğu insanın hükmü yüzeyseldir, hem ekseriyetle kalabalıkların ölçüsü dinî yada kültürel hassasiyette olmaz. Bizi acımasızca eleştiren, hakkımızda fütursuzca hüküm veren insanlar içinde; bilgi, kültür, eğitim ve din anlayış seviyesi düşük olanlar olabilir. İslâm’ın temel ahlâkından habersiz, kendi hayatını bile doğru dürüst yönetemeyen eğitimsiz birinin dedikleri neden bizim hayat rehberimiz olsun? Zira görüşleri gerçekten kıymet verilecek olgunlukta olan bir kimse olsa, zaten bunu yadırgama ve arkadan konuşma şeklinde yapmaz; birebir nasihat veya tavsiye niteliğinde söylemesi gerekir.

İşte tam da bu sebeple, elâlemin kırılacak hatırları veya sığ tenkitleri karşısında duruşumuzu bozmamak adına kulağımıza küpe yapmamız gereken ikinci büyük düstur şudur:

"Hakkın hatırı âlîdir; hiçbir hatıra feda edilmez."²

Hak ve hakikat, bizim elâlem kırılmasın, darılmasın veya bizi alkışlasın diye eğip bükeceğimiz bir oyuncak değildir. Başkalarının geçici teveccühü için doğrudan, ahlâktan ve inancımızdan taviz vermek;  hakiki adalete ihanet etmektir.

Nasıl ki Sultan-ı Enbiya (asm) Mekke'yi fethettiğinde Kâbe'yi putlardan temizlediyse, bizler de kalbimizi ve zihnimizi hakikî bir fetihle temizlemek zorundayız. Kalbimizdeki "elâlem" putunu yıkıp, hakkın hatırını her şeyin üstünde tuttuğumuz gün, modern zamanların bu açık hava hapishanesinden kurtulup gerçek hürriyete kavuşacağız.

Dipnotlar; 

1- Lem'alar, s. 275.

2- Eski Said Dönemi Eserleri, s. 62.

Okunma Sayısı: 207
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı