"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

15 Temmuz’un hukukî muhasebesi-2

Ahmet BATTAL
29 Temmuz 2026, Çarşamba
İlk yazımızda Bakan Gürlek’in açıkladığı tablodan yola çıkarak darbe davalarındaki kitlesel hataları tesbit ettik.

İkinci dava grubu olan örgüt üyeliği davalarında da baştan itibaren ilk düğme yanlış iliklendi ve kitlesel zulümlere kapı açıldı. Şöyle: 

Darbe teşebbüsünü bir başlangıç ve suç örgütünün varlığı için yeterli delil sayıp ama darbeden geriye giderek yani zamanı ve hükmü geriye işleterek hüküm vermek yanlıştı.

Zira devlet ve siyaset nezdinde eskiden cemaat ve hatta “en makbul cemaat” sayılan bir yapının -darbeye kalkıştığı iddia dahi edilmeyen- mensuplarını “darbeye kalkışan terör örgütü”ne üye oldukları gerekçesiyle cezalandırmak yanlıştı. 

Ama bu yanlış bile isteye yapıldı, sürdürüldü. AİHM’in, -köşemizde de ayrıntılı olarak değerlendirdiğimiz- Yüksel Yalçınkaya pilot (öncü-grup) kararına ve Şaban Yasak (Büyük Daire) kararına ve benzeri çok sayıda karara rağmen, Yargıtay bu kararlara uymayı reddetmek suretiyle bu tutumunu sürdürüyor. 

Üstelik içlerinden bazılarının işlediği iddia edilen (“Ankara’yı parsel parsel peşkeş çekmek” gibi) somut suçlar, suç ortağı durumundaki hatırlı siyasîlere dokunmamak adına yargılama konusu edilmedi. Bu tutum kamu vicdanını daima sızlattı.

***

Bu davalarla ilgili olarak yine Bakan Gürlek’in açıkladığı tablo şöyle:

-Toplam adlî işlem yapılan kişi: 720.338 

-Takipsizlik (KYOK) verilen kişi: 373.594 

-Beraat kararı verilen kişi: 124.743 

Kaldı geriye 222.001 kişi. 

Bunlardan; 

-Halen cezaevinde bulunanlar: 10.485 (480 tutuklu, 375 hükümözlü/hükmen tutuklu, 9.630 hükümlü) 

-Davası derdest olanlar (devam edenler): 83.404 kişi 

-Hakkında yakalama kararı bulunanlar (yargılama başlamadan ya da bitmeden yurt dışına kaçanlar ya da gaip olanlar): 33.827 kişi 

Kaldı geriye 94.285 kişi. 

***

Örgüt üyeliği yargılamaları ile ilgili olarak yukarıda aktardığımız rakamların özeti şu: 

Yaklaşık 90 bin kişi yargı tarafından “devletin silahıyla terör eylemi yapan terörist” sayılmış, cezasını çekmiş çıkmış. Ama belli ki bunların önemli bir kısmının dosyası AİHM’den “ihlal var” kararı ile dönmeyi bekliyor. Erken bir kıyamet kopmazsa Türkiye devleti bunlarla da eninde sonunda yüzleşecek. 

Buna karşılık yaklaşık beş yüz bin kişi hakkında takipsizlik ve beraat kararı verilmiş. Beraat alanların büyük çoğunluğunun da süreç içinde içtihatlarda -AİHM’in de dolaylı etkisiyle- yaşanan iyileşmeler sebebiyle önce mahkûmiyet ve sonra beraat aldığını unutmayalım.  

Yine bunların büyük kısmının sadece nezarette (gözaltında) değil kısa ya da uzun bir süre cezaevinde kaldığını da hatırlayalım. 

Soruşturulanların % 70’i sonuçta aklanmış! 

“Ne güzel, beraat etmişler, adalet tecelli etmiş” denemez. Zira bu rakam hem büyük çoğunluğunun gözaltı ya da hapishane süreci yaşamış olması sebebiyle ve hem de tamamının devlet tarafından ve onun kontrolündeki toplum tarafından “…öcü” olarak damgalanmış olması sebebiyle, “lekelenmeme hakkı”nın ihlali açısından dehşet bir rakam. Şu ya da bu sebeple mazur görülmesi mümkün değil. 

Üstelik bu kişilerin büyük çoğunluğunun, beraata rağmen devletten ve memuriyetten uzaklaştırıldığı, hatta bazılarının bir tür sivil ölüme mahkûm edildiği, yine neredeyse tamamının ailelerinin de aynı haksız damgadan nasibini(!) aldığı da açık. 

Yani “pardon” denen kişi sayısına ve oranına bakıldığında, on yıldır yapılan yanlışların, Av. Safa Mürsel gibi uzmanların da tesbit ve ifade ettiği üzere, bilinçsiz ve bireysel değil bilinçli ve kitlesel olduğu açık. 

Devam edelim...

Okunma Sayısı: 3829
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Burhan Kula

    2.08.2026 15:59:03

    15 Temmuz gibi önemli bir olayn nasıl olurda Meclis raporu kayıp olur, bitanemi rapor çıkıyo, elle mi yazdılar, hiç mi bir bilgisayarda pdf exel kaydı yok, aklınız alıyormu bu durumu? neyi gizliyorlar

  • Abdurrahman

    29.07.2026 14:42:20

    Ayeti Kerime. Zalimlerin yanında olmayın; sonra ateş sizi de yakar. Allah’tan başka dostlarınız olmadığına göre bir yerden yardım da göremezsiniz! Hud Suresi.113. Zulüm, “din ve ahlâk kanunlarıyla belirlenen sınırları aşmak, adalet, hakkaniyet ve eşitlik ilkelerine aykırı davranmak” demektir.

  • Ayşenur Ketenci

    29.07.2026 13:58:08

    Herkes her şeyi biliyordu Mehmet Fırat hocam..

  • Cemil Toprak

    29.07.2026 13:56:58

    Hocam ellerinize sağlık. Adaletin olmadığı yerde hakkı savunmanın bedeli ağır olabilir ama zaten bunları yazmak ehl-i hakikatin görevi değil mi? Mazlumlara zulüm uygulamaya devam edildikçe, haklıya hakkı verilmediği sürece adaletin dozunu tartışmak, zulme göz yummanın zımni bir kabulüdür.

  • Cengiz A.

    29.07.2026 12:59:32

    Yazınız için çok teşekkürler. Meseleyi çok güzel özetlemişsiniz. Mağdur insanların acısını daha da artıracak beyanatlarda bulunmak hiçbir müslümana yakışmazdı. Yazınız kitlesel kıyımı duyurmak, yapılan haksızlıkları dile getirmek adına çok değerli.

  • Murat Yaşar

    29.07.2026 12:47:33

    Allah razı olsun. Çok güzel bir yazi dizisi. Iktidarin beraat verdiği kişiler kamuoyunda terör damgası ile açılan yara çok büyük maalesef. Suçlu gösterdiğiniz memurlar Madem beraat aldı o zaman suçsuz göreve iade edilmesi lazım. Kaybolan haklarının tazminatı verilmesi lazım. Maalesef iktidar kendi ile çelişiyor. Bir hırs uğruna o kadar zulüm yapidi ki

  • Mehmet Fırat

    29.07.2026 11:19:37

    Bir topluluğa duyduğunuz öfke, sakın sizi adâletsiz davranmaya sevketmesin! Adâletli olun; takvâya en uygunu, en yakışanı budur ( Miade 8). İnsaflı, indi düşünceler ile değil bir hukukçu gözü ile yapılan değerlendirmeler.

  • Turgay Namdar

    29.07.2026 10:16:24

    İşin bir de kader boyutu var. Adalet-i İlahi var. “Zarara rızasıyla girene merhamet edilmez.” “Gayrı meşru muhabbetin neticesi merhametsiz azap çekmektir“ “İnsanlar zulmeder, kader adalet eder” Kadere tarziye vermesi gerekenler malesef burnundan kıl aldırmıyor. Ha gayret mağrurane inat etmeye devam.. “musibet-i ammenin devamına ve idamesine, belki teşdîdine kader-i İlâhiyeye fetva verirler; “Biz buna müstehakız” derler.

  • Ahmet

    29.07.2026 04:57:00

    Mağduriyetleri çok güzel dile getirmiş siniz, Allah iki cihanda aziz eylesin

  • Müjdat Bayar

    29.07.2026 04:37:36

    Şüphesiz mezkûr mesele de imtihanın bir parçası. Kimi iktidar olarak, kimi vatandaş olarak bu fitneyi yaşadı veya yaşıyor. Görmezden gelenler, oh olsun diyenler, zulme bahane arayanlar; âdil olanlar, zulmü alkışlamayanlar, gücün kalben de olsa yanında olmayanlar... Hazreti Allah, cennet ve cehennemi boşuna yaratmadı.

  • Asım Bera

    29.07.2026 01:34:56

    Nisan - 2017 Genç Yorum Dergisindeki "Darbe karşıtları parmak indirsin" yazınızın, bilhassa orada yaptığınız tasnifin, 15 Temmuzun 10. yılı münasebetiyle tekrar bir üzerinden geçmeniz mümkün mü acaba? Bu yazı diziniz ile de muvafık düşer kanaatindeyim. Yalnız o yazınızda "Darbe teşebbüsü"nü ele alarak yaptığınız tasnifi, 15 Temmuz'un 10 yılda geldiği noktayı ele alarak yapabilir misiniz? Kaleminize sağlık...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı